Arayın, Yeşil Hayatı Tarayın...

12/01/2012

Çöl Üzerinde Modern Dünya




Bugün sizlere bundan çok kısa süre önce sadece çöl kumlarından ibaret olan ancak 40 yıl gibi kısa zamanda bir alışveriş ve turizm cenneti haline getirilmiş bir yerden bahsetmek istiyorum.

Dubai kimilerine göre eşsiz bir örnek kimilerine göre doğanın katledildiği nokta. Bakış açınız her ne olursa olsun, Ortadoğu'nun modern yüzü, Birleşik Arap Emirlikleri'nin yedi emirliği arasında en popüler olanı Dubai, mutlaka görmeniz gereken bir yer! İstanbul'dan uçakla 4 saat uzaklıktaki Dubai, “Arap kültürüne Avrupa makyajı yapılarak oluşturulmuş bir kent”.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Ortadoğu'da Arap Yarımadası'nın güneydoğusunda bulunuyor. Ülkenin komşuları Umman ve Suudi Arabistan. BAE, Abu Dabi, Dubai, Acman, Füceyre, Resü'l-Hayme, Şerce ve Ummül-Kayveyn adlı yedi emirlikten meydana gelmekle birlikte, ülkenin başkenti ve en büyük ikinci emirliği olan Abu Dabi, aynı zamanda ülkenin siyasi, endüstriyel ve kültürel merkezi konumundadır.

Dubai’ye giderken beni nelerin beklediğini tam olarak tahmin edemiyordum. Hızlı gelişen inşaat şektörü, petrol zengini halkı ve muhafazakar bir kültürü olduğunu az çok biliyordum. Uçak Dubai’ye inerken yukardan gördüğüm yer karşısında şaşırmamak elde değildi. Kocaman bir çölün içerisine kurulu Dubai’de sonradan yapılan birkaç yeşilleştirme çabası dışında nerdeyse hiç ağaç yok! Uçakla Dubai havaalanına inerken sadece birkaç yüksek binayı barındıran bir kum yığını ortasına indiğinizi düşünüyorsunuz. Tüm şehri bir cümle ile özetleycek olursak: çölün ortasında kaybolmuş birkaç gökdelen.

Şehrin finans merkezinde uzun bir yol üzerinde yan yana yer alıyor gökdelenler. Ancak New York ve Singapore gibi finans merkezli şehirlerde görülen o dinamik çalışan insan kalabalığı Dubai’de biraz farklı bir hal almış şekilde. Özellikle metro kullanımı bu farkı daha da belirgin bir şekilde ortaya koyuyor. Ama kıyaslama yapmadan önce belirtmem gerek ki Dubai’nin yolları geniş, metrosu gayet modern, temiz ve düzenli. Trenler zamanında geliyor, insanlar medeni bir şekilde trenin gelmesini bekliyor. Ancak tüm trenlerin içinde sanki her noktası sabunlarla temizlenmiş gibi ağır bir sabun kokusunu andıran rahatsız edici bir koku mevcut. Genel olarak bu ülkelerde yaşayan insanların daha ağır kokuları tercih ettiklerini şehri biraz gezince kısa sürede anlamak mümkün.

Trene girdiğimde bir bütün vagonun tamamı ile kadınlardan oluştuğunu farkediyorum. Trende yolculuk yapan tüm erkek yolcular ise yan vagonlarda toplanmış. Bir sonraki istasyonda trende benim bulunduğum bölüme Dubai’ye yabancı oldukları belli olan turist bir çift giriyor. Trendeki güvenlik görevlisi hemen adamın yanına yaklaşıp o vagonun sadece bayanlar için ayrılmış olduğunu ve erkeklerin seyehat ettiği diğer vagona gitmesi gerektiğini belirtiyor. Böylece çift yolculukları boyunca ayrı vagonlarda seheyat etmek zorunda kalıyor. Bu durum şehirdeki otobüslerde de geçerli. Otobüs bekleme sırasında bir görevli yaklaşıyor, kadınları ve aileleri bir sıraya, yanlız olan erkeklerı ayrı bır sıraya girmeleri için teşvik ediyor. Otobüslerin içinde de ön kısım sadece kadın ve çocouklu aileler için ayrılmış olduğundan erkekler arkada durmak durumunda.

