Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

23/07/2011

Doğal Yapılar


"Bir ev düşünün yaşayan, nefes alan… öyle bir ev ki, iklimlere göre kendi doğal ısısını muhafaza eden, suyunu toplayan, atıklarını yöneten, enerjisini üreten, becerikli eller ve doğal malzemelerle, içinde yaşayanların sağlığı ve refahı için sevgiyle yapılmış bir ev…"

Bu sözler ekolojik mimari ve doğal yapılarla ilgili uygulamalı atölye çalışmaları gerçekleştiren Ekolojik Mimari ve Doğal Yapılar Atölyesi'ne ait. Atölye çalışmasının amacı, inşaat sektöründe kullanılan kaynakların çıkarımı, ve yapı malzemelerinin üretimi, nakliyesi ve uygulanmasından kaynaklanan ekosistemlerin uğradığı ciddi yıkıma dikkat çekmek. Günümüzde sürekli gelişen farklı teknolojiler sayesinde birbirinden güzel ve göz kamaştırıcı binalar inşa edilirken kullanılan kaynakların hiç bitmeyecekmiş gibi harcanması birçoğumuzu rahatsız ediyor. Bunun yanında fosil yakıt kullanılarak yüksek enerji talep eden üretim süreçleri sonrası elde edilen ürünleri tercih ederek, birbirinden zararlı sera gazlarının atmosfere salımını ve bununla birlikte gelen kaçınılmaz iklim değişikliğini desteklemiş oluyoruz.

Dünyanın dört bir yanında gerçekleşen projelerde en yüksek talebi gören inşaat malzemesinin çimento olduğunu biliyor musunuz? Peki çimento üretiminin ve nakliyesinin dünyadaki toplam antropojenik (insan kaynaklı) karbondioksit salımının yaklaşık yüzde on (10%)’una neden olduğunu duydunuz mu? Bu yüksek miktarlara bir de yapı malzemelerinde farklı nedenlerden dolayı kullanılan toksik kimyasalları ekleycek olursak, inşaat sektörünün geleceğimizi kurmaktan çok yok ettiğini düşünebiliriz.

Ancak henüz ümitsizliğe kapılmanın zamanı değil! Bilinçsizce yapılan inşaatların doğaya verdikleri zararı ortadan kaldırmak için sunulan bir alternatif olan “ekolojik” yapılar, içerilerinde yaşayacak canlıların doğal ışık, su, gıda, sağlıklı solunum, ve estetik gibi temel ihtiyaçlarını verimli ve üretken doğal bir ekosistem gibi, döngüsel ve sürdürülebilir bir şekilde bütüncül olarak karşılayabilecek şekilde tasarlanır. Ekolojik yapılar, kil, kum, ahşap, taş, bambu, ve saman gibi sadece doğal malzemeler kullanarak  elde edilir. Bu yapılar, içerilerinde yaşayanların enerji ihtiyaçlarını mümkün oldukça azaltmakla birlikte, ihtiyaç duydukları enerjiyi güneş veya rüzgar gibi tamamen yenilenebilir kaynaklardan  sağladıklarından, bu alanda karbon salınımına neden olmazlar.

Ülkemiz bu alanda gelişmiş ülkelere kıyaslandığı zaman arkadan gelse de, dünyada sürdürülebilir yaşam ve ekoloji bilinci geliştikçe insanlar ellerindeki bilgi ve değerlerin farkına vararak permakültür gibi doğayla birlikte çalışan sistemleri desteklemeye başladı. Sağlıklı ve estetik yaşama hakkımızı yeniden kazanmak adına tasarlanan ve “sürdürülebilir”, “ekolojik”, “yeşil”, ve “çevre dostu” gibi pek çok isim altında karşımıza çıkan çevreye uyumlu yapılar, yapının arazi seçiminden başlayarak yaşam döngüsü çerçevesinde değerlendirildiği bütüncül bir bakış açısıyla ve sosyal ve çevresel sorumluluk anlayışıyla tasarlanırlar. Dünyada ciddi bir harekete dönüşmüş olan ekolojik mimari ve doğal yapılar, iklim verilerine ve bulundukları yere özgü koşullara uygun olmakla birlikte, duyulan ihtiyaç kadar tüketerek yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanırlar. Bununla birlikte, doğal ve atık üretmeyen malzemelerin kullanımını teşvik eden ekolojik yapılar, ekosistemlere duyarlıdırlar.

Ülkemizde gerçekleştirilebilecek bilgilendirme programları sayesinde halkımız yeşil binaların tam olarak ne olduğunu, neden önemli olduğunu ve bu yapılardan nasıl yararlanılabileceğini öğrenebilir. Dünyada yaygın olarak kullanılan değerlendirme sistemleri kriterleri hakkında bilgi edinerek yetiştirilecek uzmanlar aracılığıyla, ülkemizdeki tüm yapıların bu bilgiler ışığında belirlenen kriterlere uygun olarak yenilenmesi ve yeni yapılacak olan binaların bu kriterlere göre inşaa edilmesi sağlanabilir.


Çise Ünlüer (24 Temmuz 2011)
ciseunluer@gmail.com

No comments:

Post a comment