Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

21/10/2011

Adil ve Sürdürülebilir Su Kullanımı



Toplam 6.8 milyar insanın yaşadığı dünyada bu nüfusun yüzde elli (50%)’den fazlası kentsel alanlarda yaşıyor. Daha geniş çalışma veya eğitim fırsatları için kırsal alanlardan kentlere göç eden insanlar çoğu zaman geldikleri yerlerdeki yaşam şartlarından daha kötü, çevresel açıdan güvenli olmayan koşullar altında yaşamak durumunda kalıyor. Unutmamak gerekir ki, herhangi bir yerleşim yerinde yaşam standartlarını belirleyen etkenlerden biri de temiz suya ulaşım rahatlığıdır.

Bu doğrultuda, su ile bulaşan hastalıkların veya erken ölümlerin önüne geçmek tüm insanlara sağlıklı içme suyu sağlayarak olur. Ancak yüksek yoğunlukta insanların yaşadığı şehirlerde arıtılmadan temiz su sistemlerine katılan evsel ve endüstriyel atık sular yüzünden bu ekosistemlerin dinamiği ve dolayısıyla biyoçeşitliliği bozularak sadece insan hayatı değil tüm canlıların devamı için tehlike arz eden bir durum ortaya çıkıyor. Bu duruma getirilecek herhangi bir çözüm iyi planlanmış atık su şebekeleri ve arıtım sistemlerinin bu yerleşim yerlerine entegre edilmesi ile olur.

Hızla artan dünya nüfusunda Çin’in halkına getirdiği gibi her aileye 1 çocuk kısıtlaması, ilerde yaşanılacak su sorunun önüne geçebilir mi merak konusu. 1.3 milyar nüfuslu Çin’de suyun fiyatı birkaç sene öncesine kadar çok düşük olmasına rağmen hızla büyüyen sanayileşme ve üretim sayesinde suya biçilen fiyat gittikçe artıyor. Artan su fiyatı, daha geniş fırsatlar yolunda kırsal alanalardan şehirlere göç eden insanların hayatını daha da zorlaştırıyor. Peki bu durumda insan hakları hangi noktada devreye giriyor?

Ağustos ayında İsveç’te katıldığım LERU (League of European Research Universities) tarafından organize edilen “Equal and Sustainable Infrastructures” (Eşit ve Sürdürülebilir Altyapılar) konferansına İspanya’dan katılan öğrencilerden biri ülkesinde çok yağmur yağmadığından dolayı özellikle yaz ayları su sorunu çektiklerinden bahsediyor. Bu nedenden dolayı ilkokuldan başlayarak  tüm çocuklar suyu nasıl tasarruf edeceklerine dair eğitim alıyorlar. Tabii günün sonunda insanları eğiterek ancak belli bir noktaya kadar etkili olunabileceğinden bu yöntemin ne kadar etkili oluğu tartışılır. Ancak her şekilde sorunun ciddiyetini tüm topluma anlatmak açısından iyi bir başlangıç olduğu kesin.

Ülkemizde de benzeri eğitimlerin küçük yaştan başlayarak çocuklarımıza verilmesinin, su ve benzeri kayaklarımızın önemini anlamamızda yararlı olacağını düşünüyorum. Örneğin bir çocuk hayatının devamı için suyun ne kadar kritik bir kaynak olduğunu ve dikkatli kullanmazsa yakında tükeneceğini bilmesi gerekir. Bu şekilde davranan çocuklar, yaşları ne kadar küçük olursa olsun, su kullanımı ve tasarrufu konusunda kendilerine düşen sorumluluğu alarak geleceklerinin en büyük tehlikelerinden olan su sorununundan daha az etkilenebilirler, hatta bu yolda çözüm üretmeye çalışabilirler.

Suyun insan hayatının devamı açısından en değerli kaynaklardan biri olduğunun ve yer yüzündeki başka hiçbir şeyin yerini tutamayacağı bilincinin tüm insanlara yerleşmesinin önemi tartışılmaz. Bu noktada, UNESCO Başkanı İrina Bokova’nın 2010’daki Dünya Su Günü’nde söylediği şu sözleri hatırlatmak istiyorum: “İnsan nüfusu ve ekosistemlerin gelişmesi için su temiz olmalı, temiz kalmalı, ve en önemlisi herkes için erişebilir olmalıdır. Su kalitesiyle ilgili sorunları çözmek için geliştirilen yaklaşımlar kirliliği önleme, kontrol etme ve yeniden yapılanma stratejilerine dayalı olmalıdır.”

Su kaynaklarının temizlenmesi ve temiz kalmasında suyu kirleten maddelerin oluşumu ve bu kaynaklarda birikimi ile verilen mücadele karşılaşılan zorluklar arasındadır. Bu alanda ihtiyaç duyulan su arıtma ürünlerine olan talebin tüm dünyada her yıl 5.7% şeklinde artması ve 2013 yılına kadar 59 milar dolar civarına ulaşması bekleniyor. Bu miktar, dünyanın birçok noktasındaki ekonomik büyüme oranın çok üzerindedir.

Avrupa ülkeleri arasında basit bir kıyas yapacak olursak, bugün suya biçilen fiyatın en yüksek olduğu ülke sıralamasında metreküp başına yaklaşık $2 dolar ile Almanya geliyor. Almanya’yı benzer miktarlarla Danimarka, Belçika ve İngiltere takip ederken, dünyanın yenilenebilir tatlısu kaynaklarının yüzde yedi (7%)’sine sahib olan Kanada’da da 1 metreküp suyun fiyatı $0.4 civarı.

Avrupa Birliği’nin su konusunda önceliklerinin başında yoksulluğu azaltmak, insan sağlığını iyileştirmek ve geçim fırsatlarını arttırmak için güvenli içme suyu ve yeterli sanitasyona evrensel erişimi sağlamak geliyor. Bunlara ek olarak nehir, göl ve yeraltı sularının sürdürülebilir ve adil yönetimini sağlamak için gerekli organizasyonların ve altyapının kurulması ve güçlendirilmesi; ve son olarak adil, sürdürülebilir, ve uygun su dağılımının farklı kullanıcılar arasında koordine edilmesi geliyor.


Çise Ünlüer (23 Ekim 2011)
ciseunluer@gmail.com

No comments:

Post a comment