Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

09/09/2011

Bir Fika’nın kırk yıl hatırı var!



İsveçliler’in günlük alışkanlıklarından bir tanesi ‘Fika’ diya adlandırdıkları kahve ve yanında yenilen tatlı keyfi. Genellikle günde 2 defa gerçekleştirilen bu aktivite, sabah 9 ve öğleden sonra 3 civarı ülke genelinde çalışma arası molası olarak ortamları renklendiriyor. İsveç’te fika olmadan toplantı olmaz diye hatırlatıyor Manuela.

Eşitliğe verilen önem

Genellikle eşitliğe inanıyor İsveç halkı. Başka ülkelerden çalışmak için gelen insanları eşit görerek, onları halka kazandırmak istiyor. İsveç’e okumak için Amerika, Nijerya ve Almanya gibi başka ülkelerden gelen birçok yabancı öğrenci ile tanışıyorum konferansta. Bu öğrencilerin nerdeyse tümü eğitimleri boyunca kendi istekleri ile İsveççe öğrenmiş. Eğitimlerini tamamlayınca da ülkelerine geri dönmek yerine İsveç’te hayatlarını sürdürmek istemelerinden bu ülkeyi ne kadar sevip benimsedikleri kolaylıkla anlaşılıyor.

İsveçliler’in “Lagom” diye bir sözü var. Lagom “ne çok az ne çok fazla” anlamına geliyor. Kahvenin yanında istenilen şeker miktarını belirlemek gibi basit kullanımlardan insan karakterini anlatmaya kadar geniş bir kullanıma sahip lagom kelimesi. İnsanların ne çok hırslı ne de çok mütevazi, sadece dürüst olmaları teşvik ediliyor. Başarıyı hırslı, rekabete dayalı bir sisteme göre değerlendiren Amerika’ya kıyaslandığı zaman tam tersine, kişisel başarıların gösteriş yapacak şekilde gözler önüne sürülmesi İsveç’te takdir gören bir davranış değil. Tam tersine, insanların iyi oldukları yanlarını başkalarını desteklemek için mütevazi bir şekilde kullanmaları teşvik ediliyor. Belirli yönlerden zayıf olan insanlara fazladan destek veriliyor, herkesin eşit seviyeye gelmesine önem gösteriliyor İsveç’te. Eğitim ve çalışma ortamlarında eksiklik gösteren insanlar arkadaşlarından eleştirinin tersine destekleyici ve yapıcı öneriler alarak gelişimlerine olumlu bir şekilde katkıda bulunuluyor. Çünkü burda “eşitlik” gerçekten önemli bir kavram.

Araba girmeyen yollar

İsveç’in diğer bir güzel yanı yaygın bir şekilde ülkenin tüm noktalarına kolay ulaşımı sağlayan toplu taşımacılığı. Helsingborg dahil olmak üzere çoğu şehirde arabaya ihtyaç duymadan yaşanılabiliyor. Kentin taşlı sokaklarından bisikletleri ile geçen insanları görmek insana mutluluk veriyor. Bisikletle gidilemeyecek mesafeler de rahatlıkla tren veya otobüslerle gidilebiliyor. Ayda 110 Euro kadar bir ücrete 1 ay boyunca Scania şeklinde adlandırılan İsveç’in tüm güney bölgelerini sınırsız miktarda ziyaret edebilirsiniz. Scania (İsveççe’de “Skane”) bölgesi İsveç’in güneyindeki 25 ili içine alan bölge. Scania’nın en büyük şehri olan Malmo 300,000lik nüfusuyla İsveç’de en çok insanın yaşadığı üçüncü büyük şehir.

Helsingborg’da yeşil yaşam

Konferansın yer aldığı Helsingborg kenti tarihi binalarla dolu. İnsanlar tarihle iç içe yaşıyorlar ama çevreye olan saygılarından herşey yüzlerce sene önceki gibi aynen duruyor. Her ne kadar da hayranlık duyulacak bir olay olsa da, İsveç yönetimi, nerdeyse tümü tarihi önem taşıyan binalara verilecek herhangi bir zararı önlemek için bu yapılara güneş panelleri ve benzeri yenilenebilir enerji aygıtları takılmasına izin vermiyor. Ancak bölgede yaşayan gençler bir araya gelerek bu ve benzeri konularda adımlar atıyorlar, tarihlerini yok etmeden geleceklerini kurma yolunda çalışıyorlar. Girişimlerinden bir tanesi yaşadıkları bölgelerde kendi organik yiyeceklerini yetiştirmek. Bu gençler, biraraya gelerek kendi yarattıkları şebekelerde ürettiklierini birbirleri ile paylaşıyor, yetenekli oldukları alanlarda başkalarına yardımcı oluyorlar.

