Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

29/11/2012

Yeşil Aklama




Her ne kadar söylersek söyleyelim, adım adım dünyanın sonunu getirdiğini bildiğimiz halde önüne geçemediğimiz bir tüketim çılgınlığına kapılmış gidiyoruz. “Daha fazla alışveriş eşittir aha fazla mutluluk!” fikrini aşılayanların planı işe yaramış ki gereksiz yere inanılmaz derecelerde tüketim yapıyoruz. Arasıra ihtiyacımız olmayan ürünleri bile belki bir gün yeri gelir kullanırız fikriyle aldığımızı kim inkar edebilir ki?

Ama bugün konumuz daha önce birçok kez vurguladığımız tüketim çılgınlığı değil. Bu çılgınlığın yerlebir ettiği dünyada daha fazla kazanç için tüketicileri nasıl yanıltacağını şaşırmış şirketlerin reklam alanında vardıkları uç noktalardan birine değinmek istiyorum: Greenwashing

1970’lerde kök salmaya başlayan bir hareket olmasına rağmen daha yeni yeni duymaya başladığımız Greenwashing’in, dilimize direk çevrimi “yeşil yıkama” olsa da, bugün Türkçe gerçekleşen yeşil harketerlerde “yeşil aklama” şeklinde geçiyor. Biraz daha açacak olursak, çevre duyarlılığının reklam ve pazarlama malzemesi olarak kullanılması, bir diğer deyişle sahte çevrecilik anlamına geliyor Greenwashing. Eğer yazının geri kalanını okumadan anlama çabası içerisindeyseniz, hemen özetleyim: Şirket veya kamu kuruluşlarının bir şekilde çevre dostu oldukları ve doğaya karşı sorumluluklarının bilincinde olduklarını belirtmek için sundukları ürünlerin doğa dostu olduğu izlenimini yaratmaları!

İşin komik yanı bu şirketlerin çoğu zaman aslında hiç de doğa dostu olmamaları ve bu girişimleri tamamı ile bir reklam amacı ile gerçekleştirmeleri. Yani bir anlamda çevreye verdikleri saymakla bitmeyen zararları örtbas etmek ve karanlık yüzlerini saklamak için güya dünya için yaptıkları girişimleri vurgulamaya çalışma çabalarını açıklıyor Greenwashing terimi. Sadece yanıltıcı olan bu çabaların gerçekte çevreye ve yeşil yaşama hiçbir saygısı yok. Örneğin “yüzde yüz doğal”, “çevre dostu”, “katkısız” ve buna benzer birçok farklı şekilde lanse edilen ürünler, halkı yanlış yöneltmekten ileriye gitmeyen iddialardır. Bu yazı ile bu konudaki farkınladığınızı artırmak, markette elinizi uzattığınız ürünlerin üzerlerindeki yanıltıcı reklamları atlayarak, gerçek yüzlerini biraz daha iyi anlamanızı sağlamayı amaçlıyorum.

Bugün marketlerdeki çoğu ürünün ambalajında koca harflerle yazılı reklamların arasında muhakkak çevreye zarar verip vermediğini, ve tabii ki vermediğini, vurgulayan teknikleri görmek mümkün. Ekmek ambalajlarindan içtiğimiz suya kadar nerdeyse aldığımız tüm ürünlerin üzerinde çevreyi ve insan sağlığını ne kadar çok göz önünde bulundurarak hazırlandıklarına dair bir iddia var. Ne yazık ki her ne kadar da yalan olsa, tüketmeyi düşündüğümüz ürünlerin üzerinde “doğal” veya “katkısız” şeklindeki bildirimler, tüketicilerde psikolojik bir rahatlamaya ve yersiz bir güven duygusuna neden olabiliyor. Özellikle bu konuda yeteri kadar bilinçlenmemiş tüketicileri sahte iddialarla tamamı ile kafese düşürmek mümkün.

Günlük seçimlerimizde, bu ve benzeri yaklaşımları benimseyen firmaların ne kadar adil ve dürüst olduklarını sorgulamak şart. Örneğin reklamlarda gördüğümüz ve “100% çevre dostu” olduğu belirtilen araçların gerçekte nasıl 100% çevre dostu olabileceklerini hiç sorguladınız mı? Bir aracın 100% çevre dostu olması ne anlama geliyor? Şu an piyasadaki alternatiflerine göre hangi açılardan üstün ki bu araç çevre dostu ve onlar değil?

Artık reklamcılık öyle bir seviyede ki, televizyonda yeşil ormanların ve akarsuların arasından süzülerek geçen aracın nerdeyse benzin yerine su ile çalıştığına, doğaya bırakın zarar vermeyi, yararı bile olduğuna inanacağız! İşte bu ve bunun gibi örnekler Yeşil Aklama’nın iyi bir göstergesi. Günlük hayatta “doğal”, ve bazen sadece doğal değil “tamamen doğal”, “katkısız”, ve “doğa dostu” şeklinde geçen birçok ürüne, özellikle gıdalara temkinli yaklaşmakta yarar var.

Bugün sık sık karşılaştığımız bir diğer yanılgı ise gerçekte çevreye büyük zarar veren ürünlerin bu özellikleri görmezden gelinerek gayet gereksiz bir noktaya vurgu yapılması. Mesela bazı deodorant veya parfümlerin yenilenen ambalajları ile artık çevre dostu oldukları iddia ediliyor. Oysa bu ürünlerin doğaya verdikleri zararın yanında ambalajdaki bir iki milimetrelik incelme veya küçülmenin çevreye yapacağı “yarar” o kadar değersiz ki, bahsetmeye bile değmez. Bir de “100% doğa dostu” veya “100% geri dönüşümlü” ürünler var ki, bunların ne kadar büyük bir düzmece olduğundan bahsetmeye bile gerek görmüyorum.

Özetlemek gerekirse, daha az doğaya zarar verdiği imajı yaratılan bir ürüne kanıp, hem doğa hem kendiniz için son derece zararlı hammaddelerden üretilmiş ürünleri kullanıyor olabilirsiniz. Bu kadar önem taşıyan Greenwashing, ya da Türkçe’de geçtiği şekliyle Yeşil Aklama harketenin yeteri kadar vurgulanmadığı kesin. Ama tükettiğimiz gıdalardan, seyahat ederken kullandığımız araçlara kadar hayatımızı etkileyen tüm seçimlerimizde çevre duyarlılığını ön plana alarak bu alanda farklındalık yaratmak bizim elimizde. Lütfen öğrendiklerinizi günlük hayatta uygulayın, duymayanlara da anlatın.


Çise Ünlüer (2 Aralık 2012)
ciseunluer@gmail.com

No comments:

Post a comment