Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

30/07/2010

Et Yemek ya da Yememek



Sağlıklı yaşam; kişilerin ciddi ve tedavisi zor hastalıklara yakalanmadan, hem bedensel, hem de duygusal ve ruhsal yönlerden üstün durumda, uzun yıllar zevk alarak yaşamlarını sürdürmeleri demektir. Birey olarak sağlıklı bir yaşam amaç olmalıdır. Çok küçük yaşlardan başlayarak oluşan beslenme alışkanlıkları kişilerin sağlığını belirleyen en önemli faktörlerden biridir.

Belirli nedenlerden dolayı yiyeceklerden balık, et ve kümes hayvanlarını kesinlikle kullanmayıp süt ürünlerini ve yumurta gibi besinleri tercih eden insanlara “vejeteryan” denmektedir. Kendi aralarında “veganlar”, “lakto vejeteryanlar” ve “lakto-ovo vejeteryanlar” olmak üzere 3 ana gruba ayrılan vejeteryanların en yaygın olan grubu lakto-ovo vejeteryan grubudur. Bu gruptaki insanlar kırmızı ve beyaz et tüketmezler, fakat yumurta ve süt ürünlerini tüketirler. Lakto vejeteryan grubu ise kırmızı ve beyaz et tüketmedikleri gibi yumurta ve süt ürünleri de tüketmezler. Tüm vejeteryanlar arasında en katı kurallara sahip olan grup ise veganlardır. Veganlar, bal, yoğurt, muhallebi, ve dondurma gibi içeriğinde hayvansal ürün barındıran hiçbir gıda maddesini tüketmezler.

Peki vejeteryan olmanın kişisel ve toplum bazında ne gibi faydaları vardır? Et yememek, yağ tüketimini azaltmanın en etkili ve kolay yollarından biridir. Günümüzde, modern çiftliklerde yetiştirilen hayvanlar daha çok kar elde etmek için kasıtlı bir şekilde farklı metodlar kullanarak şişmanlatılmaktadır. Bu alanda yapılan birçok araştırma, yağlı et tüketiminin kalp krizine ve kansere yakalanma riskini artırdığını kanıtlamıştır.

Düşünülmesi gereken bir diğer önemli konu ise hayvan haklarıdır. İnsanoğlunun tabağını süslemek için her dakika binlerce hayvan insanlık dışı bir şekilde mezbahalarda öldürülmekte ve bu işlem boyunca acı çekmektedir. Her geçen saniye milyonlarca bir-günlük erkek civciv, yumurtlama şansı olmadığı için bazen ezilerek bazen de boğularak öldürülmektedir. Ölen civcivler daha sonra gübre şeklinde diğer hayvanlara yem olarak kullanılmaktadır. Yalnızca ABD’de her saat 500bin adet hayvanın eti için öldürüldüğünü düşünmek bile bir yerde bir hata yaptığımızın yeterli kanıtıdır.

Dünya üzerinde et yiyen bir kişi hayatı boyunca ortalama 36 adet domuz, 36 adet koyun ve 750 adet tavuk veya hindi tüketmektedir. Peki insanlar kadar acıyı ve korkuyu hissedebilen bu hayvanlar içlerinde bulundukları durumun ne kadar farkındadır? Bir yaşındaki hayvanların 6 haftalık bebeklere kıyasla daha fazla zihinsel düşünce gücüne sahip olduğunu, ve domuz ve koyun gibi hayvanların küçük çocuklardan daha zeki olduğunu akılda tutarak düşünecek olursak... Bu canlılar gibi son saatlerimizi bir kamyon kasasında dehşet içindeki yüzlerce hayvanla aynı kafese paketlenmiş bir şekilde ve sonra birden kanla ıslanmış bir ölüm odasına acımasızca itilerek geçirmek ister miydik? Et yiyen herkes, hayvanlara yapılan bu muameleye göz yummuş ve bunu desteklemiş sayılır.

