Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

25/01/2013

Sakin Şehir: Cittaslow





Her ne kadar çoğu zaman olumsuzlukları göze batsa da, ülkemizde güzel girişimlerin de olduğunu görmezden gelemeyiz. Bu hafta sizlere kentlerdeki yoğun yaşam karmaşasının içinde unutulan kültür ve yaşam tarzımızı esas alan vizyonuyla Yeniboğaziçi Belediyesi’nin gerçekleştirdiği Cittaslow-Sakin Şehir hareketinden bahsetmek istiyorum.

Ciddi anlamda bir insan hakları savunucusu olan Slow Food hareketinden geçen yıllarda bahsetmiştik. Bu hareketin merkezinde, toprağın sunduğu, insanoğlunun asırlar boyunca mükemmelleştirdiği lezzetlerin zevkine varmak, eşsiz lezzetlerin doya doya tadını çıkarmak geldiği gibi, hızlanan hayatı normal ritmine döndürerek yavaşlatmak hedefleniyor. Büyüklerimizin büyük emekler sarfederek günümüze kadar getirdikleri geleneksel lezzetlerimizi hiçe sayarak tat zevkimizi basitleştiren, yerel lezzetlerin giderek yok olmasına neden olan, amacı sadece para kazanmak olduğu için bu yolda gözü dönmüş bir şekilde önüne çıkan tüm engelleri kültür ve geleneklerimizi hiçe sayarak yok eden fast food şirket zincirlerleriyle mücadele eden Slow Food hareketinden ortaya çıkan Sakin Şehir hareketi, öğrenmeye değer!


Devamını burdan okuyabilirsiniz...


Çise Ünlüer - Yeşile Dönüş



18/01/2013

Kış Ayları İçin Mutluluk Reçetesi



Her dört kişiden birinin kış depresyonu geçirdiğini biliyor musunuz?

Ülkemizde de soğuk geçen kış aylarında insan ister istemez kapalı havadan etkileniyor. Kış aylarının kasveti sizi de etkiliyor mu? Zamanınızın çoğunu evde uyuyarak geçirmek istiyor, enerji azlığı, yorgunluk ve baş ağrısı gibi bedensel ağrılarda bir artış mı yaşıyorsunuz? Ruhsal çöküntüye kadar gidebilecek olan bu durumun önüne geçmek istiyorsanız, eliniz dontoronuzu aramak için telefona, veya daha kötüsü ilaç kutularına gitmeden bir durun! Bir mutluluk reçetesi olarak da kullanabileceğiniz bu yazı size ilaç gibi gelecek.



Çise Ünlüer - Yeşile Dönüş

11/01/2013

Birinin Çöpü Başkasının Hazinesi




Bu haftaki yazımız insan hayatının devamını ve bu süreçte karşılaşacağımız tehlikeleri ortadan kaldırmayı hedefleyen diğer buluşlarla devam ediyor.

Çeşitli nedenlerden dolayı aylardır yüzleşmek durumunda kaldığımız çöp probleminin en çarpıcı yanlarından biri hastahanelerin arkasında bulunun alanlarda, gayet sağlıksız bir şekilde bekletilen tıbbi atıklar. İçinde hastanın tüm özelliklerini taşıyan bu atıklar, direk kanalizasyonlara atılarak insan ve çevre sağlığını tehdit ediyor. Asidik ve bazik etkileri ile ekolojik dengeyi bozmakla kalmayan tıbbi atıklar, canlı hayatının devamı için vazgeçilmez bir unsur olan su ve toprağın en önemli kirleticileri arasında yer alıyor. Bunu göz önünde bulunduran bir Türk girişimci, her gün kanalizasyona karışan tonlarca tıbbi sıvı atığın çevreye ve su kaynaklarına yayılmasını engelleyecek bir buluş gerçekleştirdi.

Türkiye'de tıbbi sıvı atıkların berterafı konusunda tasarlanmış, bilimsel verilere dayanan “Neutralab”, tıbbi sıvı atıkların nötralizasyonu ile dezenfeksiyonu alanında gerçekleştirilen çalışmaların bir ürünü. Neutralab’ın yaratıcıları, dezenfeksiyonda en dirençli patojenlerin hedeflendiğini ve bu şekilde diğer patojenlerin de bertarafının sağlandığını iddia ediyor. Bu yöntemin sağlık kuruluşlarında tıbbi sıvı atık kaynağı olan laboratuarlar, diyaliz merkezleri, sterilizasyon üniteleri, diş tedavi merkezleri, ameliyathaneler, ve yoğun bakım ünitelerinde kullanılmasıyla, bu noktalardan kaynaklanan enfeksiyonel hastalıkların çevreye ve su kaynaklarına yayılmasına engel olunabileceği belirtiliyor.

Neutralab, Avrupa Komisyonu tarafından 2 yılda bir düzenlenen “Sürdürülebilirlik İçin İnovasyon - Avrupa Birliği Çevre Ödülleri 2012 - Türkiye” kapsamında düzenlenen yarışmada ürün kategorisinde birincilik ödülünü de kazanarak önemli bir başarı yakaladı. Bu noktada, bu ve benzeri ürünlerin yaygın bir şekilde kullanılması için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı'nın tıbbi atıkların bertarafı konusunda sağlık kuruluşları ve diğer kirleticilere yönelik yasal tedbirler alması ve bunların uygulanması bekleniyor.

