Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

02/09/2011

Danimarka’dan İsveç’e



Geçen haftalarda LERU (League of European Research Universities) tarafından organize edilen “Equal and Sustainable Infrastructures” (Eşit ve Sürdürülebilir Altyapılar) konferansına katıldım. Konusundan daha gitmeden çok ilgimi çekeceğini bildiğim konferansın başladığı andan son dakikaya kadar sunulan ve tartışılan her konuyu sizinle paylaşmak, öğrendiklerimi anlatmak için hiç durmadan notlar aldım. Ama önce sizlere biraz konferansın yer aldığı ülkeden ve buranın kültüründen bahsetmek istiyorum.

İsveç’teki Lund Üniversitesi’nin Helsingborg’daki kampüsünde gerçekleşen konferansta sürdürülebilir su kullanımından cinsiyet eşitliğine, atıkların ihtiyaç duyulan kaynaklara dönüştürülmesinden kentsel yenileme projelerine kadar farklı konular tartışıldı. Sabah oturumlarında kendi alanlarında uzman olan araştırmacıların konuşmalarının ardından günün geri kalanında konferansa katılan öğrenciler farklı tartışma guruplarına ayrılarak daha önceden belirlenmiş sürdürülebilirlikle ilgili çeşitli konularda fikir üreterek bilgi alışverişinde bulunma fırsatı buldu.

Avrupa’nın en iyi üniversiteleri arasında yer alan Lund Üniversitesi 1666 yılında kuruldu. Okulda eğitim gören 46000 öğrenciden yaklaşık 3000’i doktora yapıyor. Üniversite’nin toplam 8 fakültesi, 6000 çalışanı var. Burda araştırma yapan 562 profesörden yüzde on sekiz (18%)’i kadın. Üniversite özellikle cinsiyet eşitliği konusuna çok önem verdiğinden bu oranı en az yüzde elli (50%)’ye kadar çıkarmak için çeşitli çalışmalar sürdürüyor. Mühendislik, hukuk, tıp, ve birçok farklı bilim dalında eğitim veren üniversitenin esas kampüsünün bulunduğu Lund şehrine ek olarak Helsingborg, Malmo ve Ljungbyhed bölgelerinde de farklı kampüsleri bulunuyor.

İsveç’in dili bir Kuzey Cermen dili olan ve Norveççe gibi dillerle yakın akraba olan İsveççe’dir. 1 Ocak 1995'ten beri Avrupa Birliği'nin üyesi olan ülke halen kendi para birimi olan İsveç Kronu’nu kullanıyor. Helsingborg ülkenin güneyinde yer alan 95000 nüfuslu bir deniz kenti. Kent, Danimarka'ya ve Avrupa'nın Baltık kentlerine olan yakınlığından ötürü, tarihi boyunca önemli bir konumuda olmuştur. Helsingborg’a Danimarka’nın başkenti Kopenhag’dan trenle veya Danimarka sınırındaki Helsingor şehrinden feribotla ulaşmak mümkün. Biraz daha zahmetli olsa da ben oyumu tren yerine feribottan yana kullandım. Bu yolla Danimarka ve İsveç arasındaki denizde kısa bir seyahat edebilir, İsveç kıyılarına yaklaşırken ülkenin güzelliğine yakından şahit olabilirsiniz.

Helsingborg’a varan feribotun hemen suyun yanındaki tren istasyonunun tam yanında durması ve feribotla ülkeye ulaşan yolcuların direk olarak merkezi tren istasyonuna inmesi büyük bir avantaj. Danimarka ve İsveç birbirine o kadar yakın ki nerdeyse bir ülke hissi veriyorlar. Aralarında tatlı bir rekabet bulunan iki ülke de insanın gözüne yaşanılası bir ortam sunuyor. Buraya okumak için gelen nerdeyse tüm yabancı öğrenciler kısa bir süre içinde kendi istekleriyle aldıkları ek kurslar sayesinde İsveççe öğreniyor, bu dilin öğrenilmesi kolay bir dil olduğunu düşünüyor.

