Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

31/12/2010

Elektrikli Arabalar Çözüm mü?


Geçtiğimiz hafta bahsettiğimiz Better Place projesine yakından bakacak olursak, kurucusu ve CEO’su Shai Agassi 2020 yılına kadar dünyanın çok daha iyi ve yaşanacak bir yer olması için öncelikle petrol ve benzeri yakıtlara olan bağımlılığı azaltmak adına petrol kullanmadan çalışabilecek otomobillerin araştırılması için girişimlerde bulunuyor. Bunun için elektrikle çalışan, maliyeti mümkün oldukça düşük ve petrolle çalışan araçlar kadar güçlü olabilecek elektrikli arabalar araştırılıyor. Bu yolda karşılarına iki esas engel çıkıyor. Birincisi elektrikle çalışan araçların akülerinin çok yüksek miktarlara mal olması ve bu nedenden dolayı petrollü arabalara rakip çıkamamaları, diğeri ise akülerin tam dolduruldukları zaman bile bugünkü petrollü araçların bir depoyla yapacağı mesafenin ancak yarısını yapabilmeleri.

Bu sorunları ortadan kaldırmak için çalışmalar devam ederken, hükümet bu konuda destek çalışmalarına başlamış ve çıkardığı yeni yasalarla petrollü araçlara yüzde yetmiş iki (72%) vergi getirirken, elektrikli araçların satışından alınacak vergiyi yüzde on (10%)’a indirmiştir. Better Place projesi yasal olarak 29 Ekim 2007’de kurulmuş ve Nisan 2009’a kadar 400 milyon dolar kadar parayı ve birçok ülkenin desteğini bünyesinde toplamıştır.

Geleceğin tamamen elektrikli araçta olduğuna inanan Renault-Nissan CEO’su Carlos Ghosn, Shai Agassi’nin projesine destek göstererek şirket bünyesindeki elektrikli otomobil ve akü teknolojisini mevcut sorunları çözmek için ele alıyor. Bu plan çerçevesinde Renault 3 yılda 600 milyon dolar harcayarak değiştirilebilien pillerle çalışan arabaların 2011’de yollarda olmasını planlıyor. Renualt, Megane Sedan gibi şu an elinde olan modellerinin elektronik versiyonlarını benzinle çalışan arabaların fiyatları ile rekabet edebilecek şekilde piyasaya çıkaracak. Özet olarak, daha önce hayal gibi görünen elektrikli araçların yaygın seyahat aracı olma olasılığı, süratle gerçeğe yaklaştırılıyor.

Tamamı ile verimli çalışan bir sistem yaratma yolunda çözülmesi gereken esas problem benzin ile çalışan arabaların dolu depoyla 400-500 km yol gidebilmelerine kıyasla elektrikle çalışan arabaların dolu bir aküyle ancak 200 km yol aşabiliyor olmalarıdır. Öte yandan benzin depolarını doldurmak 5 dakika süren bir işlemken, akü değiştirmek daha zahmetli. Bu soruna gayet zekice bir yaklaşım getiren Better Place, cep telefonu operatörü modelini benimsemiştir. Buna göre, kendilerinden birkaç yıl asgari miktarda hizmet almayı garanti edince müşterisine en pahalı cep telefonunu bile bedavaya veren telefon operatörleri gibi, Better Place şirketi de belli bir süre asgari miktarda hizmet almayı garanti ettiği müşterilerine elektrikli araç aküsünü cep telefonu gibi bedavaya verecek.

Bu sistemi mümkün kılan en büyük yatırım ise kurulacağı ülkelerdeki karayol ağları üzerinde açılacak olan çok sayıda Better Place akü değiştirme istasyonlarıdır. Elektrikli araç kullanıcıları istasyona girdikten sonra otomatik bir aparat aracın altına girerek 5 cm kalınlığındaki akü plakasını sökecek, dışarı alacak ve dolusunu boşalan yere takacak. Tüm bu işlemlerin tamamlanması için gereken süre benzin doldurmaktan çok daha kısa bir süre olan tam tamına 65 saniye! Programın parçası olarak özel elektrik dağıtım şirketleri devletin desteğiyle tüm otoparklar ve yol kenarı parkmetrelere şarj etme prizleri yerleştirecek ve onlar da petrolsüz üretilen elektrik satışından para kazanma fırsatını bulacak. Better Place ülke geneline tamamı ile yerleşince tüm halkın ulaşım alanında petrole olan bağımlılığının ortadan kalkması planlanıyor. Projeyi İsrail’den sonra yürürlüğe geçirmeyi planlayan Danimarka’da ise, Dong Energy şirketiyle ortak bir girişimle bu proje için yeni sermaye bulduktan sonra ülkenin elektrikli otomobil şarj ağıyla donatılması gerçeğe dönüşüyor.

Elektrikli arabalar bugün kullandığımız fosil yaktılarla çalışan arabalar gibi havayı kirletmiyor ve atmosfere karbondioksit salımını önlüyorlar. Bu iyi birşey gibi duyuluyor, değil mi? Ne yazık ki elektrikli arabaların da bazı çevresel dezavantajları var! Eğer doğayı korumak adına “yeşil” bir adım atarak fosil yakıtlardan vazgeçmek ve elektrikli arabalara yönelmek istiyorsanız, bu yolda düşünülmesi gereken iki esas etken vardır. Birincisi bu arabalarda kullanılan bataryaların nerde ve hangi şartlarda üretildiği ve kullanım ömrünü tamamladıktan sonra çevreye zarar vermeden nasıl elden çıkarılacağıdır. Bir diğer etken ise arabalarda kullanılacak elektrik kaynağıdır. Bu arabaların çalışması için ihtiyaç duydukları elektik enerjisinin nasıl elde edilebileceğini hiç düşündünüz mü? Çünkü bu kaynak elektriği elde etmek için kömür yakan bir santral olabilir. Ancak durum böyle olsa bile elektrikli arabalar benzinle çalışanlardan çok daha verimli çalıştıklarından çevreye daha duyarlıdırlar.

Elektriğinin çoğunu hidroelektrik barajlarından veya nükleer santrallerden elde eden Kanada ve Fransa gibi ülkelerde bu durum doğal olarak daha avantajlıdır. Zamanla dünyanın yaşayacağı enerji sıkıntısını sadece yenilenebilir enerji kaynakları ile çözebileceğimizi düşünürsek, bu kaynaklardan elde edilecek enerji ile çalıştırılan arabaların gelecekte insanlığa daha cazip çözümler sunacağı kesin!

Gerçek anlamda doğaya duyarlı olmak istiyorsanız, benzinli veya elektrikli farketmez, tüm araçlardan daha çevre dostu bir çözüm var – o da SİZSİNİZ! İşe her gün kendi gücünüzü kullanarak yürüyebilir, daha uzun mesafeleri bisikletle aşabilirsiniz. Bu opsiyonlar herhangi bir araç kullanımından çok daha sağlıklı ve inanın daha eğlencelidir! Bazılarımız için yürümek veya bisiklete binmek zor olabileceğinden, bir sonraki en iyi ulaşım metodu olan toplu taşımacılığı bir düşünün. Göreceksiniz ki bu dünya için yapabileceğimiz o kadar şey var ki, bu daha bir başlangıç!



Çise Ünlüer (2 Ocak 2011)
ciseunluer@hotmail.com

No comments:

Post a comment