Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

24/02/2012

Kasa Fişlerindeki Tehlike



Bundan birkaç sene evvel sigaranın kalp-damar hastalıklarının bir numaralı sebebi olduğu ve kanserlerin çoğunun sigara ile ilişkili olduğu konusunda çok az bilgimiz vardı. Hatta sigara bazı doktorlar tarafından tedavi amacıyla tavsiye bile edilebiliyordu! Ancak yaygınlaşan kullanımına bağlı olarak yapılan araştırmalar sayesinde günümüzde sigaranın çeşitli ölümcül hastalıklara neden olduğunu bilmeyen yok.

Bugün buna benzer bir tehlike ile yüzleşiyoruz: Bisfenol A, veya kısaca BPA. Her ne kadar da kimya endüstrisi tarafından her yıl milyonlarca tonu kullandığımız sayısız ürünlere karıştırılsa da, BPA vücudumuzun alışık olmadığı yabancı bir madde. 2004 yılında Amerika’da yapılan bir araştırma sonucunda halkın yüzde doksan üç (93%)’ünün vücudunda BPA’ya rastlanmıştır. Çeşitli araştırmalara göre, çocuk ve erişkinlerin vücutlarına bir günde giren BPA miktarı kilo başına 0.03-0.07 mikrogram arasındadır. Bu değer biberonla beslenen çocuklar için 0.08 mikrogramdır. Hayvanlarda yapılan araştırmalar, insanların tolere edebileceği günlük BPA miktarının kilogram başına 0.01 miligramın altında olması gerektiğini göstermektedir. Ancak üreme sağlığının bu miktarın altında bile etkilenebileceğini gösteren pek çok araştırma vardır.

Daha önce pet şişeler, biberonlar ve damacanalardaki BPA’nın sağlığımız üzerindeki tehlikesinden bahsetmiştik. 15 ülkeden 60 bilim adamının, Avrupa Gıda Emniyeti İdaresi (EFSA)’ya yazdıkları açık mektupta, BPA'nın başta bebek ve hamileler olmak üzere tüm insanların sağlıkları için ciddi bir tehdit oluşturmasından duydukları endişeyi dile getirmesiyle, ABD'de birçok eyalet, Kanada, Danimarka ve Fransa da dahil olmak üzere birçok ülke çıkardıkları kanunlarla BPA'nın biberonlarda kullanılmasını yasaklamışlardır. Bu ülkelere ek olarak Japonya, BPA’nın kullanımını 1998’de durdurmaya başladı ve 2003’de tamamen sonlandırdı.

Kısaca bir hatırlatma yapacak olursak, BPA, cep telefonları, su ısıtıcıları, kahve makineleri, bilgisayarlar, CD ve DVD'ler, motosiklet kaskları, diyaliz ekipmanı, diş dolgu ve protezleri gibi tıbbi malzemelerde polikarbonat şeklinde; ve metal yiyecek kutularının iç yüzeyinde epoksi resin şeklinde bulunuyor. BPA bu şekillerde zararsız ama bileşiminde bulunduğu ürünlerden serbestleşebiliyor ve sindirim sistemi aracılığıyla vücudumuza girebiliyor. Bunun en yaygın örneği plastikten yapılmış biberon ve kapların sıcak suyla temasları halinde BPA'nın süt veya mamaya karışması.

Ancak BPA sadece bu kaplarda değil, hergün hepimizin elinden düşmeyen kasa fişleri, bankamatik çıktıları ve faks belgeleri gibi günlük hayatta kullandığımız termal (madeni bir parayla çizildiğinde rengi değişen) kağıtlarda çok yüksek miktarlarda bulunuyor. Amerikada’ki Environmental Health Perspectives dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre insanların maruz kaldıkları BPA miktarı arttıkça kandaki erkeklik hormonu olan testosteron düzeyleri de değişme gösteriyor.

Peki fast food restoranları, marketler, benzin istasyonları, bankamatikler ve postane gibi kuruluşlardan toplanan fişlerdeki BPA’nın kağıtla teması olanlara kolayca geçmesi ne anlama geliyor? Temas edilen kağıttan ele bulaşıp daha sonra ağız yoluyla veya deriden emilerek insan vücuduna giren BPA’ya en fazla maruz kalan ve dolayısıyla en  en büyük risk altında olanlar kasiyerler. Yapılan çalışmalar, kasiyerlik ve benzeri işlerde görev alan çalışanların vücudunda diğer insanlara göre yüzde otuz (30%) daha fazla BPA bulunduğunu ortaya koyuyor.

İnsanlardaki hormon sistemini bozan bir madde olan BPA kadın seks hormonlarının etkilerini artırmanın yanında erkek seks ve tiroit hormonlarının etkilerini ise azaltıyor. Bu dengelerdeki değişiklik daha sonra kendisini öğrenme ve davranış bozuklukları olarak da ortaya koyuyor. Doktorlar, BPA’nın özellikle saldırganlığı arttırdığı ve öğrenmeyi güçleştirdiği konusunda uyarmakla kalmıyor, bu kimyasalın obezite, diyabet, astım, ve kalp-damar hastalıkları ile de bağlantılı olduğunu vurguluyor. Vücutta zamanla toplanan BPA, kadınlarda meme, erkeklerde ise prostat kanseri riskini arttırıyor.

Aslında BPA’nın esas olarak insan genleri üzerinde olan kalıcı etkilerine ve bunun sonuçlarına yoğunlaşmak gerekiyor. Meydana gelebilecek herhangi bir sorunu engellemek için gereksiz fişlerin toplanmaması ve saklanmaması gerekiyor. Özellikle çocuklara tutması ve oynaması için asla fiş verilmemeli, fişlerle temastan sonra eller iyice yıkanmalı. Ancak unutmamak gerek ki fişlerle temastan sonra alkol bazlı el temizliyecilerin kullanılmaması gerekiyor çünkü bu ürünlerin BPA’nın vücut tarafından emilimini arttırdığı kanıtlanmıştır.

Ülkemizde de bu bilinç yerleşene kadar fiş kullanımını azaltmanın yanında alabileceğimiz birkaç önlem daha var. Öncelikle plastik yiyecek ve içecek kapları yerine camdan yapılmış olanlar tercih edilmeli, BPA ihtiva eden biberonlar asla kullanılmamalıdır. Metal kutulardaki yiyecek ve içecek tüketimi en aza, mümkünse sıfıra indirilmelidir. Plastik kaplardaki sıcak yiyecek ve içeceklerden özellikle kaçınılmalı, çizilmiş ve hasara uğramış plastik kaplar elden çıkarılmalıdır.


Çise Ünlüer (26 Şubat 2012)
ciseunluer@gmail.com

No comments:

Post a comment