Düzenli bir şekilde et tüketmenin insan sağlığı üzerindeki etkileri sandığımız kadar iç açıcı değil. Her yıl, milyonlarca gıda zehirlenmesi vakası kaydedilmektedir ve bunların çok büyük bir kısmı et yemekten kaynaklanmaktadır. Et yediğimizde hayvanların beslenmesi boyunca kullanılan hormonları da tüketmiş oluyoruz. Çoğu hamburger etlerinin dörtte biri, sığırlara verilen büyüme hormonlarını içermektedir. Bu hayvanları yetiştirirken sakin tutmak için sakinleştirici ilaçlar, ve çeşitli enfeksiyonlarla başa çıkmak için rutin olarak antibiyotik kullanılmaktadır. Et yediğimizde bu ilaçları da vücudumuza almış oluyoruz. Büyüme hormonları ve ilaçlara ek olarak, tükettiğimiz etlerin hayvanların kuyruk, ayak, rektum ve omurilik kısımlarını da kapsıyor olabileceğini, günlük hayatta düşünmeden tükettiğimiz sosisler gibi besinlerin öğütülmüş bağırsak ihtiva edebileceğini, ve bu bağırsakların öğütülme esnasında boş olduğundan hiçbir zaman emin olamayacağımızı akılda tutarak, yiyecek seçimlerimizi tekrardan gözden geçirmenin yararı olacaktır.

Et yiyenler arasında kansızlık, apandisit, arterit, meme kanseri, kolon kanseri, prostat kanseri, kabızlık, diyabet, safra taşı, gut, yüksek tansiyon, hazımsızlık, obezite, hemoroid ve varis gibi hastalıklar daha yaygındır. Ömür boyu vejeteryan olanlar et yiyenlere kıyasla yüzde yirmi iki (22%) oranında daha az sıklıkla hastaneye gitmektedir. Vejetaryanların kolesterol seviyesi et yiyenlere kıyasla yüzde yirmi (20%) daha düşüktür ve bu da kalp krizi ve kanser riskini önemli ölçüde düşürmektedir.

Sosyal açıdan inceleyecek olursak, bugüne kadar yetiştirdiği bitkileri daha sonra kesip yiyeceği hayvanlara yedirmek yerine insanoğlu kendisi tüketseydi, dünyadaki açlık sorununun bir gecede ortadan kalkacağını biliyor muydunuz? Örneğin, 40 dönümlük bir arazi sadece 20 kişiye yetecek kadar sığır eti üretebilirken, bunun yerine 240 kişiyi beslemeye yetecek kadar buğday üretimini sağlayabilir. Her yıl yaklaşık 60 milyon kişi açlıktan ölmektedir. Bu kişilerin hayatının, sığırların ya da diğer çiftlik hayvanlarının şişmanlatılması için kullanılan tahılları yiyerek ya da Amerikalılar’ın sadece yüzde on (10%) daha az et tüketmeleri durumunda kurtarılabileceğini biliyor musunuz?

Peki bu durumun doğa ve hızla etkilerini göstermeye başlayan küresel ısınma üzerindeki etkileri nelerdir? Dünyadaki yağmur ormanlarının yarısı hamburgerlerimizdeki sığırların otlatılmasını mümkün kılacak şekilde yer açılması için yok edilmekte, sera gazlarının yüzde yirmi (20%)’si ormanların yakılması sonucu oluşmaktadır. Yağmur ormanlarının yok edilmesiyle her yıl yüzlerce hayvan türünün soyu tükenmektedir. Sürdürülebilir olmayan bir şekilde gerçekleşen hayvan yetiştirilmesinden etkilenen bir diğer doğal kaynağımız da sudur. Dünyadaki tatlı su kaynakları hayvancılık yüzünden giderek hızla kirlenmekte ve yok olmaktadır. Örneğin, 2.2 lira değerinde bir etin üretimi için 17bin litre su harcanmaktadır.

Vejeteryanlar, et yiyenlere kıyasla daha sağlıklı ve formdadır. Ancak, şu ana kadar hep faydalarından bahsettiğimiz vejeteryan beslenmenin dikkat gerektiren hususları da vardır. Tek yönlü beslenme sağladığı için özellikle bebekler, çocuklar ve hamilelerin vücutlarında vejeteryan beslenme sonucu Fe, riboflomin, B12, çinko, kalsiyum ve protein eksiklikleri görülebilir ve bu eksiklikler önemli sağlık sorunlarına neden olabilir. Herhangi bir sağlık sorunun oluşmasını önlemek için mutlaka uzman birinden yardım almak gerekir. Uzman birisinin hazırlayacağı bir beslenme planı eşliğinde doğru adımları atmak hem sağlığımız için yararlıdır hem de çevreye karşı gösterdiğimiz duyarlılığın bir getirisi olarak eşi benzeri olmayan bir iç huzur sağlar.


Çise Ünlüer (31 Temmuz 2010)
ciseunluer@hotmail.com

No comments:

Post a comment