Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

20/01/2010

Şimdi Değilse, Ne Zaman?



Atmosferdeki ortalama sıcaklık sürekli artıyor, su kaynakları kuruyor, bitkiler zamansız meyve veriyor ya da hiç vermiyor, sıcaklık arttıkça buzlar eriyor, fazla miktarda su dolaşıma giriyor, sel felaketleri ve fırtınalar oluşuyor, deniz kıyısında yaşayan binlerce kişi sel suları altında ölüyor... İklim değişikliğinin zincirleme sonuçları yavaş yavaş yaşamımızı etkiliyor. Peki, neden?

Amacım geçtiğimiz hafta ülkemizde meyadana gelen ve büyük hasara neden olan sellerle ilgili konuşup sizi tekrardan kötü anılarla yüz yüze getirmek ve üzmek değil. Zaten önemli olan ne olduğu değil, olanın niye olduğudur. Anlayacağınız, işin sırrı detaylarda gizli...

Küresel ısınmanın herşeyden önce bir enerji problemi olduğunu kabullenmek, çözüm aşamasında atılacak ilk adımdır. Dünya nüfusunun sürekli çoğalması ile doğru orantılı artan enerji talebini karşılamak için, elindeki doğal kaynakları yarınları düşünmeden harcayan insanoğlu, yıllardır yaptığı hatayı ancak şimdi anlamış ve alıştığı yaşam standartlarını devam ettirebilmek için yeni enerji kaynakları arayışına girişmiştir. Bugüne kadar nükleer enerji dahil olmak üzere, petrol, kömür, ve doğalgaz gibi fosil yakıtlarının çevreye olan zararlarını fark edenler, bu kaynakların toplu kullanımının iklim değişikliğine neden olacağını göz önünde bulundurarak, bunların yerine yenilenebilir ve sürdürülebilir enerji kaynaklarının gün ışığına çıkmasını sağlamışlardır. Sürdürülebilir olma özelliklerini insan yaşamının sürdürlebilir olması ihtiyacından alan enerji sistemlerinin, ekolojik dengenin devamlılığı için yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilmesi şarttır.

Fosil yakıtlar gibi yakılınca biten ve yenilenmeyen enerji kaynaklarının tersine; rüzgar, güneş, hidrolik ve jeotermal gibi kaynaklardan elde edilen yenilenebilir enerji, "doğanın kendi evrimi içinde, bir sonraki gün aynen mevcut olabilen enerji kaynağı" şeklinde tanımlanıyor. Bu temiz enerji kaynaklarına ek olarak, daha önceki yazılarda bahsettiğimiz birikmiş çöplerden sağlanan metan gazı veya kanalizasyon ısısı sayesinde ısı ve elektrik üretiminin de mümkün olduğunu biliyoruz. Kısıtlı coğrafyamızdan dolayı bugün dünyada var olan tüm temiz enerji kaynaklarından yararlanmamız mümkün olmasa bile, tüm ülkelerde olduğu gibi rüzgar ve özellikle güneş gibi büyük bir enerji fırsatı dururken, bu konuda henüz sağlam adımlar atmamış olmamız düşündürücü.

Kendimize kurduğumuz konforlu hayat içerisinde son model arabamızdan inip, etrafındaki geniş bahçesi dahil her yeri düşüncesizce ışıklandırılmış evimize girerken, bizden sonraki nesillerin yüzleşmek durumunda kalacağı kaçınılmaz enerji sorunlarını aklımıza getirmemiş olabiliriz. Her gün kısa mesafelerde bile sırf yürümeye üşendiğimiz veya toplu taşımacılığı cazip bulmadığımız için yaktığımız benzinin sadece finansal yönüne yoğunlaşarak, her damlasının çevreye ne kadar zarar verdiğini göz ardı ediyor olabiliriz. Ya da ehliyet alma yaşına bile gelmemiş çocuklarımızın eline anahtar tutuşturuyor ve gerisini düşünmüyor olabiliriz. Ülkemizde 4 kişilik çoğu ailenin nerdeyse en az 3 arabası var! Ama herşeyin bir sonu olduğu gibi, bu rahatlığın da bittiği bir an gelecektir. Ve bu anın çok uzakta olmadığından emin olabilirsiniz...

Yakıt harcaması gereksiz yere bol olan lüks arabalar yerine hayatta herşeyin gösteriş olmadığını benimseyerek küçük ve belirli mesafelerde daha az yakıt harcayan arabalara geçiş yapmak sadece ekonomik değil, aynı zamanda pratiktir. İşyerindeki arkadaşlarımızla aynı arabayı paylaşmak veya en azından gençlerimizi toplu taşımacılığa yöneltmek bugün ülkemizin en büyük sorunların olan trafik kazalarını azaltmakla kalmaz, şehir içlerinde çektiğimiz trafik sorununa da, hiçbir ek masraf gerektirmeden kesin bir çözüm getirir. Milli gelirleri bizden çok daha fazla olan Avrupa ülkelerinde bile insanların ulaşımlarını çoğunlukla bisiklet ve toplu taşımacılıkla yaptıklarını akılda tutarak, kendi seçimlerimizi bir daha gözden geçirebiliriz. Arabamızla gittiğimiz kısa mesafeleri bisikletle gitmek ne kadar zor olabilir? Ya da evdeki gerekmeyen ışıkları söndürmek? Isı kaybını önlemek için evimizi yalıtmak? Bir düşünürseniz bunların hiçbiri zor veya yapılması imkansiz değişimler değil. Peki şimdi değilse, ne zaman?

Çise Ünlüer (24 Ocak 2010)
ciseunluer@hotmail.com

No comments:

Post a comment