Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

24/09/2011

Gerçeğin 24 Saati




İklim değişikliğine inanıyor musunuz? Elimizde bu kadar bilimsel kanıt olmasına rağmen bu gerçeğe hala daha inanmayıp ciddiye almayanlar var! Özellikle rahat hayatlarını “sırf gezegeni kurtarmak için” değiştirerek konforlarını bozmak istemeyen birçok insanın görüşü bu.

Bu durumun farkında olan eski Amerikan Başkan Yardımcısı, siyaset ve iş adamı, Nobel Barış Ödülü sahibi Al Gore, iklim krizine dikkat çekmek amacıyla “The Climate Reality Project”e öncülük yaparak “24 Hours Of Reality/24 Saatlik Realite”yi başlattı. Projenin vermeye çalıştığı esas mesaj basit olduğu kadar etkili: İklim değişikliği gerçeği artık bir tartışma konusu değildir!

İklim değişikliğinin varlığını kanıtlayacak o kadar olay var ki! Son zamanlarda dünyanın çeşitli noktalarında yaşanmakta olan sel, kuraklık ve kasırga gibi normalin dışında gerçekleşen hava koşullarının tümünün “insan yapımı kirlilik” olduğu apaçık ortada. Bu durumda atılması gereken adımlar gelecekte değil, şimdi atılmalıdır!

14 Eylül'den 15 Eylül'e, “24 Saat Realite” başlığı ile 24 saat diliminin altını çizerek 23 aktivist tarafından 13 farklı dilde ulaştırılan sunumlar için Türkiye’yi, yeşilist.com’un kurucusu Ergem Şenyuva, 15 Eylül’de yerel saat 19:00’da sunumunu vererek başarı ile temsil etti. Etkinlik, daha sonra New York'ta Al Gore'un sunumu ile sonlandı.

İklim Gerçekliği Projesi’ne biraz yakından bakacak olursak, proje büyük fırtınalar, seller ve aşırı kuraklığın insan hayatını gittikçe daha çok etkilediğini belirterek başlıyor. Zamanla daha sık gerçekleşmeye başlayan bu normal dışı olayların gittikçe kabul edilen yeni normaller halini alması düşündürücü. Bilim dünyasının, insanoğlunun şu anda yaşamakta olduğu iklim değişikliği gerçekliğine neden olduğunu kanıtlamış durumda olmasına rağmen petrol ve kömür fabrikaları ile diğer güçlü menfaatler, fosil yakıtların yanmasının dünyayı tehdit ettiği gerçeğini görmezden gelmeyi ve hatta aksini savunmayı tercih ediyor! Bu da bizi İklim Gerçeği Projesi’nin esas gerçekleştirilme nedenine getiriyor.

Proje dünyanın farklı noktalarında hayat süren bireylerin iklim değişikliği gerçeğini fark etmesine ve bu sorunu çözebilmeleri için atacakları adımlara yardımcı olmak için gerekli platformu oluşturuyor. Proje kapsamında yapılan sunumlar, farklı ülkelerde uçlarda yaşanan hava koşullarına dikkat çekiyor. Bugüne kadar yapılan tüm ölçümlerde 2010 yılının yaşanan en sıcak yıl olarak kayıda geçtiğini akılda tutacak olursak, bizi bekleyen gelecek yılları düşünmek bile insanı korkutuyor. Artan sıcaklığa ek olarak yoğun fırtınalar, ağır kuraklık ve sıcak hava dalgaları daha sık yaşanıyor, bu olaylardan etkilenen insan sayısı gittikçe artıyor.

Şimdi diyeceksiniz ki bu fırtına ve seller gibi meteorolojik olaylar doğanın bir gerçeği değil midir? Aslında evet, ancak durum şu ki, iklim değişikliği uç noktalara ulaşan hava koşullarını, hem daha sık hem de daha ağır yaşanır kıldığından çok daha fazla insanın hayatına mal oluyor, evini elinden alıyor, yaşamını olumsuz etkiliyor.

