Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

18/06/2011

Doğru Nefes Almak


Dikkat ederseniz masa başında çalışan kişiler, genellikle yorgunluktan, uykusuzluktan, ve bunlara bağlı halsizlikten şikayet eder. Böyle bir çalışma ortamı, beraberinde dalgın ve sinirli insanları getirir. Bunun esas sebebi, kişiden kişiye farklılık gösterse de, genelde beyne giden oksijen azlığıdır.

Günlük hayatta üzerine hiç düşünmeden gerçekleştirdiğimiz bir eylem: nefes alıp verme. İnsanın hayatta kalmasını sağlayan en önemli faktörlerden biri olan solunum, gerçekleştirmeden günlerce yaşayabileceğimiz yemek yeme veya su içme gibi  gereksinimlerle bile kıyaslanınca çok daha kritik bir pozisyonda. Bugüne kadar yiyeceklerin sağlık üzerindeki etkilerinden sudaki ayak izimize kadar birçok konuya değinmiş olsak da, doğru nefes alma üzerine hiçbir bilgimiz olmaması bu alandaki eksikliğin varlığı için iyi bir kanıt.

Nefesimiz fazla sık ve fazla sığ olduğunda yeterince oksijen almıyor, yeterince karbon dioksit vermiyoruz. Sonuç olarak vücutlarımız oksijene aç ve fazla toksinle yüklü kalmaktadır. Vücuttaki her hücrenin oksijene ihtiyacı vardır ve canlılık seviyemiz tüm hücrelerimizin sağlıklı olmalarıyla doğrudan ilişkilidir. Birçoğumuzun soluk alışverişi yüzeysel ve çabuk olduğu için akciğerler tam kapasitesiyle kullanılamamaktadır. Yüzeysel solunum, beden hücrelerinin oksijenden mahrum olmasına ve akciğerlerin solunum sırasında ortaya çıkan toksinlerden arındırılamamasına yol açar.

Böyle bir solunum sürecinde diyafram hareketsiz kaldığından böbrekler, bağırsaklar ve tüm vücut sistemi pasifleşir. Yetersiz ve düzensiz alınan nefes organlarımıza oksijen taşınmasına yardımcı olan kalbimizi sıkıntıya düşürerek kalp krizi geçirme olasılığımızı arttırır. Düzgün nefes alınmaması, kan basıncının yükselmesiyle kanser, ani sancılar, astım, ve konuşma problemleri gibi problemlere neden de olabilir. Bu nedenden dolayı, doğru ve kontrollü nefes alıp vermenin, kalbin ritminin düzelmesiyle kan basıncının düşmesi, kan dolaşımının hızlanması, sindirimin kolaylaşması, stresle daha kolay başa çıkabilme, anti-depresan ilaçlara bağımlılığı ve uyku düzensizliğini ortadan kaldırma gibi düşünebileceğimizden çok faydası vardır.

Tüm bunları okuduktan sonra neden doğru nefes alıp vermeye önem göstermediğimize şaşmamak elde değil. Yoğun hayatın bir getirisi olarak stres ve koşuşturma gibi olumsuz faktörler, nefes alış verişlerimizin değişmesine yol açabiliyor.  Aynı zamanda, bilgisayar karşısında genellikle kambur halde uzun süre oturmak da solunumu olumsuz yönde etkiliyor. Bütün bu aktiviteler boyunca daha az nefes alıyor ve aktifliğimizi yitiriyoruz. Vücudumuz da kısıtlı miktardaki oksijenle yetinmek zorunda kaldığı için özellikle spor yaparken fonksiyonlarını yeterince yerine getiremiyor.

Peki doğru nefes alma teknikleri nelerdir? Öncelikle rahat bir pozisyon alarak alıştığımız şekilde nefes almaya başlayabiliriz. Zamanla bu süre boyunca oluşan hareketleri hissederek, her nefesimizde vücudumuza giren oksijeni göğüs bölgemiz yerine karın bölgemizi yükseltecek şekilde derin nefes alarak yöneltebiliriz. Derin ve yavaşça alınan nefes aynı yavaşlıkla dışarıya verilerek nefes alış verişi arasında doğal bir akım yakalanır ve bu egzersiz yaklaşık 3 dakika boyunca sürdürülebilir.

Karın adelelerimizi kullanarak akciğerlerimizin nefes vererek boşalmasına kumanda etmek, yeni bir nefes alıp verme düzenini geliştirmemize yardımcı olur. Bu süreç boyunca diyaframımızın hareket ettiğini hissedebiliriz. Bu egzersiz tekrarlandığı zaman akciğerlerimizin gücünü artırır. Doğru kaynakları kullanarak nefes almanın yanında, derin nefes alabilmek de önemlidir. Bunun için, nefes alımı sonrasında 5 saniye nefesimizi tuttuktan sonra karın adalelerimizi kasarak havayı dışarı itebiliriz. Bu egzersizi doktor rehberliğinde hazıranacak bir programa göre devam ettirmek hayatımızı beklediğimizden çok daha iyi yönde değiştirecektir.

Sürekli bir şekilde yapılan hareketler kalp ile mide arasında yer alan ve gevşememizi sağlayan akciğer-mide sinir sistemini uyarmakla birlikte, hücrelere ve kaslara daha fazla oksijen ulaşmasını ve kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlar. Aldığımız oksijen, vücudumuzun ihtiyacı olan iç organlarımızın, bezlerin, beynin, ve sinir sisteminin çalışması için enzim görevindedir. Bunlara ek olarak, doğru nefes alma teknikleri ile bedenimizde biriken atık ve toksinlerin en sağlıklı şekilde atılması sağlanır. Doğru nefes alma tekniklerini kullanan kişilerin iç ve dış organları daha genç ve daha sağlıklı bir hal aldığından bu kişiler doğal olarak daha geç yaşlanır.

Derin ve yavaş solunum kilo kontrolüne de yardımcı olur. Eğer fazla kilolarımızdan kurtulmak istiyorsak, fazladan alacağımız oksijen yağlarımızın daha etkili yakılmasına yardımcı olur. Bu durumun tam tersine, zayıf olanlarımızın doğru nefes teknikleri sayesinde fazladan alacağı oksijen, aç kalmış olan doku ve bezlerin beslenmesine yardımcı olur. Yani doğru nefes, doğru kiloya yardımcı olur. Yavaş, derin ve ritmik solunum kasların yavaşlayarak kalp atışlarımızın yavaşlamasını sağlayacak ve sonuç olarak vücutla birlikte kafamızın da rahatlamasına yardımcı olacaktır.

Özetlemek gerekirse, kaliteli ve sağlıklı bir yaşam doğru nefes alma tekniklerinden geçmektedir. Canlılık ve gençliliğin ana sırlarından biri temiz kan dolaşımıdır. Bunu elde etmenin en kolay yolu da soluduğumuz havada saklıdır. Bu solunum egzersizini her gün iki kere tekrarlayacak şekilde alışkanlık haline getirmek, zamanla nefes alış veriş alışkanlıklarımızın düzelmesini mümkün kılarak olası problemlerin meydana gelmesini engelleyecektir.


Çise Ünlüer (19 Haziran 2011)
ciseunluer@gmail.com

No comments:

Post a comment