Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

15/10/2010

Hediye Ekonomisi



Hediye ekonomisinin ne olduğunu biliyor musunuz? Batı kültüründe “gift economy” veya “gift culture” şeklinde adlandırılan bu yaklaşım, bir insanın çevresindeki herhangi bir tanıdığına veya hatta tanımadığı bir bireye karşılık beklemeden önemli bir yardımda bulunduğu veya değerli bir hediye sunduğu zaman içerisinde bulunduğu duruma denir. Bir topluluk içerisinde eşyaların takas edilmesi market ekonomisine karşı geldiğinden hediye ekonomisinin market ekonomisi üzerinde belirli etkileri vardır.

Hepimiz belli zamanlarda farkında olarak veya olmayarak hediye ekonomisinin bir parçası oluruz. Farklı kültürlerde zamanla oluşan inanışlara bağlı olarak değişik şekillerde görülebilen hediye ekonomisi, bazı toplulmlarda hediye verilen kişinin karşılık olarak siyasal destek veya askerlik hizmeti gibi alanlarda yapılabilecek olan yardımlar beklemesi şeklinde de ortaya çıkar.

Ne mutlu ki durum her zaman bu kadar iç karartıcı değil. Hediye ekonomisi altında insanın çevreye karşı duyarlı olabilmesi ve aynı zamanda eğlenceli bir şekilde özgürlüğü ve dostluğu deneyimleyebilmesi mümkün. Bunu gerçekleştirmenin birçok yolu var. Atılacak en basit ve bir o kadar da eğlenceli adım olarak, sevdiğimiz insanarla yemek partileri düzenleyebilir, belirli sıklıklarla farklı evlerde buluşarak herkesin kendi evinden getirdiği yemekleri hep birlikte zevk alarak yiyebiliriz. Böyle toplanmalar insanlar arasındaki iletişimi ve farklı konularda bilgi alışverişini sağladıkları için tercih edilmelidir.

Ülkemiz birbirinden farklı ürünleri yetiştirmek için çabalayan çiftçilerle dolu! Çiftçilerimizden birine taze ürün karşılığı hasat işlerinde yardım ederek hem farklı bir deneyim sayesinde yeni şeyler öğrenebilir hem de her zaman desteğimizi bekleyen çiftçilik sektöründen kendimize bir çevre edinebiliriz. Bunun yanında yerel organik üreticilere sürekli bir şekilde destek vermek için “toplum destekli tarım” projelerine katılabiliriz.

Her yıl belirli aralıklarla evde artık kullanmadığımız ev eşyası, kitaplar, giysiler, ve oyuncaklar gibi eşyaların değişimini yapabileceğimiz buluşmalar organize ederek bu istenmeyen malzemelerin onlara gerçekten ihtiyaç duyan insanlara ulaşmasını mümkün kılabiliriz. Mümkün oldukça kendi gıdamızı yetiştirmek, bir kısmını başkaları ile paylaşmak, ve yıllık bitki ve tohum değişimlerini yapabileceğimiz buluşmaları organize etmek organik tarımı vurgulamak için yapabileceğimiz en güzel hareket. Kendi bahçemizde ihtiyacımızdan fazla toprağımız varsa başkalarının gıda üretebileceği bir alan ayırabilir, yetiştirdiğimiz ürünleri ihtiyacı olanların kullanımına sunabiliriz.

Ülkemizde her yıl farklı yerlerde gerçekleştirilen yerel festivallerde “tüketmeme” standı açarak kendisini hiç durmadan tüketime vermiş ve bu yolla hayatta tatmin olacağını düşünen toplulumuzun büyük bir çoğunluğuna yardımcı olmak için sürdürülebilir yaşamla ilgili etkinliklere önayak olabiliriz. Yaşamımızı sürdürmek için ihtiyaç duyduğumuz gıdalar ve diğer tüketim maddelerini toptan almak daha ekonomik olmakla birlikte ambalaj israfını büyük ölçüde azaltmaktadır. Bu malzemeler arasından kendi ihtiyacımızdan fazla olanları arkadaşlarımızla paylaşabiliriz.