Günlük kullanım sonucu her gün hepimizin evinden çıkan sebze ve meyve atıkları, ve ülkemizde yetiştirilen hayvan gübrelerini kullanarak elektrik üretilebileceğini biliyor muydunuz? Etkilerini gittikçe daha fazla hissettiğimiz küresel ısınmayı tetikleyen fosil yakıtlardan elde edilen enerji yerine getirilen bir diğer çözüm ise organik atıklardan elde edilen biyogaz kaynaklı elektrik. Dünyada birçok farklı örneği bulunan bu alanda dikkat çeken girişimlerden biri Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi, Kocaeli Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Süleyman Demirel Üniversitesi ve Akdeniz Üniversitesi'nin 2007 yılında imzaladığı protokolle başlayan biyogaz projesi.

Üretim Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’yle çalışan İzmit Atık ve Artıkları Arıtma, Yakma ve Değerlendirme A.Ş (İZAYDAŞ) tarafından gerçekleştiriliyor. Aslında işin sırrı, insan ve hayvanların yaşamlarını sürdürebilmek için gün boyunca ürettiği atıkların bir araya getirilmesi ve doğru şekilde değerlendirilmesinde yatıyor. Bu çalışma kapsamında, yeşil alanlardan kesilen çimler, belediye mezbahalarından getirilen işkembe içi atıklar, sebze ve meyve atıkları ile büyükbaş ve tavuk gübreleri kullanılarak saatte 330 kilovat elektrik üretebilen biyogaz ve kaliteli gübre elde ediliyor. Daha sonra çeşitli test ve kontrollerden geçen tesisin Enerji Piyasası Denetleme Kurumu (EPDK)’ndan lisans almasıyla, bitkisel ve hayvansal atıklardan elde edilen elektrik ulusal şebekeye de ulaştırılıyor.

Çöplerin doğaya zarar vermeyecek şekilde ortadan kaldırılmasını mümkün kılan bir diğer proje ise Denizli’de gerçekleştiriliyor. Özellikle insanların yoğun olarak yaşadığı şehirlerde yeşil alanların sayısının artırılmasını, ve evler ile pazar yerlerinden çıkan atıkların güvenli bir şekilde değerlendirilmesini hedefleyen belediyeler bu projeye ilgi gösteriyor. Gelin yakından bakalım...

Yeşil alanlardan kesilen çimler, budanan ağaçlar, pazarlardan çıkan meyve ve sebzelerin ilgilenilmeden boşa bırakılması halinde çürüyerek etrafa kötü koku yayması yerine değerlendirilerek kullanışlı bir kaynağa dönüştürülmesi amaç ediniliyor. Proje kapsamında, bölgedeki park, bahçe ve pazar yerlerinden elde edilen yeşil atıklar, makineler yardımıyla posa haline getirilip üzüm bağlarında ve kültür mantarı yetiştiriciliğinde gübre olarak kullanılıyor. Bu süreçte gerçekleştirilen ilk adım, yeşil atıkların belediyelerin çöp alanlarında toplanması. Burada bekletilen atıklar yaklaşık 9 hafta sonrasında kendiliğinden gübre haline geliyor. Bu şekilde her yıl yüzlerce ton organik gübre üreten belediye, bunu daha sonra üzüm bağlarında ve mantar üretiminde kullanıyor.

Geçtiğimiz aylarda ülkemizde de yaşadığımız gibi çöplerin düzenli toplanıp depolanmaması halinde ortaya gittikçe dayanılmaz bir koku çıkıyor. Oysa evsel ve sektörel atıkların tek tek ayrıştırılıp işlenmesi gerekiyor. Tabii önce insanların çöpleri ayrıştırması için bilgilendirme yapmak önemli. Bu şekilde evsel atıklar, yeşil atıklar, ve tıbbi atıklar ayrı ayrı toplanabilir. Bu atıkların canlı sağlığı üzerindeki risklerinin ortadan kaldırılması ve atıklardan elektrik üretimi sağlanması ancak bu vizyonda mümkün olabilir.


Çise Ünlüer (13 Ocak 2013)

ciseunluer@gmail.com

04/01/2013

Green Dot Ödülleri




Alanı ne olursa olsun, üniversitelerde yapılan araştırmaların bilime ve insanlığın gelişimine koyduğu katkı tartışılmaz. Geçtiğimiz hafta yüzümüzü güldüren haberlerden biri Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden geldi. ODTÜ Mimarlık Fakültesi, Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü’nde araştırma yapan bir ekip, ulaşım, mimarlık, ürün ve hizmet alanlarında yılın en sıra dışı çevreci proje ve çalışmalarını ödüllendiren, “çevre oscarları” olarak da anılan Green Dot Awards 2012 yarışmasında toplam 14 ödülün üçünü almaya hak kazandı.