İsveç’in vatandaşlarına sunduğu en iyi olanaklardan biri bedava üniversite eğitimi! Buna ek olarak devlet ihityacı olan tüm öğrencilere kişisel ihtiyaçlarını karşılamak için her sene belirli bir miktar burs da veriyor. Konferans’a katılan öğrencilerden aslen Alman ama son 6 senedir İsveç’te yaşayan Manuela ile İsveç kültürü ve burda öğrenci hayatı hakkında sohbet etme fırsatı buldum. Manuela tüm sene boyunca kaldığı yurt için yaz aylarında kira ödemediğinden bahsediyor. Öğreniyorum ki İsveç, haziran başından ağustos ayı sonuna kadar yazları 3 ay boyunca yurtlarda kalmak isteyen öğrencilerinden kira almıyor. Çünkü yaz mevsiminde okulların kapanmasını fırsat bilerek farklı mesleklerde çalışan ve bu yolla kendi geçimlerini sağlamaya çalışan öğrencilere devlet de destek olmak istiyor. Üniversite’nin esas kampüsünün bulunduğu Lund şehrinde dönem boyu ödenen öğrenci yurtlarının ücretleri İngiltere’deki fiyatların nerdeyse yarısı kadar.

İsveç’in sınır komşuları batı ve kuzeyden Norveç, doğudan ise Finlandiya'dır. Konferansta Finlandiya’lı Eeva ile tanışıyorum. 5,400,000 nüfuslu Finlandiya’da insanların genellikle yönetimden mutlu olduklarından, finansal açıdan kötü günler geçiriyor olsa da Avrupa Birliği’nin bir parçası olmaktan memnun olduklarını konuşuyoruz Eeva ile. Günün sonunda Finlandiya küçük bir ülke olduğundan büyük bir gücün parçası olmak onlara güven veriyor. İsveç gibi Findlandiya da öğrencilerine tamamen ücretsiz üniversite eğitimi sunuyor. Bu yetmezmiş gibi bir de üniversitede okumak isteyenleri ödüllendirmek, üniversite eğitimini teşvik etmek için her ay 350 Euro civarında bir miktarı her öğrencisine destek olarak veriyor. Yani öğrenciler okudukları süre boyunca ödeniyorlar! Eğitime önem veren insanların bu ülkeleri imrenmemesi mümkün değil.

Güneyinde yer alan Öresund Köprüsü ile Danimarka'ya bağlı olan İsveç’in kültürünü anlatıyor Manuela. Anlattıklarından insanların birbirine olan saygısı ön plana çıkıyor. İnsanlar arasında hiyerarşinin pek olmadığını öğreniyorum. Bunun en güzel örneği ülkedeki aile yapısı. İsveçli aileler çocuklarını birer yetişkin birey olarak görüyor. Bizim alışkın olduğumuz aile yapısının tersine, İsveç’te anne babalar çocuklarının küçük yaştan itibaren kendi seçimlerini yapmalarını teşvik ediyor. Aile içinde çocukları da ilgilendiren konularda çocukların da fikrini alan veliler, çocuklarının düşüncelerine saygı duyuyorlar. Bu şekilde yetişen çocuklar çoğunlukla kendi ayakları üzerinde duran, kendinden emin bireylere dönüşüyor. Özellikle ülkesi Almanya’nın otoriter yönetimine kıyaslandığı zaman bunun ne kadar farklı bir yetiştiriliş tarzı olduğuna dikkat çekiyor Manuela.

İnsanlar arasındaki saygı ve hiyerarşi eksikliğinin bir başka güzel örneği çalışma ortamları. İsveçli yöneticilerin çalışanlarına kahve yapması alışılagelmiş bir hareket. Seviye farkı olmaksızın çalışanlar birbirlerine bir takdir ve nezaket göstergesi olarak saygılı davranmayı kültürlerinin bir parçası haline getirmiş. Bunu konferansın açılışını yapan bölüm başkanının tavırlarından bile kolayca anlamak mümkün. Tüm katılımcıları arkadaş canlısı ve güvenilir bir yaklaşımla selamlayan İsveçli profesör, herkesi kısa zamanda rahat hissettirmeyi başarıyor.

Genel olarak İsveçliler birbirlerine güveniyor. Mesela herhangi bir devlet dairesini telefonla arayarak hiçbir kimlik ve benzeri bilgiye gerek duyulmadan işinizi rahatlıkla görebiliyorsunuz. Çünkü kimse sizin yalan söyleyebileceğinizi düşünmüyor, size güvendiğinden işinizi zorluk çıkarmadan hallediyor. Hasta olduğundan dolayı ders kaçıran öğrenciler bir sonraki gün öğretmenlerine bunu söylediklerinde rapor getirmeden rahatlıkla derse katılabiliyor çünkü dersi veren eğitimciler öğrencilerine güveniyor.

Önümüzdeki hafta Helsingborg kentinden ve İsveç geleneklerinden bahsedecek, ülkenin sosyal yapısına değineceğiz.


Çise Ünlüer (4 Eylül 2011)
ciseunluer@gmail.com

No comments:

Post a comment