Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

09/03/2012

Japonya Depremi Sonrası





Geçen yıl bugün Japonya’nın kuzeydoğusundaki okyanus açıklarında 8.9 büyüklüğünde meydana gelen deprem ve arkasından etkili olan tsunami, pek çok can ve mal kaybına ve binlerce insanın evsiz kalmasına neden oldu. Japonya gibi depreme hazırlıklı bir ülke için bile muazzam bir güce sahip olan deprem, başkent Tokyo da dahil olmak üzere geniş bir bölgeyi etkiledi. Depremden sonra oluşan dev dalgalar Miyagi ve Fukuşima bölgelerini vurdu ve birçok yerleşim yerini yerle bir etti. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bölgedeki nükleer santrallerin iki reaktöründeki soğutma sistemleri bozuldu ve tesislerdeki ısıyı düşürebilmek için deniz suyu pompalandı. Santrallerdeki bu sorundan etkilenen insanlar normallerin üstünde radyasyona maruz kaldı. Japonya halen bu sorunlarla baş etmeye çalışıyor.

Ülkelerindeki bu sorunu daha iyi anlamak için Cambridge Üniversitesi’nde doktora yapan 4 Japon arkadaşımın bu konudaki görüşlerini almaya çalıştım. Deprem anında Tokyo’da olan Ken Koyanagi ve araştırmalarına Cambridge’de devam eden Shun Uchida, Kei Yamamoto ve Takaaki Kobayashi ile geçtiğimiz yıl ülkelerini derinden sarsan doğal afetler ve insan kararlarıyla ilgili görüşleri üzerine yaptımığımız konuşma hem bilgilendirici hem de göz açıcıydı.

Siz ve yakınlarınız meydana gelen deprem ve nükleer krizden nasıl etkilendiniz?

Ken: Öncelikle söylemek isterim ki Japonlar deprem, tayfun ve volkanik patlamalar gibi doğal afetlere hazırlıklı bir toplum. 11 Mart’ta meydana gelen deprem sonrası trenler çalışmadığından Tokyo halkı kilometrelerce yürüyerek evlerine ulaşmak durumunda kaldı, radyasyon korkusu olan birkaç aile ülkenin batı kıyılarına doğru yola çıktı.
Shun: Ailem Tokyo’nun 40 km doğusunda kalan Chiba bölgesinde yaşıyor. Deprem sırasında Tokyo’da olan annem tren ulaşımının durması ile hemen bir bisiklet satın alarak eve kadar bu şekilde geldi.
Kei: Annem depremden sonra nükleer santrallerde çıkan sorunlardan dolayı enerji sıkıntısı çektiklerini ve enerji tasarrufu yapmaya başladıklarını bildirdi.
Takaaki: Nükleer santrallerden yeterince uzak bir konumda yaşadığımız için pek etkilendiğimiz söylenemez.

Fukushima’da deprem ve arkasından gelen tsunamiden sonra hayatta kalan insanların devletten yeterli desteği gördüğünü düşünüyor musunuz?

Ken: Kesinlikle düşünmüyorum. Devlet olaydan etkilenenlere verilecek olan tazminatlarla ilgili herhangi bir yasa geçirmemiş, depremden sonra evsiz kalan insanları güvenli noktalara taşımakta gecikmiştir.
Shun: Yeterli duygusal desteğin verilmediğini düşünüyorum. Bunu zamanla travma sonrası stres bozukluğu yaşayan kişilerin sayısında artış oldukça daha net göreceğiz.
Kei: Devletimizin genelde böyle olaylardan etkilenenlere gerekli yardımı yaptığına inanıyorum.
Takaaki: Bu uzun süreli bir sorun olduğundan zamanla daha iyi anlayacağız.

Sizce kısa zaman içinde Japon’ya için herşey normale dönecek mi? Bu büyük felaketten sonra gelecekte neler değişecek?

Ken: İnsanlar bu olayı İkinci Dünya Savaşı’ndaki yenilgimizle kıyaslıyorlar. Çok çalışıp herşeyi tekrardan yapacağız ama insanların olanları unutması ve korkularından tamamen kurtulması imkansız.
Shun: 1995’te meydana gelen Kobe depremi sonrası tüm şehrin tekrardan inşaa edilmesine rağmen halen birçok finansal sorun yaşanmaktadır. Tsunami’nin vurduğu bölgelerde de finansal sorunların devam edeceğini düşünüyorum ancak insanlar zamanla normale dönecek, savaş sonrası zamanlarda olduğumuz gibi daha güçlü olacağız.
Kei: Önümüzdeki on sene içinde yıkılan yapıların tekrar yapılacağını düşünüyorum ancak radyasondan etkilenen bölgeler gittikçe boşaltılacak ve terk edilecek.
Takaaki: Ekonominin ve insanların zamanla toparlayacağına ve normale döneceğine inanıyorum.

