Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

30/12/2009

Değişen Dünya ile Yüzleşme



UNFPA (Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu)'nun 2009 yılı dünya nüfusuna ilişkin "Değişen Dünyayla Yüzleşme: Kadınlar, Nüfus ve İklim" başlıklı raporu ile ilgili yazılı ve görsel medyada birçok haber yayınlandı. Bunlar arasında en çok göze batan nokta, iklim değişikliği sürecinin kadınlar üzerinde daha fazla etkili olacağı oldu. Rapora göre, yakın zamanda meydana gelen iklim değişikliğinin öncelikle insan faaliyetlerinden kaynaklanmakta olmakla birlikte, bu etki, neleri tükettiğimiz, genel olarak hangi enerji çeşitlerini ürettiğimiz ve kullandığımız, nerede yaşadığımız ve hatta kadınların ve erkeklerin hangi oranda eşit haklardan ve fırsatlardan yararlandıkları konularıyla direk olarak bağlantılıdır.

İklim değişikliğinin birçok yerleşim yerlerinde geçim yollarını yok ettiği ve yaşam koşullarını zorlaştırdığı için göç hareketlerine yol açtığı gerçeği henüz bizim karşılaştığımız bir durum olmasa bile, dünyadaki daha şanssız insanların hayatlarını etkilemiş ve de etkilemeye devam edecektir. Raporda, küresel ısınma ile gelen değişiklikler arasında ekonomilerin kötüye gideceği, bununla birlikte kalkınmanın zayıflayacağı, ve cinsiyetler arasındaki eşitsizliklerin gün geçtikçe artacağı belirtilmiştir. Bu eşitsizliğin artmasının en büyük nedeni olarak, birçok toplumda ev idaresinden ve aile üyelerinin bakımından sorumlu tutulan kadınların, tarımsal işgücünün büyük çoğunluğunu oluşturması ve gelir getirici fırsatlara daha az erişime sahip olmaları ifade edildi. İklim değişikliğine bağlı ek güçlüklerle karşı karşıya kalmakta olan kadınlar için bu durumun genellikle hareket kabiliyetlerini sınırladığını aklımızda bulundurarak, aniden baş gösteren havaya bağlı felaketler karşısında bu grubun savunmasızlığının artmasının kaçınılmaz olduğunu anlayabiliriz.

Küresel ısınmayı da beraberinde getiren iklim değişikliğinin nedenleri ve etkilerinin ele alındığı rapora göre, yeryüzündeki sıcaklık son 100 yıl içinde 0.74 derece yükseldi. Şu an bunu okuyan çoğunuzun “ne olacak ki 0.74 derecelik arttıştan!” dediğini duyar gibiyim. İlk başlarda çok yüksek duyulmayan bu miktar, insanların önemli bir parçası olduğu ekosistem dengelerini alt üst etmekle kalmaz, alışmış olduğumuz düzene de büyük değişiklikler yapmayı gerekli kılar. Bu konuda çalışmalar yapmakta olan bilim adamlarına göre, iklim değişikliğimin devam etmesi ya da hızlanması durumunda, yeryüzündeki sıcaklığın 2100 yılına kadar 4 ile 6 derece daha yükselmesi mümkündür.

Atmosferdeki sera gazları miktarlarının artması ile oluşan iklim değişikliğinin getireceği bir diğer felaket olan orman yangınlarındaki artışın boyutlarını kavramak için bu durumdan en çok etkilenen ülkeler arasında gelen Rusya'da sadece 2003 yılında yangınlar nedeniyle 20 milyon hektar orman kaybedildiğini bilmek yeter. Bunlara ek olarak kuraklık sorunları ile yüz yüze gelecek olan birçok ülkede ciddi boyutlarda su sıkıntısı yaşanacağı tahmin ediliyor. Emin olun ki çok yakında su sorunu yaşayacak olan ülkelerin arasında biz de varız.

Çevresel bozulmaların yanında insan sağlığı üzerindeki etkilerden de bahsetmek gerek. Doğal su kaynakları zarar gören bölgelerde tüberküloz, hepatit ve solunum yolları ve ishale bağlı hastalıklar gibi vakaların artması beklenirken; kalp rahatsızlıkları, farklı kanser türleri, böbrek rahatsızlıkları, hipertansiyon ve solunumla ilgili hastalıklar gibi kronik sağlık sorunlarının yükselen oranları da bölgedeki çevresel yıkımla ilişkilendiriliyor. Bunlarla birlikte, gittikçe kötüleşen ekonomilere dayalı olarak büyük ölçekli nüfus hareketlerinin yoğunlaşması muhtemel görünüyor. Kuraklıktan dolayı tarım yapamayan veya deniz seviyelerinin yükselmesi nedeni ile evlerini terk etmek zorunda kalacak olan birçok insanın geçim yolları bulmak için, kırsal alanlardan kentsel alanlara göç etmeleri kaçınılmaz olacak. Bu gidişata göre, ekonomi, nüfus ve tüketimdeki düzensiz büyümenin yeryüzünün uyum kapasitesini geçmesine bağlı olarak iklim değişikliğinin gittikçe daha da şiddetlenmesi ve muhtemelen yıkımsal hale gelmesi büyük bir olasılık olarak görülmektedir.

Artan sıcaklıklar, kuraklık, yangınlar, hastalıklar, gerileyen ekonomiler, ve göç... Henüz hiçbirşey tam olarak kesinleşmemişse bile, UNFPA raporuna göre, iklim değişikliği, her şeye rağmen, gelecekte yaşanacak nüfus hareketlerini şekillendirecek temel kuvvetler arasındadır. Bunları öğrendiğimizde takip edebileceğimiz iki yol var. Birincisi arkamıza yaslanıp “nasıl olsa beni etkilemez” mentalitesi ile kendimizi ortamdan soyutlamak ve en küçük bir duyarlılık göstermeden hayatımıza kaldığı yerden devam etmek, diğeri ise durumun ciddiyetini kavrayarak kişisel ve kamusal alanlarda atılacak adımları planlamaya başlamak. Umarım ki halkımız doğru yoldadır...

Çise Ünlüer (3 Ocak 2010)
ciseunluer@hotmail.com

No comments:

Post a comment