Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

09/07/2010

SU



Kullanılmadığı zamanlar dakikada bir damla su sızdıran bir musluğun yılda yaklaşık 13bin litre suyu boşa akıttığını biliyor muydunuz? Musluklardan sıcak su sızıntısı fazla su kullanımı ve enerji israfı demektir. Mutfakta tüketilen su miktarı evde tüketilen toplam suyun yüzde on (10%)’unu oluşturduğundan, bu alanda yapılan su sarfiyatını önlemek büyük önem taşımaktadır. Pişirme, temizleme, yıkama ve içme amaçlı su kullanımında birkaç noktaya dikkat ederek harcamalarımızı kolaylıkla kısabiliriz. Örneğin, kirli bulaşıklarımızı elle veya bulaşık makinesinde yıkamadan önce su dolu leğende ıslatarak kirleri yumuşatabiliriz. Kirli bulaşıkları akar musluk suyu ile yıkamak yerine leğen içindeki su ve deterjan yardımı ile bulaşıkların kirlerini çıkardıktan sonra musluğu yavaşça açarak çalkalama ve durulama yapabiliriz.

Sebze ve meyvelerimizi akar suyun altında tutarak değil, bir kabın içinde yıkamak daha az su harcamamıza neden olur. Yıkama sularını daha sonra bahçemizdeki çiçekleri sulamak için tekrar kullanabiliriz. Ispanak, semizotu, pazı gibi yeşil yapraklı sebzeleri ayıkladıktan sonra ilk yıkama suyuna sirke koyarsak sebzeler daha kolay temizlenir. Elde bulaşık yıkarken mümkün olan en az miktarda deterjan kullanmak gerekir çünkü daha az deterjanı durulamak daha kolaydır. Denizdeki balıklar ve diğer canlıları da düşünecek olursak, deterjan yerine doğal yeşil sabun kullanmak en duyarlı yaklaşım şeklidir. Suyu boşa akıtmayarak ve sadece ihtiyacımız olduğu kadarını ısıtarak elektrik ve gaz masrafından kısabiliriz. Musluğun altına yıkadığımız tabakları üst üste koyduktan sonra durulamaya başlamak daha az suyla temizlemeyi mümkün kılar. Elde yıkanılan bulaşıkların durulama suyunu biriktirip tuvaletlere dökmek için kullanabiliriz. Bunun yanında, makarna ve sebze gibi yemeklerin haşlamak için kullanılan suyu dökmeyerek, çorbalarımızda kullanabiliriz.

Çoğu yiyecekleri pişirmek için az su kullanmanın yeterli olduğunu aklımızda bulundurarak, bu amaç için gereğinden fazla su kullanmaya çekinmeliyiz. Pişirdiğimiz kabın kapağı kapalı olursa yiyeceklerin vitamin ve minerallerinin mümkün oldukça devam etmelerini sağlayabiliriz. Sebzeleri yüksek ateşte kaynatmak yerine düdüklü tencerede ya da kısık ateşte az suyla pişirerek hem sebzelerin besin değerlerinin daha az kaybolmasına neden olur hem de daha az su kullanarak hedefimize ulaşırız. Buzluktaki yiyeceklerin ve diğer donmuş gıdaların buzunu eritmek için su kullanmamalı, ve bu tür gıdaların buzlarını buzdolabının alt gözünde bir gece bekleterek çözmeliyiz. Buzluktan çıkardığımız yiyecekleri gevşetmek için su kullanmak yerine bir gün önceden buzluğun alt göze koyarak sabahleyin yiyeceği gevşetmek mümkündür. Donmuş yiyeceklerin buzu çözülsün diye akar suyun altına tutmak yerine kullanmadan bir gece önce buzdolabında çözülmeye bırakarak daha sağlıklı bir yolu tercih etmiş oluruz.

Kapımızın önününü veya balkonumuzu temizlerken hortumla su tutmak yerine süpürge kullanmalı, yeniden kullanabileceğimiz suyu asla atmamalıyız. Bir litre bitkisel atık yağın, bir milyon litre suyu kirlettiğini aklımızda bulundurarak yemeklerimizden çıkan atık yağlarımızı lavaboya dökmek yerine geri dönüştürmenin yollarını araştırmalıyız. Normal musluklar dakikada 8-27 litre su tüketirken, düşük akımlı aeratörlü musluk kullanarak su tüketimini yarıya düşürebiliriz. Bu musluklara takılan aparatlar düşündüğümüzden çok daha hesaplıdır. Muslukların su damlatmasını önlemek, litrelerce suyun ziyan edilmesini engellediği için büyük önem taşır.

Sıcak su borularını yalıtkan malzemeyle kaplamak doğru yalıtımın yapılması açısından gereklidir. Böylece, boruların ısınmasını beklerken musluğu açıp suyu ziyan etmemiş oluruz. Aşırı derecede ısınmış suyu soğuk suyla ılıtmaya çalışmak israf olacağından sıcak su tertibatımızda termostat ayarının çok yüksek olmamasına özen göstermeliyiz. Buna ek olarak, yağmur suyunu biriktirecek büyük su tankları kullanarak büyük tasarruf sağlanılabilir. Su kıtlığı çeken ülkelerde yağmur suyu biriktirilerek evin su tertibatına dahil edilebilmektedir. Yağmur suyu özellikle bahçe sulamak ve araba yıkamak için kullanılabilir. Bu tür bir su tankı için evlerimizde yeterli yer yoksa yağmur yağdığında kovalarda ve leğenlerde su biriktirebiliriz.

Evlerde kullandığımız elektrikli aletlerin de çalıştıkları zaman boyunca suya ihtiyaç duyduklarını unutmayarak, mümkun oldukça evdeki bulaşık ve çamaşır makinelerimizi tam olarak doluyken ve düşük derecelerde çalıştırmalıyız. Evimizdeki tüm musluklarda su tasarrufu sağlayan başlıklar kullanmalı, dişlerimizi fırçalarken ya da traş olurken musluğu açık bırakmamalıyız. Daha önce bahsettiğimiz gibi evlerde kullandığımız suyun yaklaşık yüzde otuz (30%)’u tuvalet sifonunun çekilmesiyle tüketilir. Her sifon çekişimizda yaklaşık 10 litre su harcıyoruz. Bu nedenden dolayı, standart modellere göre daha az su tüketen klozetleri tercih etmek, evlerimizde kullandığımız su miktarının büyük bir ölçüde azalmasına yardımcı olabilir.

Bilimden sanata, teknolojiden ekonomiye kadar her alanda su, insan yaşamının vazgeçilmezi. Bu kaynağa o kadar bağımlıyız ki, sınırlı olduğunu bazen unutabiliyoruz. Nitekim tehlike çanları çalmaya başladı. Ancak çözüm için geç değil. Su kaynaklarımızı toplum olarak korumanın yanı sıra bireysel su tasarrufu yöntemleriyle de yaşam standardımızı belirleyen ve dolayısıyla kültürümüze de hayat veren su kaynaklarımızı gelecek nesillere bırakabiliriz. Unutmamalıyız ki, her insan temel ihtiyaçlarını gidermek için günde en az 25 litre suya gereksinim duymaktadır. Çeşmemizdeki suyu boşa akıtırken ya da küvetimizi düşüncesizce doldururken bu miktara erişimi olmadığı için kirli su kullanmaktan başka bir şansı olmayan ve bu durumdan dolayı birçok hastalıkla savaşmak zorunda kalan bir milyar insanı düşünün!

Çise Ünlüer (11 Temmuz 2010)
ciseunluer@hotmail.com

No comments:

Post a comment