Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

24/12/2010

Elektrikli Arabalar - 2


2010 yılının Aralık ayında piyasaya çıkması beklenen Nissan LEAF (Leading, Environmentally friendly, Affordable, Family Car) dünyanın ilk tamamı ile elektikle çalışan ve sıfır emisyona neden olan beş kapılı aile arabası olarak tasarlanmıştır. Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Ajansı, Nissan LEAF’in enerji tüketimini 100 milde 34 kWsaat (765 kJ/km) olarak belirlemiştir. Bundan once 2009 yılının Haziran ayında BMW, elektrikle çalışan Mini E model arabasını Amerika ve İngitere’de kullanıma sunmuştu.

Otomotiv sanayii sektöründe gelişen teknolojileri yakından takip eden Türkiye, ilk yerli üretim elektrikli arabasını 2012 yılında kullanıma sunmayı planlıyor. 7 saatlik şarjla 300 kilometrenin üzerinde yol yapabilecek olan bu otomobil, 100 kilometre hızın üzerine çıkabilecek. Tam anlamıyla piyasaya sürülmeden fabrikalarda, tesislerde, otellerde ve parklarda kullanılabilecek şekilde üretilen elektrikli arabalar, sessiz olmaları, egzoz gazı salmamaları ve ekonomik olmaları nedeniyle tercih görerek yük ve insan taşımada kullanılabiliyor. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK)’ndan alınan bilgiye göre elektrikli arabaların ihtiyaç duyacağı akü şarjı istasyonlarının yaklaşık beş yıl içerisinde ülkenin çeşitli yerlerine yerleştirilmesi bekleniyor. İşi kolaylaştıran bir başka faktör ise mevcut benzinliklere akü şarj bölümü eklenmesi için kanunlarda herhangi bir değişikliğe gerek olmaması. Bugün Türkiye'de hem benzin hem elektrikle çalışan hibrid otomobiller bulunmasına rağmen tamamen elektrikle çalışanlar henüz kullanımda değil.

Uluslararası denetim, vergi ve danışmanlık şirketi PricewaterhouseCoopers'in (PwC) hazırladığı Araba Sektörünün Küresel Görünümü - 2009 (Global Automotive Perspectives - 2009) raporuna göre, yeni ve köklü araba üreticilerinin piyasaya sürdüğü sadece elektrikle çalışan veya hibrid arabaların sayısı artarken, bu alanda yapılan yatırımlarla birlikte elektrikli arabalarda büyüme potansiyelinin artacağına kesin gözüyle bakılıyor. Ancak elektrikli arabalara olan talebin artması birçok farklı faktöre bağlı olduğundan, sektörün bu alanda ilerlemesinde teknolojinin ne kadar önemli bir etkisi olacağı konusunda bazı belirsizliklerin mevcut olduğu da kaçınılmaz bir gerçek.

Aynı raporda, 2020 yılında sadece elektrikle çalışan arabaların, tüketici maliyetini düşürerek ve Ar-Ge yatırımlarını sürdürerek toplam araba sayısının yüzde 2 ile 5 (2-5%)’ini karşılayacağı belirtilmiştir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken bir unsur ise elektrikli arabaları tercih eden tüketicilerin benzinli arabalara kıyaslandığında aracın türüne bağlı olarak 7 bin ile 20 bin dolar arasında değişen yüksek maliyetleri karşılamak durumunda olduklarıdır. Bu fiyat farkı esas olarak aracın bataryasını oluşturan lityum ve grafit gibi ham maddelerden kaynaklanmaktadır. Ancak, elektrikli arabaların yüksek araba maliyetini çok çabuk amorti edebilecek ve bu arabalara olan talebi artıracak olan esas unsur petrol yerine elektrik kullanılarak sağlanacak olan tasarruftur.

Elektrikle çalışan arabalar tamamı ile batarya takımının sağladığı sürüş mesafesine bağlı çalıştığından, elektrikli bir aracın temel parçaları arasında en büyük sınırlamayı getireni, kısa batarya ömrüne bağlı olarak sürüş mesafesinin sınırlı olmasıdır. Bu sorunu çözmek için, daha güçlü ve uzun mesafelerde daha etkili olacak bataryalar geliştirmek adına çalışmalar devam etmektedir. Araba sektörünün değişen coğrafyasına bağlı olarak elektrikli araba alanında şu an gerçek anlamda “lider” pozisyonuna konulabilecek bir ülke yok. Ancak Çin gibi ülkeler, yatırımlarını içten yanmalı araba üretimine yaparak bu konuda diğer ülkelere rakip çıkmak yerine yerine sera gazları emisyonlarının kontrol altına alınması açısından tek çözüm olan ve yakın gelecekte büyük talep göreceğini düşündükleri elektrikli arabalara yönelmektedirler.

Günümüzde yetersiz altyapının elektrikli arabaların hızlı bir şekilde yayılmasını engellemesine rağmen, elektrikle çalışan arabalar, karbon emisyonuna neden olmadıkları için, araba üreticilerini bekleyen katı emisyon düzenlemelerine dair yasalara uymalarını mümkün kılacak en etkili çözüm olarak görülmektedir. Bu teknolojinin gerçeğe dönüştürülmesi yolunda İsrail ve Danimarka gibi ülkelerde gerçekleştirilen “Better Place” gibi altyapı projeleri, sürücülerin elektrikli arabalarını hızlı bir şekilde şarj etmelerini sağlayabilmektedir. Bu girişimler henüz belirli miktarlarda başarılı olmuş olsalar bile geniş ölçekli bir şarj istasyonu ağının tamamı ile gerçeğe dönüştürülmesinin büyük bir maliyeti de beraberinde getireceğini unutumamak gerekir.



Çise Ünlüer (26 Aralık 2010)
ciseunluer@hotmail.com

No comments:

Post a comment