Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

04/09/2010

Dünyada Yenilenebilir Enerji



Küresel ısınmaya sebep olan nedenler doğal ve yapay olanlar şeklinde incelenebilir. Doğal nedenler arasında güneşin etkisinin yanında, dünyanın presizyon hareketi ve “Güney salınımı sıcak olayı” olarak tanımlanan El Nino hareketi gibi olaylar bulunmaktadır. Yapay nedenlerin en başında, kömür, petrol ve doğalgaz gibi yapılarında karbon ve hidrojen elementlerini bulunduran fosil yakıtların insanlar tarafından yaygın kullanımı gelmektedir.

Günümüzde çoğu ülkede enerji için ağırlıklı olarak kömür, petrol, ve doğalgaz kullanılmaktadır. Fosil yakıtlar denilen bu kaynaklar yenilenebilir değildir. Yenilenebilir olmamaları, bu kaynakların miktarlarının sınırlı olduğunun ve dünyada bilinen rezervlerdeki miktarları azaldıkça fiyatlarının da buna ters orantılı bir şekilde artacağının bir habercisidir. Petrol fiyatlarındaki bu artışa ek olarak bu yakıtların neden olduğu çevre kirlilği ve tüm dünyayı yakından ilgilendiren küresel ısınma gibi sorunlar da eklenince, sürekli bir şekilde kendilerini yeniledikleri için tükenmeyen yenilenebilir enerji kaynaklarının ön plana çıkması kaçınılmazdır.

Enerji ve çevre sorunlarını gidermenin en kalıcı yolu olarak görülen yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesi ve kullanılmasını mümkün kılmak için bu kaynakları ve bugünkü teknolojileri iyi kavramak gerekir. Global enerji gereksinimini karşılamak ve ekonomik bir çözüm sunmak için şu an gelişmiş olan ülkelerde fosil yakıtlar ve nükleer enerji ile birlikte kullanılan yenilenebilir enerji, güneş ışınları, rüzgar, akan sular, jeotermal, zirai mahsüller, endüstriyel ve belediye atıkları gibi çeşitli sürdürülebilir kaynaklardan elde edilmektedir.

Yenilenebilir enerjilerin çoğu direkt ya da indirekt olarak güneşten kaynaklanır. Günümüzde güneş enerjisini kollektörlerle toplayarak ısınma ve aydınlanma amaçlı evlerde ve diğer binalarda doğrudan kullanmak mümkündür. Ancak bugünkü teknoloji ile güneş enerjisinin gerekli miktarda bir yerde toplanarak depolanması, bu işlemde kullanılan kollektörlerin sınırlı yüzey alanına sahip olmasından dolayı kolay değildir. Bu kısıtlamaya bağlı olarak, elektrik enerjisi üretmek amacı ile bir ülkenin gelir kaynağı olan tüm tarım alanlarının güneş panelleri ile kaplanması mantıklı değildir.

Ancak güvenilir ve ekonomik çözümler sunan yeni teknolojiler geliştirilirse güneş enerjisi tüm ülkelerin elektrik enerjisi gereksinimlerini karşılayacak duruma gelir. Güneş enerjisini elektrik enerjisine çevirmek için kullanılan fotovoltaik (PV) piller üzerlerine düşen güneş enerjisinin ancak 10-20%’sini elektrik enerjisine dönüştürmekle kalmaz, saati yaklaşık 20 cent/kW-saat olacak şekilde fiyatlandırıldığı için ekonomik açıdan da tam anlamı ile cazip bir çözüm sunmaz. Fakat bu alanda çalışmalar gerçekleştiren kurumlar tarafından bu miktarın 2020 yılına kadar 6 cent/kW-saat’a kadar düşmesi beklenmektedir.

Güneşin ısıtmasındaki farklılıklar ve yerkürenin yüzey yapısının değişik formlarda oluşundan dolayı rüzgarlar meydana gelir, rüzgardaki enerji rüzgar türbünleri yardımıyla yakalanır. Bir bölgedeki rüzgar akışı, o bülgedeki bitki yapısı, akarsular, göller, denizler, dağlar, ve tepeler gibi faktörlere bağlıdır. Yeryüzüne ulaşan güneş enerjisinin yaklaşık olarak yüzde iki (2%)’si kadar olan rüzgar enerjisi, güneş ışınları olduğu sürece olacağından dolayı rüzgar enerjisinde kaynak tükenmesi diye bir olay söz konusu değildir. Rüzgar enerjisinin yel değirmeni ve su pompaları gibi aletlerde mekanik güç elde etmek için kullanılmasına ek olarak, bir jeneratör aracılığı ile rüzgarın kinetik enerjisini elektriğe döndürmek mümkündür. İlk olarak 1980 yılında Danimarka’da gerçekleştirilen bu işlem, rüzgar türbinlerinin geliştirilmesinde atılan ilk adımdır.

Petrol fiyatlarındaki sürekli artışla doğru orantılı olarak rüzgar enerjisinin kullanımına olan ilgi artmış, 1980 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde 80 cent/kW-saat olan enerji fiyatı 2002 yılında 4 cent/kW-saat’a kadar düşmüştür. Temiz bir enerji kaynağı olmalarına rağmen verimlilikleri tamamı ile rüzgar gücüne bağlı olan türbinlerin bağlı olduğu rüzgar santralleri bulundukları çevrelerde gürültü yapar ve çevredeki kanatlı hayvanlara çok zarar verir. Bu nedenlere ek olarak estetik bir görüntü sunmadıkları için bu kaynağa olan talep olması gerekenden daha düşüktür.

Önümüzdeki hafta diğer yenilenebilir enerji kaynaklarına değinerek bu kaynakların ülkemiz için yararlarından ve nasıl uygulanabileceklerinden bahsedeceğiz.


Çise Ünlüer (5 Eylül 2010)
ciseunluer@hotmail.com

No comments:

Post a comment