Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

03/11/2010

Yeşil Ofis Planlaması



Tüm insanların yeryüzünün ve doğanın bir parçası oldukları bilinciyle yaşadıkları; birbirleriyle ve yeryüzüyle dengeli ve adil ilişkiler kurdukları; sevgi, barış ve dayanışma kültürünü oluşturdukları bir dünya hayal edin. Hayal edin, çünkü hayallerle gerçekler arasındaki tek engel biziz!

Ancak ne multu bize ki hayattaki önceliklerinin farkında olan ve sadece kendisi için değil, gelecek nesillerin devamlılığı için ihtiyaç duyacakları kaynaklara sahip olmaları yolunda çalışan birçok insan var. Bunlardan biri, “Yeşil Ofis Programı” kapsamında ofislerin atıklarını ve masraflarını azaltarak sürdürülebilir çevre politikalarını desteklemelerini sağlayan ve kalıcı çevre yönetim sistemi oluşturmaları için gerekli platformu hazırlayan WWF (World Wide Fund for Nature).

Küresel ısınma artık geri dönüşümü olmayan bir gerçek. Bu konuda yazılan raporlar ve yapılan araştırmalar, gelecekten endişe edilecek bir noktaya gelindiğinin en doğru kanıtı. Olayın derinine inecek olursak, varılan durumun, sanayi devrimi ile başlayan süreçte kurulan sistemler ve bu sistemlerin devamlılığı için ihtiyaç duyulan enerjiyi sağlama yolunda yapılan tercihlerin neden olduğu karbon salınımı ile bağlantılı bir sistem sorunu olduğu görülüyor. Enerji tüketen her faaliyetin ortaya çıkardığı karbondioksit miktarını temsil eden “karbon ayak izi” kavramı, günümüzde hem bireysel hem de şirketlerin karbon salımlarını ölçmek için kullanılmaktadır.

Vaktimizin çok uzun bir bölümünün geçtiği iş yerlerinde düşünmeden yaptığımız monotonlaşmış hareketlerimizin herbirini tek tek inceleyecek olursak değiştirmemiz gereken o kadar çok şey var ki! En başından olacak şekilde bir çalışma gününü ele alacak olursak, kalabalık trafikte stresli bir yolculuktan sonra iş yerimize zor da olsa ulaşıyoruz. Bu noktada araba yerine bisiklet kullanıyor olsaydık hem fosil yakıtlara olan bağımlılığımızı ortadan kaldırır, hem de çevreye zarar vermeden ve trafiğe takılmadan zaman kazanarak, sağlıklı bir seçim yapmanın verdiği mutlulukla ofisimize ulaşabilirdik.

Tipik iş günümüze devam edelim: Arabadan inip ofisimize giriyoruz. İlk iş olarak bilgisayarı açmaya yöneliyoruz. Gün devam ettikçe yazıcıdan çıkan kağıt sayısında gerekli gereksiz sürekli bir artış devam ediyor, çöp sepetimiz gittikçe kullanılmayan kağıtlarla dolup taşıyor. Bir günde toplam ne kadar kağıt kullandığınızı hiç gözlemlediniz mi? Peki bu kağıtların kaçta kaçının gerçekten yazıcıda kullanılması gerektiğini? Günde düşünmeden kaç tane dosyayı ve e-postayı gerekmedikleri halde yazıcıdan çıkarıyoruz? Kullanıldıktan sonra çöpe atılan kağıt, pil, ve plastiklere daha sonra ne olduğunu hiç düşündünüz mü? Geri dönüşümlerini?

Gün sonunda işyerlerimizden ayrılırken enerji kullanan tüm cihazları tamamen kapatmak ve ışıkları söndürmek gerekli tasarruf önlemlerini almak açısından doğru bir yaklaşımdır. Ofis içerisinde gerçekleştirebileceğimiz basit değişiklikler sayesinde atıklarımızı azaltmakla kalmaz, çalışma ortamındaki harcamaları da en aza indirgeyebiliriz.

Ancak bir formdan başka bir forma dönüşebilen enerji, yoktan var edilemediği gibi vardan da yok edilemeyeceği için kapalı bir sistemdir. Şirketlerde enerjiyi kullanarak işe dönüştüren üç esas unsur insan, sistem ve teknolojidir. Karbon ayak izini düşürme yolunda bu üç unsurun hareketleri birbirlerini etkilediğinden, şirketlerin kendi kaynaklarını sistemli bir şekilde değerlendirerek, ilgili tasarruf kriterlerini belirlemeleri ve bu çerçevede kendi çevre yönetim sistemlerini kurmaları büyük önem taşımaktadır. Bu sayede her şirket kendi tasarruf mekanizmasını oluşturup doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımına katkıda bulunabilir.

Enerji kullanan her birey ve her şirketin küresel ısınmada sorumluluğunun farkında olması gerekir. Bilinçlendirmeyi sağlama için tüm bireylerin enerji kullanım alışkanlıklarını gözden geçirip, daha az tüketme yaklaşımını benimsemeleri şarttır. Buna benzer kuralların şirketler tarafından da yürürülüğe geçirilmesi ve enerji politikalarının bu yönde oluşturulması gerekir. Şirket düzeyinde, tüm çalışanların küresel ısınma sorununun ne olduğunu öğrenip çözüm yolunda sorumluluk alması, karbon ayak izini azaltmanın ne kadar kritik olduğunu ve gerekliliğini anlaması, üst yönetimin bu yolda yapılan karbon emisyonlarını azaltma girişimlerini desteklemesi, ve tüm çalışanların enerji kullanımlarını monitor etmesi önem taşır.

Doğal kaynakların devamlılığını göz önünde bulundurmadan tükettiğimiz dünyamıza karşı hepimizin sorumlulukları var. Yapabileceklerimizin yaratacağı etkinin farkına vararak gerekli önlemleri alabilir, işyerimizde verimli enerji kullanımını teşvik ederek iklim değişikliğiyle mücadele edebiliriz. Çalıştığımız mekanlarda enerji kullanımını en aza indirgemek yolunda yararlanabileceğimiz birçok kaynak bulunduğunu ve tüm çalışanların neden olduğu karbon emisyonunda bilinçli tüketimin sağlanması için girişimler konusunda hepimizin katkı koyması gerektiğini unutmamalıyız. İklim değişikliğiyle mücadele için tüm çalışanların çevre dostu tercihler yaparak enerji tasarrufuna gitmeleri için gerekli önlemlerin alınması gerekir.

Şanslıyız ki, pek çoğumuz içinde bulunduğumuz küresel geçiş sürecinin fazlasıyla farkındayız. Peki bu yolda her birimize düşen sorumluluk ne?


Çise Ünlüer (7 Kasım 2010)
ciseunluer@hotmail.com

No comments:

Post a comment