Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

21/12/2012

Köleliğin Modası Çoktan Geçti




Apple’ın daha geçenlerde piyasaya sürdüğü, sırf çıkar çıkmaz sahip olabilmek için dünyanın birçok yerinde insanların bir gece öncesinden mağazaların kapılarında kamp kurduğu yeni iPhone’unu beğendiniz mi? Peki nerdeyse kuş tüyü kadar hafif olan mini iPad’ını nasıl buldunuz? Aldıysanız gururla kullanıyor, almadıysanız da alabileceğiniz günün hayalini kurarak mı yaşıyorsunuz?

İmajın herşey olduğu bir dünyada yaşıyoruz... Ama işin acı yanı, bu imajın, sahip olduğumuz değerler yerine giydiğimiz kıyafetten sürdüğümüz arabaya, kullandığımız telefonun markasına kadar saçma sapan ölçeklerle belirlenmesi!

Markalar sürekli artan talepleri yetiştirmek için çalışanlarına eziyet çektiriyor, adeta köle gibi ara vermeden saatlerce çalışmaları için baskı yapıyor. Özellikle yaklaşan Noel ve yeni yılda herkesin birbirine gerekli gereksiz hediye alma yarışına girmesi ile oluşan tüketim çılgınlığının bedelinin ödediğiniz ürün fiyatının miktarından çok daha fazla olduğunun farkında mısınız? Peki bu bedeli asıl kimin ödediğini? Hiç kuşkusuz bizim bu doyumsuzluğumuzu tatmin etmek için fazla mesai yapan fabrika isçileri.

İşin bir diğer acı yanı, fabrika patronları, bu artan talepleri karşılamak için işçi sayısını artırmak yerine var olan işçilerinin haklarını sömürerek çalışanlarını 16 saatlik vardiyalar halinde çalışmaya ve aradaki vakitlerde de fabrikadaki depoların sert zeminlerinde uyumaya zorluyor. Çalıştıkları süre boyunca yemek ve tuvalet izni olmayan işçiler, bu ihtiyaçlarını 10 dakikalık molalar ile gideriyor.

Apple ve daha birçok ünlü elektronik firması için Çin’de parçalar üreten Foxconn’daki çalışma koşullarını duyunca elinizdeki telefon veya bilgisayarları iç rahatlığıyla kullanmak için ruhsuz olmak gerek. Ayda sadece 100 dolar gibi bir miktar kazanan bu işçiler en az bir hapishane kadar ağır koşullarda hem yaşıyor hem çalışıyor. Çoğu zaman gün boyunca oturma şansları bile olmayan bu çalışanların Çin yasalarından destek görmesi imkansız çünkü bu ülkede işverenler, çalıştırdıkları işçilerin çalışma saatlerini ve şartlarını istedikleri gibi ayarlayabiliyor.

Gittikçe daha da umutsuz bir hal alan bu ortamlarda göz kırpmadan çalışmaya zorlanan işçiler, sonunda intihara kadar giden bunalımlar yaşamaya başlıyor. Haytına son veren işçilerin sayısı arttıkça çalışma koşuşullarının iyileşmesini beklersiniz değil mi? Ne yazık ki konum Çin gibi insan haklarının çok da ciddiye alınmadığı bir ülke olunca, Foxconn da çözümü tüm fabrika binalarının etrafına, yerden 6 metre yükseklikte fileler yerleştirerek buluyor. İlk bakışta binaların tadilat veya benzeri bir onarımda olduğu imajını verse de, bu fileler aslında günde 16 saat hiç durmadan üretim bandının önünde iPhone’unuzun parçalarını takmaktan bunalıma giren işçilerin bu eziyete dayanamayıp atladıklarında ölmelerini, ve bu şekilde şirketin imajını zedelemelerini engellemek için! Dedik ya, bu dünyada imaj herşey!

Bu şekikde hayatını kaybeden insanların sayısı ne kadar artmış olmalı ki dünyanın bir diğer ucunda, Çin gibi iç politikası dış dünyaya nispeten kapalı olan bir ülkede yaşananları, hiçbir şeyden habersiz, mutlu mesut iPad’larımızda Angry Birds kuşlarını ordan oraya savurarak eğlenen biz bile duyduk! Gerektiği kadar olmasa da yankı uyandıran bu intihar haberlerinden Apple da biraz “rahatsız” olmuş ki, müşterilerine aralıksız ürün hazırlayan Foxconn’un bu işçilerin çalışma şartlarını düzelteceğini söylemiş. Ancak bugüne kadar konu ile ilgili pek de bir detaylı açıklama, ya da elle tutulur bir icraat olduğu söylenemez.

Göz alıcı olduğu kadar yanıltıcı birçok marka peşinden koşan insanları gördükçe insanlığın gittiği yönün ne kadar gerçekten uzak bir hal aldığına üzülmemek elde değil.
Bir evvelki gece arkadaşlarınızla çıktığınız eğlencede çektiğiniz fotoğrafları Facebook’ta paylaşırken, veya Angry Birds oynarken, dünyada sizden çok daha az şanslı bir milyon Asyalı çalışanın saatlerdir aç susuz ayakta çalışmaktan bitap bir şekilde bir sonraki telefonunuzun tuşlarını yerleştiriyor olduğunu düşünmek içinizi acıtmıyorsa, bir kere daha düşünün...

Düşünün, ve 2013’e girerken değerlerinizi bir daha gözden geçirin. Çünkü geleceğimizin sürdürülebilirliği tüketim çılgınlığında değil, doğaya ve insana değer katan girişimlerde saklı....


Çise Ünlüer (23 Aralık 2012)
ciseunluer@gmail.com

No comments:

Post a comment