Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

07/01/2010

On Dakikada Çevreyi Kurtarın



Küresel ısınmanın birlikte getirdiği sorunlar dünya üzerinde enerji, su, ve geri dönüşüm alanlarına yoğunlaşılarak incelenebilir. Bugüne kadar tüm varlığımızın esas başlangıç noktası olan doğayı kurtarmak adına birçok farklı kaynaklardan geniş çapta bilgiler edinmiş olabiliriz. Fakat, bulunduğumuz dünya ile ilgili ne kadar şey biliyoruz? İşte size okumak için zamanınızın sadece on dakikasını ayırarak doğa ile barışık, bilinçli bir toplum yaratmaya katkı koymanızı sağlayacak bir yazı.

Yüzey alanı yaklaşık olarak 197milyon mil kare olan dünyanın, çevresi 25bin mil, en alçak noktası Ölü Deniz, en yüksek noktası ise Everest Dağı’ndadır. Dünyanın yüzde yetmiş (70%)’i okyanus, yüzde otuz (30%)’u ise karadan oluşmaktadır. Bulunan su miktarının sadece yüzde üç (3%)’ü tatlı su olup, geriye kalanı ise tuzlu sudan ibarettir. Bu yüzde üç’lük tatlı sunun yüzde yetmiş (70%)’i kutuplarda, yüzde otuz (30%)’u ise yüzey ve yeraltı suları tarafından oluşturulmaktadır. Günümüzde 2.6 milyar insan içecek ya da temel gereksinimlerini giderecek gerekli miktarda suyu bulamıyor. Çeşme suyunu iki dakika boyunca açık bırakmak, üç ile beş galon arasında suyun harcanmasına neden olur. Beş dakikalık bir banyo boyunca, yaklaşık yirmi beş galon suya ihtiyaç duyan bir insan, bunun yerine bu ihtiyacını tüm küveti doldurarak giderdiği zaman, atmış galon su harcamaktadır. Bulunduğumuz ortamlardaki suyu dikkatli kullanmak, yıllık su tüketimini yüzde otuz (30%) azaltmayı mümkün kılar.

Enerji, tüm dünyanın ortaklaşa sorunlarından en büyük olanı. Evlerimizdeki iyi tasarlanmamış insulasyon sistemlerinden kaynaklanan sızıntılardan dolayı her sene milyonlarca enerji kaybı meydana gelmektedir. Pencere ve kapı kenarlarında bulunan 1 milimetre’den daha küçük bir hava sızıntısı, soğuk havanın içeriye girmesinde kapı veya pencereleri 4-5 santimetre açmak kadar etkili olabileceğinden, evinizin yalıtımını gözden geçirip mümkün oldukça sağlamlaştırmak büyük önem taşır. Bulunduğumuz ortamları aydınlatmak amaçlı kullandığımız lambaların üzerinde biriken toz tabakası bu kaynakların normal şartlarda sağladığı ışık miktarının yarısını bloke edip, aydınlatmayı kısıtlar. Enerji dostu olmayan ampüllerin kullandığı enerjinin sadece yüzde on (10%)’u ışığa çevrilmekte, geri kalan yüzde doksan (90%)’ı ise ısı olarak boşa harcanmaktadır. Normallerine göre daha az enerji harcayıp daha çok ışık veren Floresan lambalar, ampüllere kıyasla yüzde yetmiş beş (75%) daha az enerji kullanmakla kalmaz, uzun kullanım ömrü de sağlar.

Kullandıkları enerji miktarı bakımından ekonomik olan çamaşır makinaları, bir insanın hayatı boyunca içeceği toplam su miktarından çok daha fazla su kurtarımına yardımcı olabilir. Otomatik bulaşık makineleri, bulaşıkları elde yıkamaya kıyasla, hem daha az zahmetli hem de her kullanımda avaraj olarak 6 galon, yılda toplam 2bin galon daha az su kullanmaktadır. Buzluğumuzun kapısını her açtığımızda, içerideki havanın yüzde otuz (30%)’u dışarıya sızar ve gerekli olan soğukluğa tekrardan ulaşmak için daha fazla enerji kullanımı gerektirir. Bundan dolayı, özellikle sıcak aylarda buzluklarımızı mümkün oldukça kapalı tutmaya özen göstermeliyiz. Günümüzde normal bir ampülden bile daha az elektrik kullanarak çalışan buzlukların var olduğunun farkında mısınız?

Gelişmiş ülkelerde harcanan toplam enerjinin yaklaşık olarak yüzde yirmi (20%)’si ofis binaları tarafından kullanılır. Şirketlerin toplam harcamalarının yüzde otuz (30%)’una kadar ulaşabilen enerji kullanımı, bu ülkelerin sera gazı emisyonlarının da yüzde yetmiş (70%)’ini oluşturur. Isıtma, soğutma, havalandırma sağlayan sistemler, çalışma ortamlarında ihtiyaç duyulan enerjinin esas olarak harcandığı alanlardır. Çalışma alanlarında bir diğer incelenmesi gereken alan ise ofislerdeki kağıt kullanımıdır. Kağıt tasarrufunda bulunmak için geri dönüşümlü kağıt kullanımına önem gösterilmeli, her gün binlercesini kullandığımız katırları bilgisayarımızdan çıktı alırken geniş marjinlerle ve çift taraflı kullanılmalarına önem gösterilmelidir.

Geri dönüşümün önemini hiçbir zaman küçümsememeliyiz. Bir tane alüminyum konserve kutusunun geri dönüşümünü sağlamak, üç saat televizyon seyretmek için gerekli olan enerji miktarını mümkün kılar. Bu miktar, yarım galon benzine eşdeğerdir. Eğer her okuduğumuz gazetenin geri dönüşümünü sağlarsak, her yıl milyonlarca ağacı kesilmekten kullanabiliriz. Tamamı ile geri dönüştürülmüş maddelerden oluşan bir ton kağıt, normal yollardan üretilen yeni kağıtlarla kıyaslandığında, 7bin galon su, 4bin kilowatt saat enerji, ve 17 ağaç kurtarır. Bir ton camı geri dönüştürmek, 10 galon petrolün sağlayacağı enerji kadar tasarruf sağlar. Bir soda içeceği kutusunu, geri dönüşümlü alüminyumdan üretmek, yeni ham maddeler kullanarak üretmekten yüzde doksan altı (96%) daha az enerji gerektirdiği gibi, yüzde doksan beş (95%) daha az hava ve su kirliliğine neden olur.

Sizce bütün bunlar, bundan sonra çevre konusunda daha duyarlı adımlar atmamıza yeterli nedenler değil midir? Karar sizin!


Çise Ünlüer (10 Ocak 2010)
ciseunluer@hotmail.com

No comments:

Post a comment