Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

12/08/2010

Mutluluğa Giden Yolda Pozitif Düşünce



Halkımızda artış gösteren endişe, bağımlılık, sinir ve depresyon gibi olumsuz durumlarla filizlenen tutum ve duygular bireylerin sağlığını bozduğu gibi, eylemlerimizdeki temel değerlerin kaybına neden olarak, çevreye ve topluma da zarar vermektedir. Çevremizdeki dünya ve birbirimizle daha az ilgilenir ve daha az işbirliği yapar durumdayız. Bu durumda pozitif düşüncenin ne gibi bir katkısı olabilir?

Günlük hayatta bizi olumlu veya olumsuz etkileyen sınırsız olayla karşı karşıya kalıyoruz. Etrafımızdaki insanların davranışları ve kontrolümüz dışında olan diğer etkenleri değiştirme şansımız olmasa da, olaylara nasıl yaklaşacağımız tamamen bizim elimizde! İnsanı iyileştiren ve mutluluğun esas kaynağı olan sevginin insanın doğasının özünde bulunduğunu unutmayarak mümkün oldukça olumlu bir yaklaşım sergilemek şaşırtıcı sonuçlar ortaya çıkarabilir.

Pozitiflik, zihinde birikebilen ve hepimizin aşina olduğu soyut, ruhsal bir nitelik, ya da enerji olarak tanımlanmaktadır. İçimizdeki sevgi, huzur ve neşe gibi değerlerin farkına vararak, varlığımızın evrendeki önemini anlamak, bu yolda atılan ilk adımdır. Pozitif bir zihin yapısı, sadece kendisinde iyileşme sağlamakla kalmaz, bu enerjinin doğal olarak pozitif duygular olarak dışarıya, başkalarına doğru akmasını mümkün kılar. Pozitif düşünceler ve duygular, merhamet ve anlayış gibi nitelikler olarak ortaya çıkar.

Her zaman erişmek istediğimiz mutluluk için kendimize zaman ayırmamız şart. Rahatlamanın zihinsel dengeyle başladığını aklımızda tutarak, kişisel sağlık ve yaşamla uyum sağlamak için içsel deneyi kurmamız gerektiğini anlayabiliriz. İçsel denge, bir başkası tarafından sağlanacak bir durum olmadığı gibi tamamı ile insanın kendi içinde olan bir histir. Gün boyunca kendi kendimize, fırsat buldukça, huzurlu, sağlıklı, ve mutlu olduğumuzu hatırlatarak zihinsel dengeyi kurma yolunda ilk adımı atabiliriz. Geçirilen dengeli bir gün, dengeli bir geceyi ardından getirererek sürekli devam eden denge ve huzur sağlığımıza da yansıyacaktır.

Her insan düşüncelerine göre yaşar. Hayatta kendimiz için istediğimiz tüm şeyleri düşünce gücümüzle elde etmek mümkün. Yeter ki insan hayattaki arzularını ertelemeden ve hiçbirşeyin “olanaksız” olmadığını aklına yerleştirerek, amaçlarını belirledikten sonra hedefe doğru ilerlemeye başlasın. Belirlediği amaçlar doğrultusunda insanın kendine inanması ve arzuladığı hedef için çaba göstermesi gerek. Ancak unutmamak gerek ki, hedefe ulaşma yolunda düşüncelerimizi ve hedeflerimizi herkesle paylaşmak ilk başlarda zararsız gibi görünse de, ilerlediğimiz yoldan bizi geri çevirmek isteyenler çıkabileceğinden belli riskler taşımaktadır.

Çabalanan yolda esnek olmak ve gerekirse planları değiştirebilmek başarılı olmak açısından önemlidir. Hedefler üzerine yoğunlaşarak arzularımızı bir yere yazmak, onlara olumlu enerji yüklememize yardımcı olabilir. İster mutluluk, ister başarı, elde etmeye çalıştığımız hedef ne olursa olsun, mutlaka bizim olacağına son ana kadar inanmalıyız. Bu yolda pozitif düşünceyi mümkün kılmak için kendimizi olduğumuz gibi sevmeli ve onaylamalıyız. Sevgiyi hakketiğimizi bilerek, mutluluk ve başarıya hazır olduğumuzu kendimize durmadan hatırlatmamız gerekir.

Hayatta yetenekli olmak yeterli olmadığından deneyim ve tecrübelerimizi başka insanlarla paylaşmak hem kendi iç huzurumuzu dengede tutmak açısından hem başkalarına yardımcı olmak açısından önemidir. Kim bilir, başkasına yardım edeyim derken biz de yeni birşeyler öğrenebiliriz! Tüm çevremizle uyum ve denge içinde, hayatta emin adımlarla ilerlemeli, doğru zamanda doğru yerde olduğumuza inanarak hayatımıza bolluk ve huzur katmak için yaşamla bütünleşmeliyiz. Göreceyiz ki, insan geçmişini kabbulenerek hayatla derin bir uyum içerisine girdiği zaman, arzuladığı tüm amaçlarını yerine getirebilmesi için önündeki engeller tel tel kalkıyor.

Hayatta ne düşünürsek baskın düşüncelerimize doğru hareket ederiz. İstemediğimiz bir şeyi düşünüyor bile olsak, zihnimiz bu düşüncelerle dolar. Oysa bir engelle bir fırsat arasındaki tek fark takındığımız tutum ve olaylara bakış açımızdan ibarettir. İnsanın kişiliğinin gelişmesinde ve sorunlara karşı pratik ve kalıcı çözümler üretmesini zorlaştıran bu engellerden kurtulmak ve mutlu olabilmeyi başarmak için, hayatın iyi yönlerini görebilmek gerekir. Günün sonunda, ne kadar mutlu olduğumuzu belirleyen hayatta başımıza gelenlerden çok, başımıza gelenelere nasıl tepki verdiğimizdir...


Çise Ünlüer (15 Ağustos 2010)
ciseunluer@hotmail.com

No comments:

Post a comment