Hayatlarımız gittikçe daha fazla enerjiye bağımlı hale geliyor. 11 Mart öncesi hiçbir şekilde yakıt ve enerji sorunu yaşamayan Japonlar, bu durumun sağladığı rahatlıkla kullandıkları enerjinin nerden geldiğine önem vermemeye başladılar. Sizce bu durum 11 Mart’ta nükleer santrallerde yaşanan sorunlar sonrası değişmiş midir? İnsanların artık kullandıkları enerjinin kaynağı hakkında daha fazla bilgi sahibi olduğuna inanıyor musunuz?

Ken: Herkes nükleer enerjiye olan bağımlılığımızın farkındaydı ama yine de tsunami sonrası çıkan olaylarda bu bağımlılığın boyutlarına hepimiz şaşırdık. Ancak Japonya’da yeterli doğal kaynak bulunmadığından dolayı nükleerden hemen vazgeçmek zor olacak.
Shun: İnsanların artık bu konuda daha bilinçli olacaklarına inanıyorum. Geçen yıl yaşanan tsunami sonrası hayatlarında ilk kez elektrik kesintisi yaşayan Japonlar artık enerjinin nerden geldiğini ve nasıl kullanılması gerektiğinin farkında.
Kei: Japon’ya da enerji hiçbir zaman ucuz olmadı. Eğitimli kısmın nükleer ve başka ülkelerden ithal edilen petrola olan bağımlılığımızın farkında olmasına rağmen hayat kalitemizi etkilememek için bile bile kullanmaya devam ediyoruz.
Takaaki: Evet çoğu insanın bu konudaki farkındalığının arttığına inanıyorum.

Deprem ve TEPCO (Tokyo Electric Power Company)’nun nükleer kazasının insanların gelecekte kullanmak isteyecekleri enerji konusunda görüşlerini değiştirdiğini düşünüyor musunuz?

Ken: Yaşanan olaylar insanların nükleere olan bağımlılığımızı farketmesine neden olmuştur ancak doğal kaynaklarımız olmamasından dolayı yapılan nükleer yatırımlarından nasıl vazgeçeceğimiz ve özellikle yaz aylarında artan enerji ihtiyacımızı nasıl karşılayacağımız net değildir.
Shun: Bugüne kadar elektrik kesintisi yaşayacağımızı hayal bile etmememize rağmen bunun mümkün olabileceğini hepimiz gördük. Bir kısım enerji üretimi için kömür kullanımına geçilmesi söz konusu oldu ancak karbondioksit salınımları açısından iyi bir seçim olmayacağını hepimiz biliyoruz. Rahat hayatlarımızdan vazgeçmek ve karbondioksit salınımına neden olmak arasında bir seçim yapmamız gerekiyor.
Kei: Yaşananlar öncesi nükleer enerjiyi destekleyen insan ve politikacıların bu konudaki görüşlerinin artık değişeceğine inanıyorum.
Takaaki: TEPCO’ya olan tepki artmıştır ve halkın gelecekte yapılması planlanan yeni nükleer santrallerin kurulmasının önüne geçeceğine inanıyorum.

Nükleer enerji santralleri hakkında olan kaygılarımız doğrultusunda bu konuda neler yapılabilir?

Ken: Dünyada çoğu ülkenin Japonya’nın yaşadığı kadar fazla doğal afetlerle yüzleşmek zorunda kalmadığını hatırlatmak isterim. Halkı bunlara hazırlamak için gerekli çalışmalar yapılmaktadır.
Shun: Japon halkının zamanla nükleere olan korkusunun tekrardan azalacağını ve nükleer santrallerin çalışmaya devam edeceğini düşünüyorum. Hiroshima ve Nagasaki’de yaşayan insanların daha önceleri nükleer santrallere karşı çıkmalarına rağmen bu gözardı edilerek santraller yapılmaya devam edilmişti. En azından bu yaşanan olaylar sayesinde yeni inşaa edilen santraller daha güvenli olmak durumunda. Fukushima’daki santralde yaşanan olay, tsunami yüzünden bozulan soğutma sistemlerinin devre dışı kalması ile içerideki sıcaklığı çıkaracak bir yol arayışından kaynaklandı. Burdan çıkarılan ders ülkenin geri kalanındaki nükleer santrallerde uygulanacak ve herhangi bir acil durumda kullanılmak üzere kurulacak ekstra soğutma sistemleri planlanacak.
Kei: Halkın kendinin yapabileceği çok birşey yok. Yıkılan santralleri oldukları gibi bırakmak durumunda kalacğız.
Takaaki: Yaşanan kazanın esas olarak eskiyen ekipman ve kötü yönetimden kaynaklandığını düşünüyorum. Kazadan zarar gören nükleer santrallerin tekrardan normale döndürülmesi veya güvenli bir şekilde tamamen ortadan kaldırımlası için gerekli çalışmalar yapılmalıdır.

