Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

02/03/2012

Soğukların Nedeni Buzulların Erimesi




Son aylarda ülkemizde yaşanan alışmadığımız kadar soğuk günler, bunun nedeninin küresel ısınma değil de soğuma olduğunu düşünenlerin sayısında bir artışa neden oldu. Ancak unutmamak gerekir ki, birkaç gün veya aylık hava durumunu gözlemleyerek iklim değişiklikleri konusunda kesin verilere varmak mümkün değildir.

Buna getirilecek en iyi yanıt Birleşmiş Milletler tarafından desteklenen ve dünyanın önde gelen iklim bilimcilerinin yer aldığı Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) adına 220 bilim adamı tarafından 2 yılda tamamlanan "Aşırı Hava Koşulları Özel Raporu"nda belirtilen iklim özellikleridir. Raporda, 21. yüzyılda aşırı soğukların görülme sıklığında azalma olacağı ancak iklim değişikliğinin artan etkisiyle gerçekleşecek şiddetli yağmurlar, sert fırtınalar ve kuvvetli kuraklıkların önümüzdeki yıllarda tüm dünyayı etkisi altına alacağı belirtiliyor. Bu yetmezmiş gibi, aşırı sıcaklıkların görülme sıklığında ise yüzde 99-100 olasılıkla dünya çapında bir artış yaşanacağına değinen rapor, yükselen deniz seviyelerinin kıyı şeritlerinin hassasiyetini arttıracağını ve oluşan aşırı hava koşullarının birçok yerel ekonomiyi zarara uğratıp milyonlarca insanın hayatını yakından etkileyeceğini öngörüyor.

Özetlemek gerekirse havanın soğuk olması tamamen insanların neden olduğu iklim değişikliği, bir diğer bilinen şekliyle “küresel ısınma” yüzünden. Buna biraz daha netlik getirecek olursak, küresel ısınma, Kuzey Kutbu’ndaki deniz yüzeyindeki buzulların miktarında azalmaya neden oldu. Bu durumdan dolayı, Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika’nın kuzeylerinde yer alan Kuzey Kutbu’nu kapsayan ve normalde buzlarla kaplı olan Arktik Okyanusu’nun yüzeyi buzdan arındı. Bu buzsuz deniz  yüzeyinin üzerindeki soğuk havayı ısıtması ile ısınan hava yükseldi. Bu sayede oluşan akımla denizden yükselen havanın yerini Avrupa kıtasının ortasındaki hava aldı ve Meksika Körfezi’nden kaynaklanan sıcak su akıntısının ılımanlaştırdığı havanın batıdan Avrupa kıtasına girmesini engelledi. Böylece esas nedeni küresel ısınma olan buzulların erimesi, rüzgar yönlerinde neden olduğu bir değişimle Avrupa’yı daha da soğuk yaptı. Ve sonuç, yıllardan sonra ülkemizde görülen kar!

Dünyanın birçok yerinde, buzulların kapladığı alanlarda, endişe verici boyutlarda büyük bir azalma ve geri çekilme saptanıyor. Buzulların erimesine bir diğer örnek Türkiye’deki Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde bulunan ve son 20 yılda hızlı bir artışla eriyen buzullar ve erimelerinden kaynaklanan temiz su depolarını kaybetme riski. Türkiye’de yaygın olarak Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu'da bulunan buzulların azalması, buzul sularıyla beslenen akarsuları ve dolayısı ile geçim kaynaklarını bu sulardan sağlayan insanlara kadar tüm canlıları olumsuz bir şekilde etkileyecek.

Yukarda bahsettiğimiz rapora geri dönecek olursak, bilimsel modeller, yüzde yüz (100%)’e varan ısı dönemlerinin ve sıcaklık dalgalarının karasal alanlarda daha uzun, sık ve yoğun bir biçimde gerçekleşeğini belirtiyor. Bu şu anlama geliyor ki 20 yılda bir yaşanan rekor sıcaklıklar artık nerdeyse her yıl yaşanacak! Bu durumun sıcaklık değişimlerine hassas olan yaşlılar ve çocuklar için ne kadar ciddi tehlikelere neden olacağını söylemeye bile gerek yok! Buna ek olarak, aşırı yoğunlaşma ve metrekareye düşen yağış miktarının 21. yüzyılda dünyanın her yerinde artacağı ve bu yoğun yağış miktarlarıyla doğru orantılı olarak fırtınaların da küresel ısınmanın etkisini arttıracağına değiniliyor. Bu da şimdiden dünyadaki birçok can ve mal kaybına neden olan sel riskini arttıracak.

Dünyanın bir yerinde seller olurken ülkemizin de dahil olduğu başka yerlerinde ise azalan yoğunlaşma ve artan su kaybı ile kuraklıklar şiddetini arttıracak. Sel ve kuraklıklar dünyada yaşanılabilir olan bölgeler azalmasına neden olacak, ve göçlerde artışı ve dolayısı ile birçok dengesizliği beraberinde getirecek. Bu durumda her ne kadar ülkelerin coğrafi konumlarına göre iklim değişikliğinden ne kadar etkilenecekleri değişse de, gün geçtikçe etkisini gösteren iklim değişikliğinin tüm insanoğlunu etkileyeceği kesin! Son yıllarda yaşanan şiddetli doğal afetlerden de anlaşılacağı gibi, hava kouşulları alışılagelenden daha farklı, hızla değişmeye devam ediyor ve edecek.

WWF-Türkiye Genel Müdürü Tolga Baştak’ın da dediği gibi, iklim değişikliği ne politik, ne ekonomik, ne de ahlaki bir konudur. İklim değişikliği bir “hayatta kalma meselesi”dir. Bu kadar önemli birşeyi anlamak ve gerekli önlemleri almak bu kadar zor olmamalı. Bugün dışarda karlarla oynarken sevinmek yerine düşünmek ve önlem almak gerekir. Unutmayalım ki eğer ancak gerekli önlemler alınırsa birçok can ve mal kaybına neden olan bu doğal afetlerin ekonomiye ve canlılara olan etkisi büyük ölçüde azalabilir.


Çise Ünlüer (4 Mart 2012)
ciseunluer@gmail.com

No comments:

Post a comment