Tüm dünyada giderek artan çevre bilincinin ürünler üzerindeki duyarlılığını vurgulamak amacıyla, çevre dostu bir şekilde üretilmiş seçkin ürünleri desteklemek için 2008 yılından itibaren Amerika Birleşik Devletleri'nde her yıl düzenlenen Green Dot Awards, dünyanın en prestijli ödüllerinden biri. ODTÜ adına geri dönüşüm, atık malzeme kullanımı ve sürdürülebilir enerji gibi alanlara yoğunlaşarak ödül alan projeler ise birbirinden umut verici.

“Living Pots Sürdürülebilir Yetiştirme Sistemi” şeklinde tanıtılan çalışmada, atık kereste kullanarak düşük karbon salınımı ve tamamen geri dönüşümlü yetiştirme üniteleri elde edilebileceğini, ve yalnızca ahşap üzerinde üretilebilen “shitake” isimli mantar çeşitlerinin dahi bireysel veya endüstriyel olarak yetiştirilebileceğini kanıtlayan tasarım Endüstriyel Ürünler kategorisinde ikincilik ödülü kazandı. Tasarım sayesinde bu mantar türünün yetiştirilmesi için artık ağaçların kesilmesine gerek kalmayacak ve saksılar üst üste istiflenip, endüstriyel kullanımda geniş üretimler yapılabilecek.

ODTÜ’lü takıma Ev Aletleri kategorisinde ikincilik ödülü kazandıran proje ise kapalı su döngü sistemiyle buharlaşan suyu yoğuşma ile geri kazanan, suyun ısınma süresini de azaltan, ve böylece su ve enerji korunumu alanına yenilikler getiren “Twist Su Kaybetmeyen Kettle” oldu. Aynı ekip, aynı anda iki kişinin sörf veya yelken yapabilmesine olanak sağlayan yeni bir deniz aracı sınıfı da yarattı. 4 metre 20 santimetrelik boyuyla eğitim amaçlı veya profesyonel kullanımda sosyal ve eğlenceli bir deneyimle deniz sporlarını teşvik etmeyi hedefleyen “SurfSail42 Sörf ve Yelkenli” tasarımı ile ODTÜ ekibi Ulaşım kategorisinde ikincilik ödülü kazandı. Bu yarışmada kavramsal kategoride yanşan “V-Tent Güneş Enerjili Araç Şarj ve Park Ünitesi” de mansiyon ile ödüllendirildi.

ODTÜ ile duyduğumuz gurur, dünyanın farklı noktalarında zor şartlar altında yaşamlarını sürdürmeye çalışan insanların hayatlarını biraz da olsa kolaylaştıracak buluşlarla devam ediyor. Bu alanda fark yaratan Wakawaka’yı duydunuz mu? Gelin yakından bakalım.

Dünyanın elektrik görmeyen ve mümkün oldukça gaz yağı kullanarak aydınlatılan noktalarına çok daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir çözüm getiren icatlardan biri Wakawaka. Güneş enerjisi ile şarj olan ve bu şekilde kullanıldığı ortamlara 16 saat ışık sağlayan Wakawaka light, tehlikeli, pahalı ve çevreye zarar veren gaz yağından çok daha cazip bir seçenek. Bu ürünü kullanışlı kılan bir diğer özelliği dünyanın çok da güneş görmeyen yerlerinde bile şarj olabilmesi. Sunduğu dört farklı ışık seçeneği arasından en uygun olanını seçerek kamplarda veya acil durumlarda da Wakawaka light’ı kullanmak mümkün. Ürün, şişelerin üzerine yerleştirilerek ayaklı lamba olarak da kullanılabiliyor. Üç yıllık kullanımdan sonra pili değiştirilen Wakawaka, bundan sonraki yedi yıl boyunca sorunsuzca çalışabiliyor. Tüm avantajların yanında, Wakawaka satışları aracılığıyla “iklim kahramanı” eğitim programlarına bağışta bulunmak ve aydınlatması olmayan ailelere ışık gitmesini sağlamak mümkün.

Dünyanın, insanların enerji gibi temiz suya ulaşmakta zorluk çektiği noktalarına bir nevi “hayat” getiren projelerden bir diğeri Eliodomestico. Her yıl dikkat çeken icatları ödüllendiren TIME dergisi tarafından da yılın en iyi icatlarından biri olarak nitelendirilen Eliodomestico, aslında bir arıtım cihazı. Tasarımcı Gabriele Diamanti tarafından temiz suya ulaşımın kolay olmadığı ülkelerde kullanılmak için tasarlanmış. Güneş enerjisi ile çalışarak temiz su sağlayan cihazın her gün en yakın temiz suya ulaşmak için kilometrelerce yürüyen insanların hayatını kolaylaştıracağına kesin gözle bakılıyor.

Önümüzdeki hafta insan hayatının devamını etkileyen ve bu süreçte karşılaşacağımız zorluk ve tehlikeleri ortadan kaldırmayı hedefleyen diğer buluşlarla devam edeceğiz.


Çise Ünlüer (6 Ocak 2013)
ciseunluer@gmail.com