Önümüzdeki 30 yıl içerisinde Japonya’nın toplam enerji kullanımında nükleerin oranı artmalı yoksa azalmalı mıdır?

Ken: Biraz azalmalıdır. Ancak söylemem gerekir ki ben nükleer santrallerden tamamen vazgeçilmesi gerektiğini düşünen insanları desteklemiyorum. Çünkü bugün birçok işyeri bu santrallerden sağlanan enerji ile işlem görüyor. Nükleerin ortadan kaldırımlası ekonomiyi yakından etkileyecektir. Bunun yerine yavaş yavaş nükleer enerji kullanımını azaltmalı, ve zamanla bu kaynaklara olan bağımlılığımızı nerdeyse sıfıra indirmeliyiz.
Shun: Biraz azalmalıdır ama gerçekte fazla bir değişikliğin olacağına inanmıyorum. Hem enerjiyi kullanmak istiyoruz hem de aynı anda küresel ısınmaya neden olmak istemiyoruz. Japon halkının hayatını büyük bir oranda değiştirmesini beklemek zor. Bundan dolayı 5-10 sene içinde nükleere tam gaz geri döneceğimizi düşünüyorum. Ama yine de aynı olayların tekrarlamaması için yeterli güvenlik önlemleri alınmalı.
Kei: Alıştığımız yaşam standartlarının devamı için ne yazık ki nükleer enerji kullanımının artması gerekiyor. Yabancı ülkelerden ithal ettiğimiz ve gittikçe artan petrol talebimiz de unutulmamalıdır. Nükleer santrallerde yaşadığımız hatalar, normalde sürdüğümüz rahat hayatlar için ödediğimiz bir bedel.
Takaaki: Biraz artmalıdır.

Yaşananlardan sonra sizce günlük hayatta kullandığımız toplam enerji miktarını mı azaltmalıyız yoksa bu talebi karşılamak için güvenilir yenilenebilir enerji kaynaklarına mı yönelmeliyiz?

Ken: Her kisi de - hem kullandığımız enerji miktarını azaltmalı hem güvenilir yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmeliyiz. Ancak bugüne kadar nükleer enerjinin sağladığı enerji miktarına yakın bir enerji sağlayan yöntemle karşılaşmadığımızdan başka kaynakların devreye sokulması zaman alacak.
Shun: İhtiyaç duyduğumuz enerjiyi azaltmak önemli. Japonya’da elimize ulaşan enerjiyi düşünmeden kullanıyoruz. Örneğin çoğu şehir 24 saat canlı, büyük şehirlerde çoğu mağaza 24 saat açık, her iki adımda bir atıştırmalık yiyecek satan makineler bulunuyor. En başta bunların sayısı azaltılabilir.
Kei: Kullandığımız enerji miktarını azaltmak kesinlikle daha mantıklı olacaktır ancak bunu gerçekleştirmek o kadar kolay değildir. Japonya için nükleer enerji dışında hiçbir enerji kaynağının toplam enerji talebini karşılayabileceğini düşünmüyorum.
Takaaki: Bence her iki yaklaşım da mümkün. Günün sonunda kullandığımız enerji miktarını azaltabilir, güvenli yollardan elde ettiğimiz enerjiyi saklamanın yollarını bulabiliriz.

Nükleer enerjinin tam anlamı ile güvenilir olmadığının kanıtlanmasından sonra, Japonya’da hangi tür yenilenebilir enerji kaynakları kullanılabilir?

Ken: Jeotermal enerjinin en iyi seçenek olduğuna inanıyorum. Güneş enerjisi de iyi bir opsiyon ancak güneş panallerinin yüksek maliyeti ancak devletten gelecek yardımlarla aşılabilir. Bu konuda Almanya iyi bir örnek.
Shun: Keşke bunun doğru bir yolu olsa. Her şekilde farklı enerji kaynaklarına yönelmemiz gerekir.
Kei: Bir fizikçi olarak pek başka bir alternatif olduğunu düşünmüyorum.
Takaaki: Doğal gaz iyi bir opsiyon olabilir. Güneş ve rüzgar gibi temiz olduğu düşünülen enerji türleri sabit bir enerji miktarı sunmadıklarından tek başlarına kullanılmamalıdırlar.

Çise Ünlüer (11 Mart 2012)
ciseunluer@gmail.com






No comments:

Post a comment