Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

03/03/2011

2011’de 11 Yeşil Adım

Gelişimi için çocuğunuza verdiğiniz yiyeceklerin ne gibi maddeler içerdiklerinin farkında mısınız? Avrupa'da yapılan bir araştırmaya göre 10 yaşındaki bir çocuk, yiyecekler yoluyla her gün bir kısmı kanserojen olan ortalama 128 kimyasal kalıntıya maruz kalıyor. Peki 81 değişik ürün aracılığı ile çocuklara taşınan kimyasal kalıntılar neler ve bu maddeler çocukların sağlığını nasıl etkiliyor?

Fransa ve Belçika’nın çeşitli bölgelerinden, dengeli beslenen 10 yaşında bir çocuğun gün boyunca yediği yiyeceklerden satın alınarak yapılan çalışmalar, bu yiyeceklerin farklı laboratuarlara gönderdildikten sonra çıkan sonuçların incelenmesini içeriyor. Çıkan sonuçlar arasında incelenen yiyeceklerde tarım ilacı kalıntısı, dioksin, ve ağır metaller olup olmadığı araştırılıyor.

Çalışmalar ilginç sonuçları gün ışığına çıkarıyor. Örneğin, somon balığı ve peynirde bulunan kimyasal maddelerin bir kısmı kanserojen. Sabah kahvaltısında çocuklara yedirilen tuzsuz tereyağında ise 15 tarım ilacı kalıntısına rastlandı. Bir ürün içerisindeki tüm bu kimyasal kalıntılar tek başlarına yasal sınırlar içinde olmalarına rağmen, gün boyunca tüketilen farklı yiyecekler içindeki kimyasallar bir araya geldikleri zaman insan vücudunda yaratacakları etki endişe yaratacak boyutlarda! Sonuç, farklı yiyeceklerden insan vücuduna giren kimyasalların biraraya gelmesi ile oluşan bir “kimyasal kokteyl” ve insan sağlığı üzerindeki gözardı edilen uzun süreli etkileri.

Greenpeace Akdeniz, 2011 yılında tüm insanların daha adil ve doğaya duyarlı bir dünyada yaşamasına fırsat tanıyacak 11 yeşil adım önerisi sunuyor. Bunların en başında çöplerin ayrıştırılarak yeniden kullanılması geliyor. Kağıt, teneke ve cam şişe gibi maddelerin geri kazanılması veya geri dönüşüm için gerekli yerlere ulaştırılması çevrenin korunmasında büyük önem taşıyor. Dikkatli incelerseniz, çöpe atılan malzemelerin çoğunun yeniden kullanılabilir malzemelerden oluştuğunu göreceksiniz. Bunu farkettikçe, şişe, zarf, ve plastik torbalar gibi tekrar kullanımları mümkün olan elinizdeki tüm maddeleri yeniden değerlendirmeyi deneyebilirsiniz.

Çöp depolama alanlarından yeraltı sularına ve toprağa karışarak kirlilik yaratan ve doğaya zarar veren kimyasal maddeleri içeren atık pilleri çevreye ya da çöpe atmak yerine önceden belirlenen toplama merkezlerinde bulunan atık pil kutularına bırakmak gerekir. Bu sayede, pillerden çıkan kimysalların daha sonra içtiğiniz su ve yiyeceklerinizi yetiştirdiğiniz toprağa karışmasını engelleyerek olası sağlık komplikasyonlarının da önüne geçebilirsiniz.

Daha yeşil olma yolunda atabileceğiniz bir diğer adım daha az et yeme, ve mümkünse vejeteryanlığa yönelmek olacaktır. Tamamı ile vejeteryan olmanın size uygun olmadığını düşünseniz bile, daha az et yemenin sağlık açısından daha yararlı olmasının yanında karbon ayak izini azaltmanın en hızlı yollarından biri olduğu iyi bilinen bir gerçek. Bunların yanında, hayvan endüstrisinin hayvanların eziyet görmesine neden olduğunu ve çoğu zaman ortaya sağlıksız gıdaların çıktığını düşünecek olursanız, haftanın en azından birkaç gününü et yemeden sebze ağırlıklı beslenmeye ayırarak işe başlayabilirsiniz.