Dubai’de her ne kadar Avrupa standartlarının üstünde bir ulaşım sistemi kurulmuş olsa da, yerli halkın ve buraya işçi olarak çalışmaya gelmiş insanların bu duruma tam olarak adapte olduğu söylenemez. Hemen bir örnek verecek olursak, Avrupa’da tren durur, önce inecek olan insanlar iner, ve o durakta inmek isteyen en son insan ininceye kadar herkes kenarda bekler, sonra yeni binecek olan insanlar yavaşça içeriye girer. Genelde herkesin elinde okuyacak bir kitap veya gazete olur, kimse kimseye bakmaz, ilgilenmez. Dubai’de durum biraz farklı. Trenin gelmesini bekleyen yolcular tren gelince inecek olan insanların tam olarak inmesini beklemeden boş buldukları yerlerden trene girmeye başlıyor, böylece özellikle kalabalık duraklarda küçük bir karmaşa yaşanıyor. Diğer yandan burda geçirdiğim birkaç gün boyunca her gün metroya binmeme rağmen kimsenin elinde yolculuk boyunca boş vakit geçirmemek için okuduğu kitap veya gazete görmedim çünkü genellikle insanlar seyahat vaktini etrafa bakarak geçiriyor. Bunlar küçük noktalar olsa da aslında kültür farkları ile ilgili çok şey anlatıyorlar.

Şehrin en büyük alışveriş merkezlerinden Mall of Emirates ve Dubai Mall dünyadaki tüm rakiplerini arkada bırakacak kadar lüks ve göz alıcı. Özellikle Mall of Emirates saatlerce gezmekle bitmeyecek kadar büyük ve ne ararsanız bulabileceğiniz bir alışveriş merkezi. İçinde tam donanımlı bir kayak merkezi (evet yanlış duymadınız, çölün ortasında bir kayak merkezi!), yurtdışında göreceğiniz tüm restoran zincirleri ve Avrupa ve Amerika’nın tüm gözde tekstil markalarını barındıran bu merkezlerde bol bol alışveriş yapmayı ihmal etmeyen beyaz çarşaflı erkekler ve yanlarında siyah çarşaflı, çoğunun sadece gözleri görünen eşlerini görmek mümkün.

Daha çok batının etkisinde tasarlanmış olan bu merkezlerde kendinizi mağzaların çeşitliliğinde kaybetmiş dolaşıyorsunuz ki aniden hoparlörlerle tüm alışveriş merkezini kapsaycak şekilde içeriye yansıtılan ezan sesi ile kendinize geliyorsunuz. Hocanın vaazı boyunca bina içerisinde normalde ürün reklamlarını yapan tüm elektronik ekranlarda bir camii resmi üzerinde “its prayer time” (dua etme zamanı) şeklinde geçen hatırlatmalar yayınlanıyor.

Ama bu noktada unutmamak gerek ki Dubai’nin nüfusunun büyük bir bölümü buraya çalışmak için gelen Asya, Hint ve Afrikalı insanlardan oluşuyor. Nüfusun sadece yüzde yirmi (20%)’si Arap, geriye kalanı yabancı uyruklu çalışanlar. Trene binmek için alacağınız bileti veren görevliden gün boyu çalışan ailelerin çocuklarına bakan bakıcılara, mağazalardaki servis görevlilerinden temizlik işçilerine kadar nerdeyse tüm çalışanlar yabancı! Bir de buna batıdaki krizden etkilenen şirketlerin buraya gönderdiği Amerika ve Avrupa’lı çalışanlarlı ekleyecek olursak Dubai’nin ne kadar kosmopolit bir yer olduğunu anlamak zor değil. Ancak her ne kadar da batının etkisinde kalmış olsa da, Dubai yine de bir müslüman şehri olduğundan insanın burda hareketlerine biraz daha dikkat etmesi gerekiyor. Tabii etrafındaki komşu müslüman ülkelere kıyaslandığı zaman Dubai’deki yerli halkın dışarıdan gelen insanlara karşı çok daha anlayışlı olduğunu belirtmekte yarar var. Örneğin sokakta rahat giyinimli bayanları, el ele dolaşan turistleri görmek mümkün, ki bu bazı ülkelerde kabul edilen bir durum değil.

Önümüzdeki hafta, çöller üzerine kurulmuş modern bir dünyayı temsil eden Dubai’deki farklı bölgeler ve ülkenin genel kültürünü anlatmaya devam edeceğiz.


Çise Ünlüer (15 Ocak 2012)
ciseunluer@gmail.com







No comments:

Post a comment