Doğruyu söylemek gerekirse İsveç, İngiltere ve Almanya başta olmak üzere Avrupa’nın diğer ülkeleri kadar geri dönüşüm yapmıyor. Konferansın devam ettiği 4 gün boyunca yaklaşık 4000 tane plastik bardak kullanıldığını ve bunların geri dönüşüm yerine çöpe gittiklerini öğreniyorum organizatörlerden. Sürdürülebilirlik konulu bir toplantı olunca insan ister istemez işin bu yönünü de düşünmeden edemiyor. Daha sonra tanıştığım, önceleri politikacı olan ama daha sonra iletişim okumak için üniversiteye geri dönen İsveçli anne Tutti’den öğreniyorum ki yaşam alanlarında da durum çok farklı değil. Tutti’ye göre evlerde de geri dönüşüm yapmaları için her aileye gereken bilgi ve malzemeler verilmiyor. Avrupa’nın İngiltere ve Almanya başta olmak üzere farklı ülkelerindeki yerleşim yerlerinde yaygın olarak görülen geri dönüşüm kutuları burada nadiren karşınıza çıkıyor. İnsanlar evlerinde kullandıkları yiyecek paketlerinin ve diğer tüm malzemelerin geri dönüşümünü yapmak için arabalarına atlayıp en yakın geri dönüşüm malzemelerine götürmeleri gerekiyor. Bu zorluk da ister istemez geri dönüşüme verilen önemi ve bununla bağlantılı olarak yapılan geri dönüşümün miktarını azaltıyor.

Evinizde İsveç’ten bir parça

Bize biraz uzak olsa da çoğumuzun evinde İsveç’ten bir parça var – IKEA! İsveç kökenli uluslararası mobilya mağazasının, çoğu Avrupa, Kuzey Amerika, Asya ve Avustralya’da bulunan, tolam 38 farklı ülkede 313 mağazası bulunuyor. IKEA 1943 yılında o zaman 17 yaşındaki Ingvar Kamprad tarafından İsveç’te kuruldu. Firma kurucusunun isminin baş harflerine ek olarak doğduğu çiftlik Elmtaryd ve evinin bulunduğu İsveç’teki Agunnaryd bölgesinin baş harflerinin bir araya gelmesi ile IKEA ismi oluştu.

Ülkesinin yeşil yaklaşımına paralel olarak, IKEA dünyadaki tüm firmalara örnek olacak bir harekette bulundu ve kullandığı enerjinin tamamını yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlamak için 2012 yılının başında İsveç’te inşaatına başlanacak olan rüzgar türibini çiftiğine ek olarak İngiltere’de 39000 adet güneş paneli kurmayı planladığını açıkladı. IKEA’nın bugün Danimarka, Fransa, ve Almanya’da rüzgar santralleri bulunuyor. Bu plana eklemek istediği yeni girişimleri ile birlikte firma yenilenebilir enerji konusundaki yükümlülüklerini yerine getiriyor. IKEA getirdiği bu yenilikler sayesinde 100% yenilenebilir enerji hedefine biraz daha yaklaşarak yenilenebilir kaynaklardan üretilecek olan elektriğin sağlayacağı tasarrufu fiyatlarına da yansıtarak müşterisi sayısını ve memnuniyetini artıracak.

Yaz aylarını arkada bırakmış olsak da, İsveç’i bir sonraki tatil planlarınızı yaparken düşünmenizi tavsiye ederim. Yeşil doğası, insan sevgisi, ve eşitliğe verilen önemi ile İsveç’i ilk görüşte sevmemeniz imkansız!


Çise Ünlüer (11 Eylül 2011)
ciseunluer@gmail.com

No comments:

Post a comment