Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

15/10/2011

Su Yönetimi




Nerde olursak olalalım, yemek, kıyafet, enerji, hijyen gibi tüm ihtiyaçlarımızın ortak paydası: su. Dünya üzerinde içilebilir su miktarının sınırlı olduğunu biliyoruz ve bu bilinçte davranmamız gerekiyor. Bu soruna ancak ekonomik bir yaklaşımla çözüm getirilebileceğine inananlar çoğunlukta.

Dünyanın çoğu yerinde suyun fiyatını artırarak insanların günlük hayatta tükettikleri su miktarının kontrol altına alınabileceği konuşuluyor. Ancak bu durum tartışmasız eşitlik sorunlarını da yanında getirecektir. Böyle bir durumda, maddi açıdan zorluk çeken insanlar yeterli suya erişemeyebilir. Buna getirilecek bir çözüm tüm insanlara belli bir miktar su kullanım hakkı vererek, önceden belirlenen sınırın üzerine geçenlerin bu fazlalığı ödeyeceği bir sistemle olabilir. Bu şekilde gereksiz su kullanımı sınırlandırılabilir.

Her insana belli bir miktar su kullanım hakkı vermek, bir başka değişle insanların kullandığı suyu kısıtlamak, toplam su talebimizi azaltma yolunda olumlu bir adım olacaktır. Örneğin, kendilerine verilen su miktarı limitinin üzerine çıkmamak için insanlar hangi alanda ne kadar su harcaycaklarını kendileri kontrol etmek durumunda kalacağından bu alanda şimdi olduğundan çok daha dikkatli davranacak ve ister istemez su kullanımı konusunda bilinçlenecekler.

Peki bu sistemde suyun fiyatlandırmasını kim ya da hangi kuruluşlar yapacak? Her insana ne kadar su paylaştırıldığını kim kontrol edecek? İlk akla gelen fikir global bir yalaşım ile dünya çapında yapılacak bir anlaşma esasında tüm ülkeler arasında su paylaşımının sağlanması. Fiyatlandırma ise zamanla oluşacak arz-talep ilişkisinin dengeye oturmasıyla belirlenebilir. Bu şekilde suya ödenen fiyatın belirlenmesinde tüm insanlar rol oynayabilir. Tabii bu söylenildiği kadar kolay değil. Su kullanımını kontrol altına almayı hedefleyen herhangi bir çözüm yolunda cevaplanması gerekilen birçok soru ortaya çıkacaktır.

Böyle bir platform ülkeler arası rekabet ortamı yaratabilir. Bugün ülkelerin konumuna göre sahip oldukları su miktarı da değişiyor. Bu suyun her ülkeye adil bir şekilde dağıtılmasının ne kadar mümkün olduğu tartışılır. Eğer her ülkede başta olan yönetim tarafından halka dağıtılacak bir sistem düşünülürse, akılda tutulması gerekilen bir nokta bazı devletlerde ortaya çıkacak olan yolsuzluk ihtimalleridir. Bunun en iyi örneği bugün Afrika’da hale hazırda su sorunu çeken ülkelerdir. Bu nedenle, çözüm yolunda atılacak ilk adım güçlü ve dürüst bir şekilde çalışan devletlerin katılımı ve desteği ile olacaktır.

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yaşayan insanlar arasındaki ekonomik güç farkı ve farklı hayat şartları göz önünde buldurularak fiyatlandırma yapılmalıdır. Günün sonunda, Afrika’da işsizlik ve açlıkla savaşan biriyle İsviçre’de rahat yaşam süren birinden aynı ücreti talep etmek doğru bir yaklaşım olmaz. Bu durumda, gelişmiş ülkelerde yaşayan iyi kazançlı insanlara aynı suyu daha yüksek fiyatlardan satmak adil bir yaklaşım mıdır? Herkesin mutlu olacağı adil bir sistem yaratmak için tüm dünyada etkili olacak ama aynı anda yerel şartları da dikkate alacak kararların alınması gerek.

Bireysel su kullanımından çok daha fazla miktarlarda suya ihtiyaç duyan sanayi ve endüstrilere de ne kadar su tedarik edileceği görev verdikleri alanlara göre belirlenmelidir. Özellikle tarımla uğraşan şirketlerin ihtiyaçları doğrultusunda, herhangi bir su sarfiyatını limitleyici ama aynı anda şirketlerin büyümesini mümkün kılacak esnekliği sağlayan ve kullandıkları suyu geri dönüştürmelerini teşvik eden bir sistem geliştirilmelidir.

Dünya üzerindeki sınırlı miktarda olan su kaynaklarını iyi bir şekilde yönetmenin sağlam yatırımlar gerektirdiği kaçınılmaz bir gerçek. Olası bir yeniden yapılanmada gereken düzenin sağlanması için, oluşturulacak olan yerel kontrol merkezlerinden bilgi alınarak global bir sistem altında tüm dünya nüfusunun kullandığı su miktarı kontrol edilebilir, böylece hernagi bir eşitsizliğin önüne geçilebilir. Yani, global bir soruna yerel çözümler getirilebilir!

Bugün ne kadar rahat yaşıyorsak yaşayalım, su sorunu er ya da geç bizi de etkileyecektir. Çok yakın bir tarihte, bu değerli doğal kaynak yüzünden dünya üzerindeki dengelerin beklenilenden çok daha hızlı değişeceğini görmemiz mümkün. Özellikle küresel iklim değişikliği doğrultusunda artan sıcaklar yüzünden normalden daha hızlı eriyen buzullar, atık su yönetimi ve benzeri suyla bağlantılı sorunlara getirilecek olası çözümlerin aciliyetini arttırıyor.

Aslında çoktan vardığımız bir yol ayrımındayız ve buna göre aldığımız kararlar ya sürdürülebilir, ya değil, artık bunun ortası yok!


Çise Ünlüer (16 Ekim 2011)
ciseunluer@gmail.com

No comments:

Post a comment