Milyonların ziyaret ettiği climaterealityproject.org adresinden hakkında daha fazla bilgi alabileceğiniz 24 Saat Realite Kampanyası'nın sayesinde iklim değişikliğini inkar eden lobi grupları ve benzeri kurumların elinde milyonlarca dolar olsa da, gerçeğe inanların, gerçekliğe sahip olanların elindeki avantajın daha güçlü olduğunu anlıyorsunuz. Tabii gerçek anlamda bir değişimin, her daim mevcut durumu muhafaza etmek isteyen köklü çıkarlar olacağından daha zor olduğunu inkar edemeyiz. Örneğin insan ürünü olan petrol ve kömür endüstrilerinin neden olduğu kirlilik iklim değişikliğine sebep olmasına rağmen bu endüstriler kendi kısa dönemli çıkarları için atmosferi kirletmeyi sürdürmeyi seçiyor.

Ancak şanslıyız ki iklim değişikliğiyle ilgili bilimsel kanıtlar sürekli bir şekilde artıyor ve gittikçe daha iyi algılanıyor. Bunun farkında olan birçok insan, birşeyler yapılması gereken zamanın şimdi olduğunu biliyor ve dünyanın farklı yerlerinden bu doğrultuda katkı koyuyor. Tabii gerçek bir değişim için daha çok insanın gerçeklerin farkına varmasına ve bu gerçeğe karşı adım atmasına ihtiyaç var.

İklim krizinin tüm dünyayı etkilemesi sebebiyle, 24 saat dilimini temsil edecek şekilde dünya çapında aralarında Hawaii, Jakarta, Dubai, Rio De Janeiro, ve Beijing’in bulunduğu 24 şehire odaklanan The Climate Reality Project’in bir ayağı da İstanbul’da gerçekleşti. Yapılan çalışmalara göre Türkiye’nin bu yüzyılın ikinci yarısında, bölgesel farkılılıklar ile birlikte, daha sıcak hale geldiğinin altı çiziliyor. İklim modelleri, bu yüzyılın sonunda, Doğu Akdeniz'de sıcaklıkların 2-8 santigrat derece yükseleceğini ve bölgede yağışların azalacağını gösteriyor.

Türkiye adına İklim Gerçekliği sunumunu İstanbul’dan tüm dünyaya ulaştıran Ergem Şenyuva, konuşmasının sonunda iklim değişikliği ve küresel ısınma ile ilgili bizim nasıl katkı koyabileceğimizi, çözümün nasıl parçası olabileceğimizi de anlatıyor. Bizi küresel ısınmanın etkilemediğini düşünen tüm insanlara serbestçe konuşarak bu gerçekliği anlatmamızı, inkarın tartışmasız olmasına izin vermemizi teşvik ediyor konuşmacı. Bu alanda dünyaya yayılmak için sosyal ve geleneksel medyadan yararlanmanın faydalı olacağını eklemekte yarar var.

İklim Gerçekliği Projesi’ne veya ağaçlandırmayı yaygınlaştırmak için çalışan TEMA (tema.org.tr) gibi kendini iklim krizini çözmeye adamış diğer organizasyonlara katılmayı düşünür müsünüz? Bunlara ek olarak, günlük hayatta yaptığımız seçimlerde enerji kullanımını azaltan tercihler yapmak ve satın aldığımız ürünlerin çevreye etkisini göz önünde bulundurarak hareket etmek büyük etki yaratacaktır. Örneğin, mümkün oldukça uzaktan gelmeyen yerel ürünleri tercih etmek hem ekonomimize yardımcı olur hem çevreye verilen zararı büyük ölçüde azaltır.

Bu konuda atabileceğimiz en önemli adımlardan bir diğeri vazgeçmemek! Değişen yasaların değişen ampüllerden daha etkili olacağını unutmadan bizi yönetenlere bunun bizim için önemini anlatmalı, siyasetçilerimizi iklim krizini çözmek için ne söylediklerine ve yaptıklarına bağlı olarak destekleyeceğimizi veya tam tersi bir durumda güçlü bir şekilde karşı çıkacağımızı belirtmeliyiz.

“Şimdi artık hareket, eylem zamanı!” sözleri ile tamamlanıyor sunum. Çünkü bir yerlede, iklim değişikliği gerçeğinin önemli olmadığı bir dünya olabilir ama bu bizim gezegenimiz değil! Üzerinde yaşadığımız dünya, sahip olduğumuz, sevdiğimiz, üzerinde çocuklarımızı yetiştirebileceğimiz, yaşayabileceğimiz TEK yer! Buna göre sadece bir gerçek var: şimdi hareket zamanı!


Çise Ünlüer (25 Eylül 2011)
ciseunluer@gmail.com

No comments:

Post a comment