Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

06/05/2010

Farkındalık



Kendinize bir iyilik yapın ve içinde bulunduğunuz zamanın farkında olun! Kalbiniz uyanık, bütün duygularınız açık, bugün sahip olduklarınızın değerini bilin.

Her sabah gözlerimizi açtığımız andan itibaren gece uykuya dalışımız arasında geçen süre boyunca gerçekleştirdiğimiz aktivitelerin büyük bir çoğunluğu telaş içinde geçiyor. Gün boyunca kaç kez başımızı kaldırıp gök yüzüne bakıyoruz? Etrafımızdaki güzelliklerin ne kadar farkındayız? Sürekli olarak zihnimizde yer alan geçici ve aslında çoğu önemsiz meseleler ile meşgul iken, gözlerimizin önünde bize inanılmaz mucizeler sunan doğanın başka hiçbir örnekte göremeyeceğimiz senfonisini ne kadar ciddiye alıyoruz?

Dünyanın, içindeki tüm süsleri ile bizim için ne kadar göz alıcı bir ev oluşturduğunu görmezden gelerek yaşadığımız reddedilemez bir gerçek. Gelişen teknoloji ve bununla doğru orantılı olarak değişen hayat tarzlarımızın bir getirisi olarak yavaş yavaş doğadan uzaklaştık. Günümüzde, senede bir piknik yapmak veya pencere arkasından yağmurun yağışını seyretmek doğa ile içiçe olmak şeklinde tanımlanmaktadır. Oysa doğanın en küçük ayrıntılarının bile ne kadar önemi var!

İnsanlığın varoluşundan beri bize hiç acımadan tüm nimetlerini sunan evimizin mavi halısını kirletmekle kalmayıp, çatısında delikler açtık, yeşil olan tüm kısımlarını harap ettik ve bunların yerine birbirinden çirkin tablolar astık. Kendi düzeninde inanılmaz bir harmonide çalışan evimizin içini zehirli gazlarla doldurduk, sularını içilmez hale getirdik. Sanki herşey sonuna kadar tüketilip sindirilmek için varmış gibi davranarak bizimki gibi bir hayat yaşayan evimiz, dünyamızın, ömrünü kısalttık.

Bugün sizlere “farkındalık” felsefesinden bahsetmek isitiyorum. Londra’da yayınlanan Sunday Times tarafından 20. yüzyılın en önemli insanlarından biri olarak tarif edilen Hintli felsefeci ve mistik Osho’nun çalışmalarında verilen esas mesaj olan farkındalık duyusu, hem Doğu’nun sonsuz bilgileğini hem de Batı’nın bilim ve teknolojisinin en yüksek potansiyelini birlikte işlemektedir. Kişisel gelişim ve bilinçlenme alanında büyük ilerlemeler kaydedilmesini sağlayan farkındalık, aynı şekilde dünyaya ve onu dünya yapan diğer tüm elementlere gösterilen duyarlılık şeklinde de tanımlanabilir. Bu alanda belirli bir seviyeye ulaşmak için yaşayan herşeyi elimizden gelen en iyi şekilde korumak esas görev olarak bilincimize yerleşmelidir.

Bugün içerisinde bulunduğumuz uyku halinden uyanmanın tek yolu dünyayı hissetmekten, onun bize vermek istediği mesaji ciddiye almaktan geçer. Yolda yürürken ağaçlara dokunup ellerimizle hissederek, çiçekleri koklamak için zaman ayırarak, ve etrafımızdaki herşeye hasret hisleri ile yaklaşarak dünyadaki yaşamın farkına varabiliriz. İnsan, ilişkiler, dengeler, ölçüler, ve yaşam döngülerinden oluşan ekosistemin en önemli parçalarından biridir. Ancak, sadece farkında olduğumuz oranda canlıyız.

Yaşadığımız an-a çok daha duyarlı olarak etrafımızda gelişen durumların daha iyi farkında olabiliriz. Arzu edilen değişim sadece tüm enerjimizi ona verdiğimizde gerçekleşir ve bir şekil almaya başlar. Tüm enerjimizi doğayı kendi harmonisinde yaşatmak amacına yönelttiğimizde, bu hedefe emin adımlarla yaklaşmakla kalmaz, bu konuda artan bilincimiz sayesinde aydınlanırız. Böyle bir vizyonda şekillenen hayat daha yoğun bir şekilde sevinç, berraklık, ve yaratıcılığa yol gösterir; yaşamın tüm boyutlarında zenginliğe ulaşmamızı mümkün kılar.

Çise Ünlüer (9 Mayıs 2010)
ciseunluer@hotmail.com

No comments:

Post a comment