Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

03/12/2010

Adı Küçük Ama...



Günün sonunda hepimizin geleceğe dair endişeleri var. Her ne kadar herkesin kendine göre bir yorumu olsa da, kimse geleceği tam olarak kestiremiyor. Sorunlarımızı görmezden gelmek ya da karamsarlığa kapılmanın bir sonuç getirmeyeceği ortada. Ancak yapabileceğimiz birşeyler olması insanın içini biraz da olsun rahatlatıyor...

Dünyanın içerisinde bulunduğu durumun hepimizin farkında olduğunu düşünecek olursak, her birimizin hayatında yapacağı küçük değişiklikler günün sonunda çevreye verdiğimiz zararı azaltmakta büyük rol oynayabilir.

Her alanda olduğu gibi bilinçsizce atılan her adım yarardan çok zarar getireceğinden elimizdeki problemi çözme yolunda atılacak ilk adım bilgi edinmektir. Çevreye verdiğimiz zararı anlamak için önce doğanın kendisini tanımak, temel özelliklerini kavramak gerekir. Doğayı yakından tanımanın en güzel yolu onunla bütünleşerek, kendimizi onun parçası olarak görmektir. İnsanlığın devamı birebir doğanın varlığına bağlı olduğu için çevrenin özenle korunması kaçınılmazdır.

Çevreye verilen zarar açısından incelenmesi gereken alanları şöyle ayırabiliriz: ulaşım, enerji, su, gıda, atıklar, ve kişisel seçimler. Ulaşım amaçlı kullandığımız araçlar yarattıkları kirlilik sayesinde çevreye büyük zarar vermenin yanında alıştığımız konforlu hayat çerçevesinde vazgeçilmesi zor bir seçenek teşgil etmektedirler. Ancak bu alanda küçük adımlar atarak bu zararı biraz da olsa azaltmak mümkün. Hergün olmasa bile arasıra toplu taşımayı kullanmak, gideceğimiz kısa mesafelerde yürümenin veya bisiklet kullanmanın ne kadar kullanışlı ve zevkli bir aktivite olduğunu keşvetmek gibi...

Biraz düşündüğünüzde bunların hiçbirinin mantkıksız olmadığını göreceksiniz. Başka bir alternatif, aynı yerde çalıştığınız iş arkadaşlarınızla birlikte farklı araçlar kullanmak yerine aynı arabada işe gitmeyi deneyin. Bu sayede hem enerji tasarrufu yapmış olur hem de eğlenceli sohbetlerin gerçekleşebileceği yolculuklara fırsat yaratırsınız! İş amaçlı yurt dışına gitmeniz gerekiyorsa ilk opsiyon olarak internet üzerinden skype veya benzeri programlarla haberleşmeyi deneyin. Sürekli bir şekilde gelişen teknoloji sayesinde artık dünyanın diğer ucundaki yakınlarımız veya iş arkadaşlarımızla canlı bir şekilde görüntülü görüşmeler yapmak mümkünken ne diye yüksek karbon salınımı açısından kötü bir tercih olan uçak yolculuklarına saatlerce tahammül edelim? Özellikle kısa iş toplantıları için başka ülkelere uçmak yerine görüşmemizi oturduğumuz yerden internet üzerinden çözmek hem daha rahat hem de gerçekten çevreci bir yaklaşım!

Günümüzde tüm ülkelerin odak noktasını oluşturan en “sıcak” tartışma konularından biri enerji! Sürdürülebilir bir yaşam için enerji alanında geliştirilmiş ve halen üzerinde çalışılan o kadar bir yenilik var ki, yeter ki gözlerimizi bu fırsatlara açalım! Örneğin ülkemizin bulunduğu konumdan dolayı tamamen avantajımıza olabilecek olan güneş panellerinin kullanımı, sayıları sürekli bir şekilde artan rüzgar türbinleri, ve diğer birçok yenilenebilir enerji kaynağının ülkemizde yaygın bir şekilde kullanımının artmasının getirilerini düşünebiliyor musunuz? Bunların yanında, kişisel anlamda alabileceğiniz basit birçok önlem arasında dışarı çıkarken ışıkları kapatmak, enerji tasarrufu sağlayan ampüller ve gereçler kullanmak, evinizi yalıtmak, enerji tüketiminizin miktarına dikkat etmek gibi aktiviteler gelmektedir.

Daha önce üstüne basa basa belirttiğimiz ve çoğumuzun farkında olduğu ülkemizin ve dünyanın en büyük sorunlarından biri olan su sıkıntısı çok büyük bir ekolojik sorun. Bu nedenle temiz içme suyunun ne kadar değerli olduğunu unutmayarak en etkin şekilde kullanma zorunluluğumuz var. Kullandığımız her damla suyun filtrelenmesi, temizlenmesi ve ulaştırılması için de fosil yakıt salınımı yapıldığını aklımızda tutarak, suya tüm ihtiyaç duyduğumuz alanlarda mantıklı davranmanın hem bizim hem de gelecek nesillerin devamlılığı için kritik bir önem taşıdığının farkında olmalıyız. Bu alanda kolay alınabilir tedbirler arasında su tasarrufu sağlayan duş başlıkları kullanabilir, diş fırçalarken musluğu kapalı tutabilir, ve bahçe işlerinde kullanmak için yağmur suyunu biriktirebiliriz.

İnsanoğlunun sağlıklı bir hayat sürebilmesi için gerekli olan yemek ihtiyacının çevre üzerinde ne kadar büyük bir etkisi olduğu ilk başta belli olmayabilir. Küresel gıda endüstrisi ürünlerini dünyanın her bir noktasına gönderdikçe, tarımsal üretim çok daha yoğun bir hal almaktadır. Bu durumun yerel üreticiler üzerindeki olumsuz etkisi malum. Her gün sofralarımıza ulaşan yiyeceklerdeki çeşitliliği arttırmak ve sağlıklı yeme alışkanlıkları benimsemek istiyorsak yerel, mevsimsel ve organik ürünleri tercih etmeli ve daha az et tüketmeliyiz.

Sürdürülebilir yaşam alışkanlıkları aşılama yolunda bir engel teşgil eden atıklar, geri dönüşüm alışkanlıklarının yaygınlaşması ile yeşil duyarlılık sağlayarak çözülemeyecek bir sorun değil. Esas anlamda çevreye duyarlılık, çöpe atılan her öğenin, onun üretimine ve ulaştırılmasına harcanan enerji ve diğer kaynakların da boşa harcanması anlamına geldiğini bilmeyi ve bunun bilincinde hareket etmeyi gerektirir.

Çöpe atılan tüm malzemeler geri dönüştürülecek veya toprağa gömülerek depolanacak olsalar bile, işlenmesi ve yok edilmesi için yine fazladan enerji ve diğer kaynaklar harcanmaktadır. Bu durumda “az kullan, yeniden kullan ve geri dönüştür” şeklinde kısa ve öz bir şekilde en duyarlı yolu gösteren yeşil sloganın doğruluğu halen ve her zaman geçerli. Mutfakta çıkan atıklarımızın bir kısmını gübre olarak kullanabilir, evlerimizde artık ihtiyaç duymadığımız eşyaları yurtdışında bayağı rağbet görmüş Freecycle ve Ebay gibi internet siteleri aracılığı ile ihtiyaç duyan insanlara ulaştırarak elden çıkarabiliriz.

Günün sonunda, dünyamızı gelecek nesiller için yaşanılası bir yer haline getirme yolunda yapılacak o kadar şey var ki! Yeter ki isteyelim...


Çise Ünlüer (5 Aralık 2010)
ciseunluer@hotmail.com

No comments:

Post a comment