Gelişen teknoloji ile yenilenen tarım teknikleri sayesinde nerdeyse tüm yıl boyunca canınızın çektiği tüm meyve ve sebzelere ulaşmak mümkün. Ancak mevsimsel ve yerel meyve ve sebzeleri seçerek bu ürünler sayesinde vücudunuza aldığınız kimyasal maddelerin miktarını azaltmak mümkün. Kış ortasında ananas yemek çok cazip bir fikir gibi gelse de, bu gıdalar ya çok uzak ülkelerden getirildiği ve çok fazla enerji tüketen seralarda yetiştirildiği için sürdürülebilir olmaktan çok uzak ya da farklı kimyasal tarım ilaçları içerdikleri için sağlıklı olmatan çok uzak... Her şekilde, yaşadığınız yerde hangi mevsimde hangi sebze ve meyvelerin yetiştiğini öğrenerek bunları tercih etmek sağlıklı olmakla birlikte doğaya da duyarlı bir yaklaşımdır.

Çoğumuz küçük yaşta öğrenip zevkle sürdüğümüz bisikletlerimizi bir süre sonra tamamı ile unutuyoruz. Ülkemizde bisiklet yolları yok denecek kadar az olduğu için uygulaması zor bir karar olsa da, en azından kısa mesafelerde araba yerine bisikleti tercih ederek hem karbon salımınızı azaltabilir hem de formunuzu koruyabilirsiniz. Bisikletiniz yoksa kısa mesafelerde yürüyüşü tercih etmek de bir diğer çözüm. Ulaşımda yürüyüş ve bisikletten sonra tercih edilmesi gereken en iyi yaklaşım olan toplu taşıma, daha fazla insanın ulaşımını sağladığından trafiği azaltmakla kalmaz, gideceğiniz yere daha rahat gitmenizi de sağlar. Trafiğe çıkan her bir araç daha fazla petrol, daha fazla karbon salımı ve daha fazla trafik anlamına geldiğinden, toplu taşımanın tercih edilmesi, neden olduğunuz karbon salımını da ciddi ölçüde azaltacaktır.

Bir ağacın yaşadığı süre boyunca yüksek miktarlarda karbondioksit emdiği daha önce birçok kez vurgulanan bir gerçek! Bu noktadan hareket ederek ağaç dikin ve mümkün oldukça çevrenize de hediye edin. Unutmayın ki bu aktivite sadece kendi yaşadığınız yerle sınırlı olmak zorunda değil! Ormanlarda belirlenen birçok alana ağaç dikebilir, bu konuda çalışan organizasyonlarla iletişime geçerek ülkemizdeki farklı yerlerin yeşillendirilmesine katkıda bulunabilirsiniz.

Günün uzun bir bölümünü geçirdiğiniz ev ve işyerlerinizin enerji verimliliğini arttırmak sizin elinizde! Örneğin, ampullerinizi enerji tasarruflu olanlarla değiştirmek ve kullanılmadıkları zamanlar televizyon ve bilgisayarınızı kapatmak enerji tüketiminizi azaltarak yüksek miktarlarda enerji tasarrufu yapmanızı sağlayacaktır. Buna benzer tasarruf yaklaşımlarını bulunduğunuz ortamların ısıtma ve soğutmasında da uygulayarak her ay ödediğiniz faturalarda ciddi azalmalar görebilirsiniz.

Hepimizi ilk görüşte heyecanlandıran yeni elektronik cihazlar, düşündüğünüzden fazla emek ve enerji harcanarak elinize ulaşıyor ve çoğunun geri dönüşümü mümkün değil! Bu yıl yeni bir cep telefonu, bilgisayar ya da televizyon almadan önce bir kez daha düşünerek bu cihazlara gerçekten ihtiyacınız olup olmadığına karar vermeden elinizi cüzdanınıza uzatmayın. Uzun zaman kullanım sonucu bozulan ve yenisi ile değiştirilmesi gereken cihazların eskilerini bir elektronik atık geri dönüşüm tesisine göndermek için girişimlerde bulunun. Çoğu büyük marka, çalışmayan eski elektronik cihazların parçlarını tekrar kullandıkları için bu cihazları kabul ediyor.

Gerçek eğlence veya dinlenmenin televizyon ve bilgisayar karşısında saatler geçirmek olmadığını akılda tutarak, doğada daha çok vakit geçirmeye özen gösterin. Haftada bir kez bile olsa yeşil bir alanda yürüyüş yapma alışkanlığı edinerek doğa ile aranızdaki bağı güçlendirin.

Son olarak, günlük hayattaki plastik kullanımınızı azaltın. Örneğin, naylon torbalar yerine bez torba kullanmayı tercih ederek daha şık bir görüntü oluşturabilir ve doğaya bıraktığınız atık miktarını azaltabilirsiniz. Suya her ihityaç duyduğunuzda marketten alacağınız pet su şişeler yerine tekrar tekrar kullanılabilen kendi şişenizi yanınızda taşımak daha sürdürülebilir bir yaklaşım olacaktır.


Çise Ünlüer (6 Mart 2011)

No comments:

Post a comment