Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

10/12/2009

Neyi Bekliyoruz?



Sürdürülebilir yaşam başlığı altında karbondioksit emisyonlarını azaltma yöntemlerinden alternatif enerji sistemlerine kadar bugüne dek birçok konudan bahsetmiş olmamıza rağmen, ülkemizde halen daha büyük eksikliklerin olduğundan eminim hepimiz farkındayız! Genelde bulunduğumuz durumdan şikayet etmenin ötesine gitmeyen yaklaşımlarımız sayesinde, sorunlara yapıcı bir tavırla yaklaşmak yerine daha çok “ben yaşayacağımı yaşadım, gerisini bundan sonraki nesiller düşünsün” mentalitesiyle baktığımız için, ya ileriyi net göremiyoruz, ya da görmek istemiyoruz. Ancak ne mutlu bize ki herkes böyle düşünmüyor. İşte size Kıbrıslı Türk’lerden iki güzel örnek...

“Adım Pınar. Tokyo'da yaşıyorum ve burada belediyeler atıklar konusunda gerçekten çok hassas davranıyor. Kurallar çok katı. En ufak bir usulsüzlükte belediye çöpünüzü almayarak ve üzerine de yaptığınız hata bir not şeklinde yazılarak çöpünüz ortada bırakılıyor, hatanızı düzeltip çöpünüzün alınması için bir sonraki haftaya kadar bekliyorsunuz. Anlayacağınız, bir nevi mahalle baskısı. Benim yaşadığım bölgede belediyenin kendi sattığı özel işaretlenmiş doğaya dönüşümlü poşetleri var. Çöpünüzün toplanması için bunları kullanmak ve atıklarınızı 5 kategoriye ayırmak zorundasınız. Bu torbalar geri dönüşümlü olmaları sebebiyle hem doğaya zararlı değil hem de belediye bu torba satışından gelir sağlıyor. Bu sisteme göre cam şişeler, plastik malzemeler, konserve yiyecek/içecek kutuları, piller ve spray kutular yanabilen ve yanmaz atıklar olarak kategorize edilip ayrı ayrı günlerde toplanıyor. Yeniden değerlendirilebilir atıklar (elbise ve kağıtlar) ve büyük hacimli atıkların (halı, mobilya, buzdolabı, çamaşır makinesi vs.) halktan alınması ve değerlendirilmesi için belediyeye para ödemek gerekiyor ama bence bu tür şeylerin geri değerlendiriyor olması bile verilen paradan çok daha değerli bir unsur. Kıbrıs gibi küçük bir yerde internet sayesinde istenmeyen veya ihtiyaç olmayan atıkları ihtiyacı olanlar için değerlendirmek zor olmamalı. Hatta olabilirse keşke belediyeler internet sitesinin yaptığını insan gücü kullanarak kendileri yapabilse.”

Japonya, sürdürülebilir yaşam tarzı için gerekli olan tüm alışkanlıkları halkına entegre edebilmiş ülkelerin başlarında geliyor. Pınar’ın da bahsettiği gibi basit ama etkili olan bu değişiklikler, ülkedeki yaşam standartlarını arttırmakla kalmaz, gelecek nesillerin de en az bizim sahip olduğumuz kadar imkanlarda hayatlarını sürdürmelerini mümkün kılar. Peki çocuklarınıza ve onların çocuklarına bu imkanları sağlamak için belirli alışkanlıkları terk etmeye hazır mıyız? Arabanızı mümkün olan en az miktarda ve sadece gerektiğinde kullanmaya, çöplerinizi çeşitlerine göre tek tek ayırmaya ve geri dönüşümlerini sağlamak için belediyeye para vermeye, gereksiz yere alışverişten vazgeçip azla yetinmeyi öğrenmeye hazır mısınız?

“Adım Nil. Gazimagosa serbest limanında kendi adıma tam on yıldır hurda demir-bakır-aleminyum ihracatı yapmaktayım. Demir hurdası, inşaatlardan artan kırpık ve kullanılmayan demirler, bozuk ev aletleri (çamaşır makinesi buzdolabı vs.), kullanılmayan su depoları ve makinistlerin kullanmadıkları araba parçaları ve hurdaya çıkmış ya da kayıttan düşmüş arabalar olmak üzere çeşitlere ayrılır. Bunları, genellikle küçük vanlarla toplayan vatandaşlar sayesinde, ve bazen de bozulan fabrikalardan ve atölyelerden biz kendi araçlarmızla gidip almaktayız. Bunlara ek olarak, devletin ve askerin açtığı ihalelere katılıp hurda alıyoruz. Bu demirler arazimize geldikten sonra kalitelerine göre ayrılır, büyük parçalar ve hurda arabalar preslenir. Daha sonra kamyonlarla önce rıhtıma daha sonrada gemiye aktarılıp İskenderun veya İzmir limanlarına gönderilir. Burada gönderilen hurda demirler hattehanelerde işlenerek ‘inşaat demirine’ dönüştürülür ve adaya geri döner. Dünyanın her yerinde geri dönüşüm yapan bütün kuruluşlara devlet tarafından teşvik primi verilirken, bizler bırakın prim almayı üstüne 15% KDV ödüyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde böyle birşey görülmemiştir. Yani hem memleketi temizliyoruz, hem adaya milyonlarca girdi ve istihdam sağlıyoruz, ve bir de üstüne para ödüyoruz. Ülkemizdeki geri dönüşüm sistemleri hakkında tek bir görüşüm var o da ülke ekonomisine yüzde yüz katkı sağlayacak bir sistemin hala daha emekliyor olması ve devletin bu konuyla ilgili gereken hiçbirşeyi yapmamasından dolayı duyduğum şaşkınlık.”

Atık maddelerin gerekli işlemlerden geçirilerek başka alanlarda tekrar kullanılabilir bir hale getirilmesi hem bu maddelerden tekrar tekrar yararlanmayı sağlar hem de yeni malzeme üretimine olan bağımlılığı ve çevreye verilen zararı azaltır. Sadece inşaat alanında değil, paketleme de dahil olmak üzere daha birçok alanda geri dönüşümün sağlanması mümkündür ve kaçınılmazdır. Bilmediğimiz tek şey, durum bu kadar açık ve net bir şekilde belirgin olduğu halde, geri dönüşümü olmayan bu yolda hızla ve bilinçsizce ilerlerken birşeyleri düzeltmek için neyi bekliyor olduğumuzdur. Söz sizin...

Çise Ünlüer (13 Aralık 2009)
ciseunluer@hotmail.com

No comments:

Post a comment