Zamanımızın çoğunu geçirdiğimiz evimize yakın olan komşularımızla birlikte yapabileceğimiz o kadar çok aktivite var ki! Örneğin bir ev onarım ekibi oluşturarak evlerimizde gereken onarımları hep birlikte yapabilir ve bu sayede birbirimizden birçok şey öğrenmekle kalmaz aramızdaki komşuluk bağlarını güçlendirmiş oluruz. Buna ek olarak, yaşadığımız veya çalıştığımız ortamda karşımıza çıkan genç bir insana danışmanlık yaparak kendi deneyimlerimizden başkalarının da yararlanmasını sağlayabiliriz.

Çalışma hayatı ne kadar yoğun olursa olsun, insanın yaşadığı yerin insan sağlığı ve huzuru üzerinde büyük etkisi var. Bu alanda atılacak en güzel adım komşularımızla biraraya gelip mahallemizi nasıl güzelleştirip, yaşamaktan keyif alacağımız bir yer haline getirebileceğimizi konuşmak, ve birlikte gerekli girişimlerde bulunmaktır. Dostlarımız veya komşularımızla toplu halde yapılabilecek olan başka bir aktivite olarak bebek veya çocuk bakımını paylaşabileceğimiz gruplar oluşturabilir; veya her ay bir sahilin, parkın, veya sokağın temizliğini organize edebiliriz. Bu aktivitelere ek olarak her fırsatta ağaç dikmeliyiz! Bunun için yerel belediyelerle işbirliği yaparak ağaçları onların temin etmesini talep edebiliriz.

Boşta duran araba veya bisikletimizi başkalarının ulaşımını sağlayabilmeleri için paylaşmaya hazır olmalıyız. Evlerimizde kullanmadığımız bir odayı veya elimizde boş duran bir mekanı uygun bir fiyata kalacak bir yere ihtiyacı olan insanlara kiralayabilir ya da bir hizmet karşılığı takas yapabiliriz. Kendimize ait kullanılmayan bir depoyu sanatçılar için bir stüdyoya veya ilgilenen girişimciler için bir ofis alanına dönüştürerek bu alandan başkalarının yararlanmasını mümkün kılabiliriz. Genel olarak esas fikir, elimizdeki tüm alanları başkalarının sevgi ve emeğini katabileceği paylaşım alanlarına dönüştürmek.

Paylaşmanın sınırı yok! Eşyalar ve mekanların yanında, birbirimizle yeteneklerimizi paylaşabilir, örneğin yemek pişirmeyi öğretmek karşılığında marangozluk öğrenebiliriz. Karşımızdaki insanın bize karşı duyduğu minnettarlık dışında, iyi bildiğimiz bir konuyu başkalarına öğretirken farkında olmayarak kendimiz hakkında birçok yeni özellik keşfetme fırsatımız doğuyor. Bu süreç boyunca bazı adımları niye ve nasıl yaptığımızı, ve nasıl en uygun hale getirebileceğimizi çözebilmemiz mümkün.

Sosyal alanda yapılabilecek olan bir başka yardım olarak evimizde bir gezgini ağırlayabiliriz. Ülkemize gezmek veya çalışmak için gelen insanlardan öğrenebileceğimiz ne kadar şey var bir düşünün!

Hediye ekonomisini sürdürülebilir yaşam çerçevesinde kullanarak hayata sadece kişisel anlamda değil toplumsal bir boyutta yararlanabileceğimiz yenilikler getirmek mümkün. Günün sonunda, gerekli istek, yaratıcılık ve sevgiyi kattıktan sonra insanın elde edemeyeceği başarı, çözemeyeceği hiçbir sorun yok!


Çise Ünlüer (17 Ekim 2010)
ciseunluer@hotmail.com

No comments:

Post a comment