Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

19/05/2010

Uçarken Düşmemek İçin



Ülkemizde, gerek Türkiye’nin farklı bölgelerine, gerek Türkiye üzerinden İngitere’ye ulaşmamızı sağlayan birçok havayolu şirketi bulunmaktadır. Devletimizin en büyük kuruluşlarından olan Kıbrıs Türk Hava Yolları, zaman zaman gerek çalışanları gerek de yolcuları tarafından farklı nedenlerle eleştiriliyor. Ancak bugün konumuz KTHY’nın uçuş düzeni veya çalışanlarının hakları değil. Gelin, farklı bir açıdan yaklaşarak KTHY’nın ve ülkemize uçuş yapan benzeri hava yollarının son derece kritik bir durum teşkil eden küresel ısınmaya olan duyarlılığına bir göz atalım.

Dünyanın küresel ısınmaya önlem için fazla zamanı kalmadı. En yakın zamanda tedbir almak zorundayız! Ülkeler mücadele için toplantılar yaparken, bu konuda bireylere de çok sorumluluk düşüyor. Uçak yolculukları, küresel ısınmaya en çok neden olan karbondioksit salınımlarının artmasında düşündüğümüzden fazla rol oynamaktadır. Hesaplamalar, sık uçak yolculuğu yapan insanların ekolojik ayak izlerinin ortalama bir insanınkinin onlarca katı olduğunu ortaya koyuyor. Son yıllarda uçak üreticileri karbon salımlarını düşürecek önlemler alsa da, her uçak yolculuğu karbon ayak izimizi birkaç kat daha büyütüyor. Örneğin, okyanus ötesi bir uçuş, kişi başına 2.5 ton karbondioksit salımına neden oluyor. Bu, ortalama bir insanın otomobiliyle bir yıl boyunca yapacağı yolculuklarda neden olacağı salımdan daha çok. Uçak yerine otobüsle gidilirse karbondioksit salımları yüzde doksan (90%), trenle gidilirse yüzde doksan dört (94%) oranında azalıyor.

KTHY’nın İngiltere’ye uçuşlarında kullandığı ve Ticari adları “Mağusa”, “Güzelyurt”, ve “Karpaz” olan B737 model uçakların yolcu kapasitesi 177 kişi. Kıbrıs’tan İngiltere’ye direk uçuş olmadığından, uçuşlar Antalya, Dalaman, İzmir, veya Gaziantep üzerinden gerçekleşiyor. Kıbrıs’tan İngiltere’ye ulaşmak için yaklaşık 3500km yol katetmek gerekiyor. Bu yolculuğun neden olduğu karbondioksit salınımına ek olarak, uçakta yolculara servis edilen yemeklerin saklandığı plastik kaplar ve karton bardaklar var. Dolu kapasitede çalışan bir uçakta 177 yolculunun bulunduğunu akılda tutarak, bu yolcuların toplam kullandığı plastik kap ve karton bardak sayısını hesaplayabiliriz. Bu noktada dikkatinizi çekmek istediğim bir konu var. Uçuş boyunca her yolcuya bir yemek sunulmasına rağmen içecek servislerinde nerdeyse her yolcu için 2 bardak iç içe geçirilmiş olarak veriliyor!

Bu durum ilk başlarda önemli bir ayrıntı olarak görülmese bile, aslında büyük resme bakıldığında hayal edebileceğimizden çok daha fazla fark yaratıyor. KTHY’nın Kıbrıs’tan Türkiye veya İngiltere’ye hergün uçan yaklaşık 16 farklı uçuşu var. Bu yolculukların her birinde 150 kişinin seyahat ettiğini varsayarak, günde 2400 yolcunun bu hava yollarının servisinden yararlandığını düşünebiliriz. Uzun yolculuklarda, normal yemek servisinden sonra yolcularının her birine yeniden 2 bardak iç içe geçirilecek şekilde çay ve kahve ikramı yapan KTHY, bu hesaba göre, tek uçuşta her yolcu için 4 tane karton bardak kullanıyor! Bunlara ek olarak, servis saatleri dışında su ihtiyacı duyan yolcular için kullanılan bardakları saymazsak, sadece KTHY’nın günde 9600 karton bardak kullandığını görebiliriz.

Düşünün ki bu sadece KTHY’nın tek bir günde kullandığı miktar! Bu şu anlama geliyor ki, KTHY’nın bir haftalık uçuşlarında toplam 67000’den fazla karton bardak ve 17000 plastik kap kullanılıyor! Bu miktar, senede 3.5 milyon karton bardak ve yaklaşık 1 milyon plastik kaba denk geliyor. Bu sayıları hesaplarken ülkemize uçuş yapan diğer hava yollarını saymıyorum bile! KTHY’nın yanında ülkemize servis veren THY, Atlasjet, ve Pegasus Hava Yolları’nı düşünürsek bu sayıları rahatlıkla 3-4 katına çıkarabiliriz.

Bu noktada sorulacak tek soru var: bu hava yolları uçuşları boyunca kullandıkları malzemeleri daha sonra ne yapıyor? Kullanıldıktan sonra “atık” olarak nitelendirilen karton bardak ve plastik kapların geri dönüşümlerinin mümkün olduğunu bile bile bunu göz ardı ederek bu atıkları çöp alanlarına yığmak, ihmalkârlık ve sorumsuzluktan başka birşey değildir.

Amacımız herhangi bir hava yolunu eleştirmek değil, halkımızın kafasında bu konuda belli bir bilinçlenme ve duyarlılık yaratmaktır. Hepimiz yıl boyunca gerek tatil gerekse iş amaçlı en az bir kez yurt dışına çıkıyoruz. İlk önce bu yolculukların gerçekten gerekli olup olmadığını kendimize bir soralım. Günümüzde karbondioksit salınımlarını azaltmayı hedef alan çoğu şirket yurt dışıyla yapmak istedikleri görüşmelerini, internet ortamında görüntülü olarak gerçekleştirerek, normalde uçarak doğaya sebep olacakları zararı ortadan kaldırıyor. Eğer telefon veya internet üzerinden halledilemeyen bir iş veya tatil amaçlı uçuyorsanız, size servis yapan görevliye, kullanılan karton bardak ve plastik kapların günün sonunda nereye gittiğini bir sorun. Alacağınız cevabın içinizde bir kıvılcım yakacağına, birşeyleri uyandıracağına eminim!


Çise Ünlüer (23 Mayıs 2010)
ciseunluer@hotmail.com

No comments:

Post a comment