Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

20/05/2011

Ada Var.... Ada Var!


Geçtiğimiz hafta küçük bir ada devleti olan Singapur’dan bahsetmiş, bu gelişmiş ülkenin tarihine kısa bir göz atmıştık. Bu hafta Singapur’un halkına ve ziyaretçilerine sunduğu fırsatlardan bahsedecek, bu gelişmiş ülkeyi kendimize nasıl örnek alabileceğimiz konusuna değineceğiz.

Şehrin inanılmaz temizliğinden sonra, ülkeye ayak basan tüm ziyaretçilerin ilgisini çeken ilk şey halkın büyük bir çoğunluğunun konuştuğu akıcı İngilizce. Etrafındaki diğer Asya ülkelerine kıyaslandığında, Singapur’da nerdeyse herkesin İngilizce konuşabilmesi batı ülkelerinden gelenler için büyük bir avantaj! Ancak konuştukları İngilizce, Avrupa ve Amerika’da duyabileceğiniz İngilizce’den çok farklı bir şiveye sahip olduğundan özgünlüğünü koruyor. Singapurlular, gayet akıcı konuşmalarına rağmen kelimelerin çoğunu yutarak konuştuklarından, ilk duyuluduğunda kulağa Çince gibi duyulan bu İngilizce aksanına “Singlish” adı veriliyor. Sistemin bir parçası olarak Singapur’da eğitim gören her öğrenci, okulda İngilizce’nin yanında, Malay, Tamil ya da Mandarin anadillerinden birini de öğrenmek zorunda.

Singapur hakkında söylenecek önemli bir diğer konu ise ülkenin tam bir “ceza” kenti olduğu. Kentte dolaşırken birçok şeyin yasak olduğuna dair uyarı tabelaları ve kurallara uymama durumunda uygulanan yüksek cezaları görmek mümkün. Ancak Singapur’u görünce, bu kadar küçük bir adada yaşayan yüksek bir insan yoğunluğunda yönetimin ne kadar başarılı bir iş çıkardığını anlayıp cazaların gerekliliğini onaylayabiliyorsunuz.

Şehrin en ilginç bölgeleri “Little India”, “Chinatown”, “Sentosa Island”, “Quays”, ve “Orchard Road”. Bunlardan en popüleri Orchard Road, tam bir piyasa ve alışveriş caddesi. İki kilometrelik bu geniş cadde üzerinde tapınak, müze ve benzeri sanat mekanları yerine, içerisinde bildiğiniz ve bilmediğiniz nice markalar ve elit butiklerin mağazalarını barındıran görkemli alışveriş merkezleri mevcut. Özellikle elektronik ürünleri burda Avrupa ve Amerika’ya kıyasla çok daha düşük fiyatlara bulmak mümkün.

Singapur’da dikkat çeken bir diğer bölge Little India. Meşhur “Tekka Centre”, “Mustafa Center”, ve “Sakaya Muni Buddha Gaya Tapınağı” gibi birçok inancı temsil eden farklı binaları bünyesinde bulunduran Little India bölgesi, Singapur’un geri kalanına göre daha eski ve geri kalmış irtibası yaratsa da, muhakkak görülmesi ve vakit ayırılması gereken bir bölge.

Dünyadaki birçok büyük şehirde olduğu gibi, Singapur’daki Chinatown bölgesi otantik yapıların yanında, Çin kültürünü gözler önüne sunan özel bir bölge. Buradaki “Chinatown Heritage Centre” ve “Buddha Tooth Relic Tapınağı” gibi görkemli tapınaklarda gerçekleştirilen budist rahiplerin dua seansları, sadece yerel halkın değil turistlerin de ilgi merkezi halinde.

Tapınaklardan uzaklaşıp modern şehrin tadına varmanın en iyi yollarından biri, nehir kıyısı bölgesi olan Quays’daki restaurantlarda ve nehrin yanında organize edilen çeşitli aktivitelerle zaman geçirmek. Bu bölgede “Boat Quays”, “Clarke Quays” ve “Robertson Quays” adında Singapur’un en trendi bölgelerinden olan 3 ayrı alan bulunuyor. Geceleri Singapur gençliği ve turistlerin akın ettiği nehirde kısa mesafeli tekne gezintileri yapmak mümkün.

Bu bölgeye çok yakın olan Sentosa adasında da yer alan Singapur’un simgesi yarı balık yarı arslan “Merlion” heykeline ek olarak, dünyanın en büyük su altı akvaryumu, içerisinde yaşayan her tür kelebek ve böceğin çeşitliliği ile göz kamaştıran bahçeleri, ve yunuslarla yüzme fırsatları Sentosa adasının ziyaretçilerine sunduğu olanaklardan sadece birkaçı.

Şehrin kesinlikle görülmesi gerekli noktalarından birisi de 1899 yılında hizmet vermeye başlayan “Raffles Hotel”. Bu prestijli otelinin lobisi halka açık olmakla birlikte, oteli görmek isteyen ziyaretcilerin lobiye sandelet ve şort ile girmesi yasak. “Asian Civilazations Museum”, Singapore Art Museum”, ve “National Museum of Singapore” gibi müzeler de çevre alanlarda bulunduklarından, hepsi birarada görülebiliyor.

Ülkenin “olmazsa olmaz” yerlerinden biri olan Singapur hayvanat bahçesi,  dünyanın en büyük ve en iyi hayvanat bahçelerinden biri. Özellikle doğal ortamın inanılmaz iyi düzenlenmesi ile öne çıkan bahçede, hiçbir hayvanın önünde kafes veya cam gibi bir engel bulunmuyor. “Bengal Kaplanı”, “Kutup Ayısı”, ve “Beyaz Gergedan” gibi nadir türleri burada yakından görmek mümkün. Güneş batınca düzenlenen “Night Safari” turları, hayvanları tamamen zifiri karanlıkta sadece onların olduğu bölgelerin loş aydınlatılmış hali ile sunduğundan biraz korkutucu ama kesinlikle kaçırılmaması gereken bir aktivite.

Konu ne olursa olsun, çoğumuzda gittiğimiz yerleri Kıbrıs ile kıyaslama huyu vardır. Singapur’un Kıbrıs’tan çok daha gelişmiş ve yüksek yaşam kalitesi sergileyen bir ülke olduğu kesin. Basit bir kıyaslama yapacak olursak, Kıbrıs’ın kuzey ve güneyinin toplam yüzölçümü 9248 km2. Singapur ise sadece 710 km2! Yani adamız Singapur’un yaklaşık 13 katı büyüklüğünde olmasına rağmen Singapur’un nüfusunun sadece beşte biri kadar insan barındırıyor. Singapur’da birçok farklı ırk ve dinlerden insanlar huzur içinde birbirini rahatsız etmeden yaşayabiliyor.

“Ön yargı, taassup ve dar görüşlülüğün en iyi tedavisi seyahattir” demiş Amerikan mizahçı ve yazar Mark Twain. İnsanın, küçük bir adada yaşamanın kaçınılmaz getirisi olan sorunlardan kurtulması ve vizyonunu geliştirmesi için en verimli yol farklı hayatları görmesi, yaşaması, ve öğrenmesidir. Bildiğimiz düzen ve alıştığımız ortamlardan mümkün oldukça çıkmaya çalışmak, kişisel gelişimimize katkı sağlamakla kalmaz, bazı şeylerin nasıl olabileceklerini düşünmek yerine onları oldukları gibi görmemizi sağlar.


Çise Ünlüer (22 Mayıs 2011)
ciseunluer@gmail.com

No comments:

Post a comment