Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

30/06/2012

Organik Sektörü




Sağlıklı bir yaşam için doğru beslenmemiz ve günlük hayattaki ürün tercihlerimize dikkat etmemiz gerektiğini biliyoruz. Bugün kozmetikten gıdaya, farklı alanlarda yaptığımız tercihlerin bizi nasıl etkilediğinden, daha sağlıklı hayatlar sürebilmek için tercih edebileceğimiz alternatif ürünlerden, ve farklı ülkelerin bu konudaki girişimlerinden bahsetmek istiyorum.

Dış dünya ile esas temas noktamız olan cildimizin gün boyunca maruz kaldığı havadaki maddeler doğrudan bünyemiza katılıyor. Her ne kadar cildimize temas eden havayı kontrol edemesek de kullandığımız kozmetik ürünlerde veya giydiğimiz kıyafetlerde doğru seçimler yaparak vücudumuza zarar gelmesini önlememiz mümkün.

Gelin giydiğimiz kıyafetleri çok çabuk ele alalım. Sıkça tercih edilen gömleklerin ana malzemesi olan pamuk, işlenirken böcek ilacı, suni gübre ve daha birçok toksik malzemeye maruz kalır. Bu durum kozmetik ürünlerde de farklı değil. Daha genç ve sağlıklı olamabilmek için cildimize sürdüğümüz kozmetik ürünlerin içerisinde birçok tehlikeli kimyasal maddeler bulunuyor. Bunların en başında kanserojen tehlikeleri olan parabens geliyor. Oysa bilinçli seçimlerle organik ürünlere yönelerek cildinizi zehirlemekten vazgeçebiliriz. Aralarında nerdeyse 100% organik ürünlerden oluşan Burt’s Bees, NUXE, Biotherm Skin Ergetic ve Body Shop Nutriganics ve Earth Lovers’un bulunduğu doğal ürünler içerlerinde paraben, sülfat ve renklendiriciler bulundurmuyor.

Sağlıklı bir cilt için sağlıklı beslenmenin önemini bilmeyen yok. Hangi beslenme uzmanına sorarsanız sorun, bol sebze ve meyve tüketiminin dengeli bir beslenmede gerekli olduğunu vurgulayacaktır. Oysa son aylarda sıkça duyduğumuz yüksek oranda tarım ilacı bulunduran bitkilerin sağlığımız açısından ne kadar yararlı olduğu düşünce kaldırır. Her ne kadar üzücü de olsa, bu kötü haberlerin tüketiciler olarak bizleri uyandırmak, organik ürünlerin gerekliliğini biraz daha anlamak ve sağlıklı gıdalara yönelmek açısından büyük önem taşıdıklarını düşünüyorum.

Azımsanamayacak derecede tehlike saçan bu tarım ilaçlarının çocuklarımıza da verdiğimiz sebzelerde bulunması evimize kadar getirdiğimiz gıdaları özenle seçmemize neden oluyor. Tabii herşeyden sağlıklısı insanın mümkün oldukça kendi gıdasını üretmesi. Ancak herkesin bunu yapabilecek zamanı veya fırsatı olmayabilir. Ülkemizde belirli ürünlerin organik olanlarını marketlerde bulmak mevcut. Özellikle süt, et, ve ürünlerinin organiklerini tüketmekte yarar var. Hele bir de hayvanlara verilen antibiyotik ve GDO’lu yemleri düşünürsek, bu gıdaların organik olmayanlarını tüketmek büyük bir risk!

Organiğe yüksek talep gösteren toplumlardan biri Almanlar. Almaya’da artık her 5 kişiden biri haftada en az bir kez organik ürün satın alıyor. Geçtiğimiz yıl organik ürünlere 6 buçuk milyar euro para harcayan ülkede her yıl sık sık düzenlenen organik ürünler fuarında Avrupa’nın farklı noktalarından gelen çeşit çeşit sebzeyle karşılaşmak mümkün. Almanya’da organik ürünlere olan talep 2011 yılına kıyasla yüzde on (10%)’luk bir artış gösterdi. Bu talebe yetişemeyen yerli ziraatçiler çareyi yurtdışından ithal edilen organik ürünlerde buldu. Ülkeye giren organik süt ve etin büyük bir kısmı Avusturya, Danimarka, Hollanda ve İtalya’dan ithal edilirken; pirinç, kahve ve muz ihtiyaçları Pakistan, Ekvador ve Brezilya gibi uzak ülkelerden karşılanmaya çalışılıyor.

Almanya, bu kadar uzak mesafelerden getirilen organik ürünlerin bozulmadan tüketiciye ulaştırılması ve organik sertifikalarında belirtilen şartlara uyulması için büyük çaba sarfediyor. Durum böyle olunca, standartlara ve kurallara önem veren Alman pazarında tutunmak isteyen organik üreticilerin, Avrupa standartlarına uygun üretim yapıp, ona uygun sertifikayı taşıması gerekiyor. Tabii oraganik ürün sertifikalandırma konusunda zorluklar yaşayan üreticiler de yok değil çünkü dünyanın farklı noktlarındaki standartlar Avrupa’daki standartlar ile tam olarak uyuşmuyor. Arjantin, Kosta Rika ve Hindistan gibi ülkeler AB Komisyonu ile ticaret kolaylığı konusunda uzlaşmış olsa da Çin gibi diğer büyük organik üreticiler, sık sık eleştirilerin hedefinde bulunuyor. Ancak son yılların en büyük organik ürün skandalı, Almanya’ya da ithal ürün gönderen İtalya’nın 220 milyon euro değerinde sahte sertifikalı ürün ihraç etmesi!

Yiyecekten kıyafete organik pazarda büyük rol oynayan bir başka ülke Hindistan. Almanya’ya büyük oranda organik çay satışı yapan ve şu anda dünyanın en büyük tekstil ihracatçısı durumunda olan Hindistan’ın hedefi ise şimdi, Avrupa'da yıldızı gün geçtikçe parlayan organik tekstil pazarından büyük pay almak. Bu doğrultuda Hindistan, organik baharat sektörüne ek olarak organik pamuğa ağırlık veriyor.

Günün sonunda geleceği görebilien ve ona göre adımlar atabilen ülkeler kazanıyor. Organik ürünlere olan talep şu an oldukça yüksek ve artmaya devam edecek. Bu sektörden pay almak isteyen ülkeler arasındaki yarış arttıkça organik ürünlerin daha uygun fiyatlara sunulması beklenebilir.


Çise Ünlüer (24 Haziran 2012)
ciseunluer@gmail.com

No comments:

Post a comment